gundemdekal.com

Dünya Gündemi

220 yazı

Yunanistan Yüksek Mahkemesi Başkanının evinin önündeki polis aracına molotoflu saldırı

Yunanistan Yüksek Mahkemesi Başkanının evinin önündeki polis aracına molotoflu saldırı

Yunanistan Yüksek Mahkemesi Başkanı Ioanna Klapa'nın başkent Atina'daki evinin önünde bulunan polis aracına molototofkokteyli atılması sonucu yangın çıktı. Olayla ilgili dokuz kişi gözaltına alındı. Yunanistan Yüksek Mahkemesi Başkanı Ioanna Klapa Hristdulea'nın evinin önünde bulunan polis aracına molotofkokteylli saldırı düzenlendi. Yunanistan Devlet Televizyonu ERT'nin haberine göre, dün gece yarısından sonra Hristdulea'nın Atina'daki evinin önünde nöbet tutan polis aracına kimliği belirsiz kişilerin molotofkokteyli atması sonucu araçta yangın çıktı. Yangın nedeniyle nöbet tutan bir polis yaralandı. Hastaneye sevk edilen polisin hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi. Olayla ilgili olduğu şüphesiyle gözaltına alınan 9 kişi, serbest bırakıldı. Yunanistan Hükümet Sözcüsü Pavlos Marinakis, yaptığı yazılı açıklamada, saldırıyı kınadı. Marinakis, "Ne demokrasimiz ne de adalet ve yargı çalışanları gibi demokrasimizin temelleri terörize edilebilir. Faillerin yakalanması önceliğimizdir. Yaralı polisimize acil şifalar diliyoruz" diye konuştu.

Fuji Dağı'nda kaybolan 3 dağcının cesedine ulaşıldı

Fuji Dağı'nda kaybolan 3 dağcının cesedine ulaşıldı

Japonya'nın en yüksek noktası Fuji Dağı krateri yakınlarında, kaybolan 3 dağcının cesedine ulaşıldı. Japon ulusal basını yerli ve yabancı turistleri kazalar konusunda uyardı. Japonya merkezli Kyodo ajansına göre, Şizuoka Eyalet Emniyeti, dağcıların kaybolduğuna yönelik alınan ihbar sonrası arama faaliyeti başlattı. Fuji'ye tırmanılan patikalarda yapılan aramaların sonucunda, dağın Şizuoka'ya bakan krateri yakınlarında 3 dağcının cansız bedeni bulundu. Yılın büyük bölümünde karla kaplı Fuji Dağı'na temmuz-eylül sezonunda 200 bini aşkın ziyaretçi, popüler yürüyüş patikalarını kullanıyor. Japon ulusal basını, yerli ve yabancı ziyaretçilerin gün doğumunu izlemek dahil, turistik amaçlarla gece boyu yaptıkları tırmanışlar esnasında kazalar yaşanabildiğini bildiriyor. ULUSAL SİMGE UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan ve 3 bin 776 metre yüksekliğindeki Fuji Dağı, Japonya'nın ulusal simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Yamanaşi ve Şizuoka eyaletleri arasında yer alan, ülkenin en yüksek noktası Fuji Dağı, dağcıların uğrak rotaları arasında bulunuyor.

Fuji Dağı'nda kaybolan 3 dağcının cesedine ulaşıldı

Fuji Dağı'nda kaybolan 3 dağcının cesedine ulaşıldı

Japonya'nın en yüksek noktası Fuji Dağı krateri yakınlarında, kaybolan 3 dağcının cesedine ulaşıldı. Japon ulusal basını yerli ve yabancı turistleri kazalar konusunda uyardı. Japonya merkezli Kyodo ajansına göre, Şizuoka Eyalet Emniyeti, dağcıların kaybolduğuna yönelik alınan ihbar sonrası arama faaliyeti başlattı. Fuji'ye tırmanılan patikalarda yapılan aramaların sonucunda, dağın Şizuoka'ya bakan krateri yakınlarında 3 dağcının cansız bedeni bulundu. Yılın büyük bölümünde karla kaplı Fuji Dağı'na temmuz-eylül sezonunda 200 bini aşkın ziyaretçi, popüler yürüyüş patikalarını kullanıyor. Japon ulusal basını, yerli ve yabancı ziyaretçilerin gün doğumunu izlemek dahil, turistik amaçlarla gece boyu yaptıkları tırmanışlar esnasında kazalar yaşanabildiğini bildiriyor. ULUSAL SİMGE UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan ve 3 bin 776 metre yüksekliğindeki Fuji Dağı, Japonya'nın ulusal simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Yamanaşi ve Şizuoka eyaletleri arasında yer alan, ülkenin en yüksek noktası Fuji Dağı, dağcıların uğrak rotaları arasında bulunuyor.

Brüksel'de silahlı saldırı: 2 kişi öldü

Brüksel'de silahlı saldırı: 2 kişi öldü

Brüksel'de, uyuşturucu kaçakçılığıyla bilinen Gare de Midi tren istasyonu yakınlarındaki bir bölgede iki kişi silahlı saldırıda öldü. Şüphelilerin kaçtığı bildirildi. Brüksel'deki Gare de Midi tren istasyonu yakınlarında iki kişi vurularak öldürüldü, ikisi ağır üç kişi yaralandı. Olay, uyuşturucu kaçakçılığıyla bilinen bir bölgede meydana geldi. Bir polis sözcüsü, olayın Belçika'nın başkentinin Saint Gilles bölgesindeki bir kafenin yakınında yaşandığını ve şüphelilerin kaçtığını söyledi. Brüksel bölgesi yetkilileri, bu yıl Saint Gilles'i başkentin 19 bölgesindeki 14 diğer bölge arasında uyuşturucunun yoğun olduğu bir nokta olarak tanımladı. Polis şu ana kadar silahlı saldırı ile şehrin yasadışı uyuşturucu ticareti arasında bir bağlantı kuramadıklarını bildirdi. Adli yetkililerin ilerleyen saatlerde bir açıklama yapması bekleniyor. Belçika'da son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı çeteleri arasındaki rekabete bağlı olarak silahlı şiddet olaylarında artış görülüyor. Brüksel'de ve limanı Latin Amerika'dan yasadışı yollarla ithal edilen kokainin Avrupa'ya ana giriş noktası haline gelen Antwerp'te sokak çatışmaları yaşanmıştı.

Brüksel'de silahlı saldırı: 2 kişi öldü

Brüksel'de silahlı saldırı: 2 kişi öldü

Brüksel'de, uyuşturucu kaçakçılığıyla bilinen Gare de Midi tren istasyonu yakınlarındaki bir bölgede iki kişi silahlı saldırıda öldü. Şüphelilerin kaçtığı bildirildi. Brüksel'deki Gare de Midi tren istasyonu yakınlarında iki kişi vurularak öldürüldü, ikisi ağır üç kişi yaralandı. Olay, uyuşturucu kaçakçılığıyla bilinen bir bölgede meydana geldi. Bir polis sözcüsü, olayın Belçika'nın başkentinin Saint Gilles bölgesindeki bir kafenin yakınında yaşandığını ve şüphelilerin kaçtığını söyledi. Brüksel bölgesi yetkilileri, bu yıl Saint Gilles'i başkentin 19 bölgesindeki 14 diğer bölge arasında uyuşturucunun yoğun olduğu bir nokta olarak tanımladı. Polis şu ana kadar silahlı saldırı ile şehrin yasadışı uyuşturucu ticareti arasında bir bağlantı kuramadıklarını bildirdi. Adli yetkililerin ilerleyen saatlerde bir açıklama yapması bekleniyor. Belçika'da son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı çeteleri arasındaki rekabete bağlı olarak silahlı şiddet olaylarında artış görülüyor. Brüksel'de ve limanı Latin Amerika'dan yasadışı yollarla ithal edilen kokainin Avrupa'ya ana giriş noktası haline gelen Antwerp'te sokak çatışmaları yaşanmıştı.

Dünyanın en korkunç yeri: Kuzey ve Güney Kore arasındaki gerilim yükseliyor

Dünyanın en korkunç yeri: Kuzey ve Güney Kore arasındaki gerilim yükseliyor

Balon savaşları ve birlik saldırıları Kore Tarafsız Bölgesi'nde belirsizliğin artmasına neden oldu. Bu bölgede yaşayanlar siyasi gerilimin ortasına yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Kuzey ve Güney arasında adım adım artan gerilim nasıl başladı,nasıl devam ediyor? Bill Clinton'un 1993'te başkan olarak ziyareti sırasında "dünyanın en korkunç yeri" olarak tanımladığı Kore Tarafsız Bölgesi (DMZ), üç yıl süren çatışmalar sonrasu 1953'te ateşkes sağlanmasıyla birlikte iki Kore arasında tampon görevi görmeye başladı. Son haftalarda sınır boyunca yaşanan olaylar bölgenin yeni bir gerginlik ve belirsizlik dönemine girdiğini gösteriyor. Kuzey, Güney Kore sokaklarına gübre, sigara izmaritleri, kullanılmış piller, kumaş artıkları ve atık kağıtlar saçan binlerce balon gönderdi. Güney'deki muhalif gruplar da Kuzey lideri Kim Jong-un'un meşruiyetini zayıflatmak üzere tasarlanmış broşürler, K-pop ve K-drama yüklü USB bellekler içeren balonlarla karşılık verdi. Güney Kore Birleşme Bakanlığı balonlarla gönderilen atıklar arasından alınan toprak örneklerinde kırbaç kurdu, kıl kurdu ve yuvarlak kurt gibi bulaşıcı parazitlere rastlandığını açıklamıştı. Buna rağmen atıkların miktarının az olması ve ordu tarafından kontrollü olarak toplanması nedeniyle herhangi bir enfeksiyon riski oluşturmadığı belirtilmişti. Ancak endişe verici olan gelişme bu ay 20 ila 30 Kuzey Kore askerinin, DMZ'nin ortasından geçen sınır çizgisinin güney tarafına üç "saldırı" gerçekleştirdiğinin bildirilmesi oldu. Güney'deki mevkidaşlarının uyarı ateşi açmasının hemen ardından askerlerin geri çekilmesiyle sonuçlanan olaylar medya tarafından "kaza" olarak nitelendirildi. DMZ'deki askeri tansiyon artarken, bölge sakinleri, kırılgan barışın devamını umduklarını ancak endişeli olduklarını dile getiriyorlar. "Tüm bu durumlar bizi endişelendiriyor. Bir şey olursa ne olacak? Bu sürekli aklımızda" diyorlar.Bu olayları izlemekle görevli olan Tarafsız Milletler Denetleme Komisyonu (NNSC), Kore savaşının sona erdiği 1953 yılından bu yana DMZ'yi aktif olarak denetliyor ve şu anda beş İsviçreli ve beş İsveçli askerden oluşuyor. BBC'nin geçtiğimiz günlerde yayımladığı habere göre, yeni uydu görüntüleri, Kuzey Kore'nin Güney Kore sınırına yakın birden fazla yerde duvara benzeyen bölümler inşa ettiğini ortaya çıkardı. DMZ içindeki arazinin de temizlendiğini gösteren uydu görüntülerine göre Uzmanlar bunun Güney Kore ile uzun süredir devam eden ateşkesin ihlali anlamına gelebileceğini söylüyor. Güney Kore, 7 yıl aradan sonra ilk kez Koreler arası deniz sınırı yakınlarındaki adalarda tam ölçekli gerçek atış tatbikatı gerçekleştirdi. Güney Kore ordusundan yapılan açıklamada, deniz piyadelerinin 7 yıl aradan sonra ilk kez Sarı Deniz'deki Koreler arası deniz sınırı olan Kuzey Sınır Çizgisi (NLL) yakınlarında tam ölçekli gerçek atış tatbikatı gerçekleştirdiği bildirildi. Tatbikat kapsamında Yeonpyeong ve Baengnyeong adalarına konuşlanan birliklerin, K9 obüsleri, Chunmoo çoklu roketatar sistemleri ve Spike tanksavar füzeleri ile adalar açıklarındaki sulara 290'dan fazla gerçek atış yaptığı açıklandı. Güney Kore son olarak 2017 yılında, Kuzey Kore ile askeri gerilimleri azaltmaya yönelik anlaşma imzalanmadan önce benzer bir tatbikat yapmıştı. Güney Kore, Kuzey Kore'nin ülkenin sınır bölgelerine çöp taşıyan balonlar göndermesinin ardından 2018’de Kuzey Kore ile imzalanan askeri gerilimleri azaltmaya yönelik anlaşmadan tamamen çekilme kararı almıştı. Güney Kore, anlaşmadan çekilmesinin ardından Askeri Sınır Hattı ve sınır adaları yakınlarındaki tüm askeri faaliyetlerine yeniden başlayacağını duyurmuştu. Eylül 2018'de Güney Kore ile Kuzey Kore arasındaki askeri gerilimleri azaltmak üzere imzalanan anlaşma kapsamında belirli kara ve deniz tampon bölgeleri oluşturulmuş, bu bölgelerde askeri tatbikatların yapılması yasaklanmıştı. Ayrıca, kazaları önlemek adına iki ülke sınırında uçuşa yasak bölgeler belirlenmişti.

Dünyanın en korkunç yeri: Kuzey ve Güney Kore arasındaki gerilim yükseliyor

Dünyanın en korkunç yeri: Kuzey ve Güney Kore arasındaki gerilim yükseliyor

Balon savaşları ve birlik saldırıları Kore Tarafsız Bölgesi'nde belirsizliğin artmasına neden oldu. Bu bölgede yaşayanlar siyasi gerilimin ortasına yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Kuzey ve Güney arasında adım adım artan gerilim nasıl başladı,nasıl devam ediyor? Bill Clinton'un 1993'te başkan olarak ziyareti sırasında "dünyanın en korkunç yeri" olarak tanımladığı Kore Tarafsız Bölgesi (DMZ), üç yıl süren çatışmalar sonrasu 1953'te ateşkes sağlanmasıyla birlikte iki Kore arasında tampon görevi görmeye başladı. Son haftalarda sınır boyunca yaşanan olaylar bölgenin yeni bir gerginlik ve belirsizlik dönemine girdiğini gösteriyor. Kuzey, Güney Kore sokaklarına gübre, sigara izmaritleri, kullanılmış piller, kumaş artıkları ve atık kağıtlar saçan binlerce balon gönderdi. Güney'deki muhalif gruplar da Kuzey lideri Kim Jong-un'un meşruiyetini zayıflatmak üzere tasarlanmış broşürler, K-pop ve K-drama yüklü USB bellekler içeren balonlarla karşılık verdi. Güney Kore Birleşme Bakanlığı balonlarla gönderilen atıklar arasından alınan toprak örneklerinde kırbaç kurdu, kıl kurdu ve yuvarlak kurt gibi bulaşıcı parazitlere rastlandığını açıklamıştı. Buna rağmen atıkların miktarının az olması ve ordu tarafından kontrollü olarak toplanması nedeniyle herhangi bir enfeksiyon riski oluşturmadığı belirtilmişti. Ancak endişe verici olan gelişme bu ay 20 ila 30 Kuzey Kore askerinin, DMZ'nin ortasından geçen sınır çizgisinin güney tarafına üç "saldırı" gerçekleştirdiğinin bildirilmesi oldu. Güney'deki mevkidaşlarının uyarı ateşi açmasının hemen ardından askerlerin geri çekilmesiyle sonuçlanan olaylar medya tarafından "kaza" olarak nitelendirildi. DMZ'deki askeri tansiyon artarken, bölge sakinleri, kırılgan barışın devamını umduklarını ancak endişeli olduklarını dile getiriyorlar. "Tüm bu durumlar bizi endişelendiriyor. Bir şey olursa ne olacak? Bu sürekli aklımızda" diyorlar.Bu olayları izlemekle görevli olan Tarafsız Milletler Denetleme Komisyonu (NNSC), Kore savaşının sona erdiği 1953 yılından bu yana DMZ'yi aktif olarak denetliyor ve şu anda beş İsviçreli ve beş İsveçli askerden oluşuyor. BBC'nin geçtiğimiz günlerde yayımladığı habere göre, yeni uydu görüntüleri, Kuzey Kore'nin Güney Kore sınırına yakın birden fazla yerde duvara benzeyen bölümler inşa ettiğini ortaya çıkardı. DMZ içindeki arazinin de temizlendiğini gösteren uydu görüntülerine göre Uzmanlar bunun Güney Kore ile uzun süredir devam eden ateşkesin ihlali anlamına gelebileceğini söylüyor. Güney Kore, 7 yıl aradan sonra ilk kez Koreler arası deniz sınırı yakınlarındaki adalarda tam ölçekli gerçek atış tatbikatı gerçekleştirdi. Güney Kore ordusundan yapılan açıklamada, deniz piyadelerinin 7 yıl aradan sonra ilk kez Sarı Deniz'deki Koreler arası deniz sınırı olan Kuzey Sınır Çizgisi (NLL) yakınlarında tam ölçekli gerçek atış tatbikatı gerçekleştirdiği bildirildi. Tatbikat kapsamında Yeonpyeong ve Baengnyeong adalarına konuşlanan birliklerin, K9 obüsleri, Chunmoo çoklu roketatar sistemleri ve Spike tanksavar füzeleri ile adalar açıklarındaki sulara 290'dan fazla gerçek atış yaptığı açıklandı. Güney Kore son olarak 2017 yılında, Kuzey Kore ile askeri gerilimleri azaltmaya yönelik anlaşma imzalanmadan önce benzer bir tatbikat yapmıştı. Güney Kore, Kuzey Kore'nin ülkenin sınır bölgelerine çöp taşıyan balonlar göndermesinin ardından 2018’de Kuzey Kore ile imzalanan askeri gerilimleri azaltmaya yönelik anlaşmadan tamamen çekilme kararı almıştı. Güney Kore, anlaşmadan çekilmesinin ardından Askeri Sınır Hattı ve sınır adaları yakınlarındaki tüm askeri faaliyetlerine yeniden başlayacağını duyurmuştu. Eylül 2018'de Güney Kore ile Kuzey Kore arasındaki askeri gerilimleri azaltmak üzere imzalanan anlaşma kapsamında belirli kara ve deniz tampon bölgeleri oluşturulmuş, bu bölgelerde askeri tatbikatların yapılması yasaklanmıştı. Ayrıca, kazaları önlemek adına iki ülke sınırında uçuşa yasak bölgeler belirlenmişti.

Bolivya'da darbe girişimi | Tutuklanan komutan Zuniga'nın ifadesi ortaya çıktı

Bolivya'da darbe girişimi | Tutuklanan komutan Zuniga'nın ifadesi ortaya çıktı

Bolivya Devlet Başkanlığı Bakanı Maria Nela Prada, bugün düzenlediği basın toplantısında tutuklanan darbeci general Zuniga'nın ifadesini paylaştı. Buna göre Zuniga ifadesinde, Viacha'dan askeri birliklerin yanı sıra Silahlı Kuvvetler ve Hava Kuvvetleri personelinin darbeyi gerçekleştirmek üzere başkente gelmesinin uzun zaman aldığını söyledi. Bolivya Devlet Başkanlığı Bakanı Maria Nela Prada, darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Vatandaşlara seslenen Prada, demokrasiyi savunma çağrısı yaptı ve tutuklanan general Juan Jose Zuniga’nın komutası altında meydana gelen olaylara şüphe düşürmeye çalışılmaması, başarısız darbenin siyasi kazanç için kullanılmaması gerektiğini söyledi. Latin Amerika basınının bildirdiğine göre başkanlık kabinesi ile birlikte bugün bir basın toplantısı düzenleyen Prada, darbe girişimi ve Devlet Başkanı Luis Arce'nin görev süresini kesintiye uğratma planını önlemeye yönelik eylemleri konusundaki bakanların tutumunu ortaya koydu. Prada, "Bolivya halkı ve uluslararası toplum önünde kesin ve tam bir şekilde söylüyoruz ki bugün yaşadığımız şey bir darbe girişimidir, başarısız bir darbedir" dedi. Ayrıca muhalefetin ve bazı analistlerin, "siyasi pozisyondan küçük bir dilim elde etmeye çalıştığını" belirtti. "ASKERLER GEÇ KALDI" Bakan Prada, eski general Zuniga’nın La Paz'daki Suçla Mücadele Özel Kuvvetlerine (Felcc) verdiği polis ifadesinin bir bölümünde, darbe planının gerçekleşmediğini çünkü Viacha'dan askeri birliklerin yanı sıra Silahlı Kuvvetler ve Hava Kuvvetleri personelinin darbeyi gerçekleştirmek üzere başkente gelmesinin uzun zaman aldığını söylediğini aktardı. Buna ek olarak, darbe girişiminin ordu tarafından uygulanan şiddetin bir parçası olarak en az 12 kişinin kurşunlarla yaralandığını ifade etti. Öte yandan Bakan Prada, uluslararası toplum ile Bolivya'daki farklı sosyal ve siyasi aktörlerin başarısız darbe girişimini kınadıklarını ve planlanmasından uygulanmasına kadar tüm sorumluların bulunması için cezai ve askeri yollarla soruşturulacağını belirtti. Zuniga ve beraberindeki askerlerin hükümetin binasını kuşatmasının ardından Bolivya halkı sokağa dökülmüş ve demokrasiyi savunacaklarını söylemişti. Askerler, halkın tepkisi üzerine ve Devlet Başkanı Luis Arce ile yeni atanan komutanın çağrıları sonucu birliklerine geri dönmüştü. İşçi sendikaları da darbe girişimine karşı süresiz genel grev ilan etmişti.

Bolivya'da darbe girişimi | Tutuklanan komutan Zuniga'nın ifadesi ortaya çıktı

Bolivya'da darbe girişimi | Tutuklanan komutan Zuniga'nın ifadesi ortaya çıktı

Bolivya Devlet Başkanlığı Bakanı Maria Nela Prada, bugün düzenlediği basın toplantısında tutuklanan darbeci general Zuniga'nın ifadesini paylaştı. Buna göre Zuniga ifadesinde, Viacha'dan askeri birliklerin yanı sıra Silahlı Kuvvetler ve Hava Kuvvetleri personelinin darbeyi gerçekleştirmek üzere başkente gelmesinin uzun zaman aldığını söyledi. Bolivya Devlet Başkanlığı Bakanı Maria Nela Prada, darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Vatandaşlara seslenen Prada, demokrasiyi savunma çağrısı yaptı ve tutuklanan general Juan Jose Zuniga’nın komutası altında meydana gelen olaylara şüphe düşürmeye çalışılmaması, başarısız darbenin siyasi kazanç için kullanılmaması gerektiğini söyledi. Latin Amerika basınının bildirdiğine göre başkanlık kabinesi ile birlikte bugün bir basın toplantısı düzenleyen Prada, darbe girişimi ve Devlet Başkanı Luis Arce'nin görev süresini kesintiye uğratma planını önlemeye yönelik eylemleri konusundaki bakanların tutumunu ortaya koydu. Prada, "Bolivya halkı ve uluslararası toplum önünde kesin ve tam bir şekilde söylüyoruz ki bugün yaşadığımız şey bir darbe girişimidir, başarısız bir darbedir" dedi. Ayrıca muhalefetin ve bazı analistlerin, "siyasi pozisyondan küçük bir dilim elde etmeye çalıştığını" belirtti. "ASKERLER GEÇ KALDI" Bakan Prada, eski general Zuniga’nın La Paz'daki Suçla Mücadele Özel Kuvvetlerine (Felcc) verdiği polis ifadesinin bir bölümünde, darbe planının gerçekleşmediğini çünkü Viacha'dan askeri birliklerin yanı sıra Silahlı Kuvvetler ve Hava Kuvvetleri personelinin darbeyi gerçekleştirmek üzere başkente gelmesinin uzun zaman aldığını söylediğini aktardı. Buna ek olarak, darbe girişiminin ordu tarafından uygulanan şiddetin bir parçası olarak en az 12 kişinin kurşunlarla yaralandığını ifade etti. Öte yandan Bakan Prada, uluslararası toplum ile Bolivya'daki farklı sosyal ve siyasi aktörlerin başarısız darbe girişimini kınadıklarını ve planlanmasından uygulanmasına kadar tüm sorumluların bulunması için cezai ve askeri yollarla soruşturulacağını belirtti. Zuniga ve beraberindeki askerlerin hükümetin binasını kuşatmasının ardından Bolivya halkı sokağa dökülmüş ve demokrasiyi savunacaklarını söylemişti. Askerler, halkın tepkisi üzerine ve Devlet Başkanı Luis Arce ile yeni atanan komutanın çağrıları sonucu birliklerine geri dönmüştü. İşçi sendikaları da darbe girişimine karşı süresiz genel grev ilan etmişti.

ABD'de seçime geri sayım: Sonucu etkileyebilecek salıncak eyaletlerde durum nasıl?

ABD'de seçime geri sayım: Sonucu etkileyebilecek salıncak eyaletlerde durum nasıl?

ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta durarak tartışacak. Peki Trump mı, Biden mı önde? Albrigh Stonebridge Group Başdanışmanı Hakan Akbaş, NTV yayınında konuya ilişkin soruları yanıtladı.

Rusya'da yolcu treni raydan çıktı: 2 ölü, 50 yaralı

Rusya'da yolcu treni raydan çıktı: 2 ölü, 50 yaralı

Rusya'ya bağlı Komi Cumhuriyeti'nde bir yolcu treninin raydan çıkması sonucu iki kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Kazada 40 kişi ise yaralandı. Rusya'ya bağlı Komi Cumhuriyeti'nde Vorkuta-Novorossiysk seferini yapan yolcu treninin dokuz vagonu raydan çıktı. Kazada iki kişinin hayatını kaybettiği, 40 kişinin ise yaralandığı bildirildi. Rusya Sağlık Bakanlığı, kazada yedisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandığını açıkladı. Rus Demiryolları ilk etapta 70 yaralı olduğunu bildirmiş, ancak bunların çoğunun çürük ve kesikleri olduğu aktarılmıştı. 232 yolcunun bulunduğu trende 14 vagon bulunuyordu. Rusya Soruşturma Komitesi ise vagonların raydan çıkmasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. İlk belirlemelere göre, yoğun yağışlardan dolayı raylarda hasar oluştuğu ve kazanın bu nedenle meydana gelmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

ABD'de seçime geri sayım: Sonucu etkileyebilecek salıncak eyaletlerde durum nasıl?

ABD'de seçime geri sayım: Sonucu etkileyebilecek salıncak eyaletlerde durum nasıl?

ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta durarak tartışacak. Peki Trump mı, Biden mı önde? Albrigh Stonebridge Group Başdanışmanı Hakan Akbaş, NTV yayınında konuya ilişkin soruları yanıtladı.

Rusya'da yolcu treni raydan çıktı: 2 ölü, 50 yaralı

Rusya'da yolcu treni raydan çıktı: 2 ölü, 50 yaralı

Rusya'ya bağlı Komi Cumhuriyeti'nde bir yolcu treninin raydan çıkması sonucu iki kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Kazada 40 kişi ise yaralandı. Rusya'ya bağlı Komi Cumhuriyeti'nde Vorkuta-Novorossiysk seferini yapan yolcu treninin dokuz vagonu raydan çıktı. Kazada iki kişinin hayatını kaybettiği, 40 kişinin ise yaralandığı bildirildi. Rusya Sağlık Bakanlığı, kazada yedisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandığını açıkladı. Rus Demiryolları ilk etapta 70 yaralı olduğunu bildirmiş, ancak bunların çoğunun çürük ve kesikleri olduğu aktarılmıştı. 232 yolcunun bulunduğu trende 14 vagon bulunuyordu. Rusya Soruşturma Komitesi ise vagonların raydan çıkmasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. İlk belirlemelere göre, yoğun yağışlardan dolayı raylarda hasar oluştuğu ve kazanın bu nedenle meydana gelmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Arkeologlar arayışta: Meksika Körfezi'nin altındaki kayıp dünya

Arkeologlar arayışta: Meksika Körfezi'nin altındaki kayıp dünya

Arkeologlar, Meksika Körfezi'nde Son Buzul Çağı'na ait su altına gömülmüş alanları belirlemek için yeni bir çalışma başlattı. Birleşik Krallık'taki Bradford Üniversitesi, ABD'den kuruluşlarla işbirliği içinde Meksika Körfezi'nde incelemeler ve dalışlar yapmayı planladığını duyurdu. Yaklaşık 115 bin yıl önce başlayıp 11 bin yıl önce sona eren Son Buzul Çağı sırasında, Meksika Körfezi'nin bazı bölgeleri kara parçalarıydı. Ancak buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesiyle bu alanlar sular altında kaldı. 50 SU ALTI ALANI KEŞFEDİLDİ Independent Türkçe'nin haberine göre, bugüne kadar Körfez'de yaklaşık 50 su altı alanı keşfedilmiş durumda. Ancak bu alanların çoğu iyi durumda değil, bu da binlerce yıl önce yaşamış insanlara dair bilgi edinmeyi zorlaştırıyor. ABD Okyanus Enerjisi Yönetimi Bürosu'ndan 1,5 milyon dolarlık bir fon sağlanan ve 5 yıl sürecek olan proje kapsamında, Teksas, Louisiana, Mississippi, Alabama ve Florida kıyılarının açıklarında araştırmalar yapılacak. YERLİ HALK DA PROJEYE DAHİL EDİLECEK Bradford Üniversitesi, arkeolojik alanların tespiti için yeni yöntemler kullanacaklarını ve yerli halkları da eğitimler ve saha çalışmalarıyla projeye dahil edeceklerini belirtiyor. Projede yer alan Dr. Simon Fitch, "Bu gerçekten heyecan verici. Yerli kökenli topluluklar, on binlerce yıl öncesine uzanan bir kültüre sahipler," diyor ve ekliyor: "Toplum olarak buna gereken ilgiyi göstermiyoruz. Bu gerçeği kabul etmek önemlidir. Bu onların tarihi ve kültürel miraslarının bir parçası." Deniz araştırmalarının ardından dalgıçların su altında arkeolojik alanları tespit etmesi planlanıyor. Proje, insanlık tarihinin bu dönemlerine ilişkin anlayışımızı derinleştirmeyi ve kültürel miras yönetimi uygulamalarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Arkeologlar arayışta: Meksika Körfezi'nin altındaki kayıp dünya

Arkeologlar arayışta: Meksika Körfezi'nin altındaki kayıp dünya

Arkeologlar, Meksika Körfezi'nde Son Buzul Çağı'na ait su altına gömülmüş alanları belirlemek için yeni bir çalışma başlattı. Birleşik Krallık'taki Bradford Üniversitesi, ABD'den kuruluşlarla işbirliği içinde Meksika Körfezi'nde incelemeler ve dalışlar yapmayı planladığını duyurdu. Yaklaşık 115 bin yıl önce başlayıp 11 bin yıl önce sona eren Son Buzul Çağı sırasında, Meksika Körfezi'nin bazı bölgeleri kara parçalarıydı. Ancak buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesiyle bu alanlar sular altında kaldı. 50 SU ALTI ALANI KEŞFEDİLDİ Independent Türkçe'nin haberine göre, bugüne kadar Körfez'de yaklaşık 50 su altı alanı keşfedilmiş durumda. Ancak bu alanların çoğu iyi durumda değil, bu da binlerce yıl önce yaşamış insanlara dair bilgi edinmeyi zorlaştırıyor. ABD Okyanus Enerjisi Yönetimi Bürosu'ndan 1,5 milyon dolarlık bir fon sağlanan ve 5 yıl sürecek olan proje kapsamında, Teksas, Louisiana, Mississippi, Alabama ve Florida kıyılarının açıklarında araştırmalar yapılacak. YERLİ HALK DA PROJEYE DAHİL EDİLECEK Bradford Üniversitesi, arkeolojik alanların tespiti için yeni yöntemler kullanacaklarını ve yerli halkları da eğitimler ve saha çalışmalarıyla projeye dahil edeceklerini belirtiyor. Projede yer alan Dr. Simon Fitch, "Bu gerçekten heyecan verici. Yerli kökenli topluluklar, on binlerce yıl öncesine uzanan bir kültüre sahipler," diyor ve ekliyor: "Toplum olarak buna gereken ilgiyi göstermiyoruz. Bu gerçeği kabul etmek önemlidir. Bu onların tarihi ve kültürel miraslarının bir parçası." Deniz araştırmalarının ardından dalgıçların su altında arkeolojik alanları tespit etmesi planlanıyor. Proje, insanlık tarihinin bu dönemlerine ilişkin anlayışımızı derinleştirmeyi ve kültürel miras yönetimi uygulamalarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

ABD, Biden ile Trump'ın katılacağı seçim tartışmasına kilitlendi

ABD, Biden ile Trump'ın katılacağı seçim tartışmasına kilitlendi

ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta duraracak konuşacak. CNN'nin Atlanta merkezindeki stüdyosunda gerçekleşecek seçim tartışmasında iki rakip karşı karşıya gelecek. CNN sunucuları Jake Tapper ile Dana Bash'in moderatörlüğünü yapacağı açık oturum, doğu yakası saati ile 21.00'de (TSİ 04.00) başlayacak ve 90 dakika sürecek. "Adayların tartışmaya ayrılan süreyi en üst düzeye çıkarabilmelerini sağlamak" amacıyla 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak başkanlık tartışması boyunca, Biden tarafının talebi üzerine, Trump'ın araya girmelerini engellemek için yalnızca söz alan konuşmacının mikrofonu açık tutulacak. Format olarak adaylar, kürsüde ayakta durarak tartışacak. Adayların, yanlarına önceden yazılmış notlar almalarına izin verilmeyecek, sadece tartışmada not almaları için bir kalem, bir deste kağıt ve bir şişe su sağlanacak. UKRAYNA VE GAZZE'Yİ DE ELE ALACAKLAR Oturumda Biden ve Trump'ın, ekonomi ve göçmen sorunu gibi iç meselelerin yanı sıra, Ukrayna ve Gazze gibi dış politika konuları ile yaşları ve sağlık durumlarıyla ilgili tartışmaları, gizli belgelerin saklanması başta olmak üzere kendileri veya aile üyeleriyle ilgili gündemdeki hukuki konuları masaya yatırması bekleniyor. 81 yaşındaki Biden, 19 Haziran'dan bu yana Maryland eyaletinin dağlık bölgesinde bulunan, başkanların geleneksel olarak çekildiği "Camp David" yerleşkesinde danışmanları ile tartışmaya hazırlanırken, eski Başkan 78 yaşındaki Trump ise haftayı seçim kampanyalarına katılarak geçirdi. Trump'ın tartışmaya hazırlık için daha az kaygılı bir yaklaşım benimsediği kaydedilirken eski Başkan, 22 Haziran'da Philadelphia'daki seçim mitinginde, Biden'ın günlerdir seçim tartışmasına hazırlanmasına ilişkin "Biden, orada dersine çalışmak yerine uyuyordur." şeklinde alaycı eleştiride bulundu. HER 10 YETİŞKİNDEN 6'SI TARTIŞMAYI İZLEYECEK Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi ile PBS News'in gerçekleştirdiği iki ayrı ankette, ABD'li her 10 yetişkinden 6'sının seçim tartışmasını canlı izleyeceği belirtildi. Tartışmayı katılımcıların yüzde 61'i canlı olarak "son derece" ilgiyle izleyeceğini, yüzde 24'ü de daha sonra haberlerden ve sosyal medyadan takip edeceğini aktarırken, yüzde 14'ü tartışmayla ilgilenmediğini kaydetti. Trump ve Biden, kasım seçimleri öncesi ikinci ve son tartışmasını, ABC televizyonunda sunucular David Muir ve Linsey Davis'in moderatörlüğünde 10 Eylül'de gerçekleştirecek. Bu tartışma için henüz mekan açıklanmadı. Daha önceki seçim tartışmalarını organize eden Başkanlık Tartışmaları Komisyonu (CPD), Biden ile Trump arasında 16 Eylül ile 9 Ekim tarihlerinde iki oturum planlamış ancak hem Biden hem de Trump tarafı, CPD'nin tartışma formatını ve programını beğenmediği için CNN ve ABC'nin önerilerini kabul etmişti. CNN ve ABC, seçim tartışmasına katılım için ulusal düzeydeki en az 4 farklı ankette seçmenlerin en az yüzde 15'inin desteğine sahip olma şartı getirdiğinden, kasım seçimlerine bağımsız aday olarak giren Robert F. Kennedy Jr. ise tartışmada yer almayacak. Biden ve Trump, en son 2020 Başkanlık Seçimi için 22 Ekim 2020'de yüz yüze canlı yayında tartışmıştı.

ABD, Biden ile Trump'ın katılacağı seçim tartışmasına kilitlendi

ABD, Biden ile Trump'ın katılacağı seçim tartışmasına kilitlendi

ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta duraracak konuşacak. CNN'nin Atlanta merkezindeki stüdyosunda gerçekleşecek seçim tartışmasında iki rakip karşı karşıya gelecek. CNN sunucuları Jake Tapper ile Dana Bash'in moderatörlüğünü yapacağı açık oturum, doğu yakası saati ile 21.00'de (TSİ 04.00) başlayacak ve 90 dakika sürecek. "Adayların tartışmaya ayrılan süreyi en üst düzeye çıkarabilmelerini sağlamak" amacıyla 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak başkanlık tartışması boyunca, Biden tarafının talebi üzerine, Trump'ın araya girmelerini engellemek için yalnızca söz alan konuşmacının mikrofonu açık tutulacak. Format olarak adaylar, kürsüde ayakta durarak tartışacak. Adayların, yanlarına önceden yazılmış notlar almalarına izin verilmeyecek, sadece tartışmada not almaları için bir kalem, bir deste kağıt ve bir şişe su sağlanacak. UKRAYNA VE GAZZE'Yİ DE ELE ALACAKLAR Oturumda Biden ve Trump'ın, ekonomi ve göçmen sorunu gibi iç meselelerin yanı sıra, Ukrayna ve Gazze gibi dış politika konuları ile yaşları ve sağlık durumlarıyla ilgili tartışmaları, gizli belgelerin saklanması başta olmak üzere kendileri veya aile üyeleriyle ilgili gündemdeki hukuki konuları masaya yatırması bekleniyor. 81 yaşındaki Biden, 19 Haziran'dan bu yana Maryland eyaletinin dağlık bölgesinde bulunan, başkanların geleneksel olarak çekildiği "Camp David" yerleşkesinde danışmanları ile tartışmaya hazırlanırken, eski Başkan 78 yaşındaki Trump ise haftayı seçim kampanyalarına katılarak geçirdi. Trump'ın tartışmaya hazırlık için daha az kaygılı bir yaklaşım benimsediği kaydedilirken eski Başkan, 22 Haziran'da Philadelphia'daki seçim mitinginde, Biden'ın günlerdir seçim tartışmasına hazırlanmasına ilişkin "Biden, orada dersine çalışmak yerine uyuyordur." şeklinde alaycı eleştiride bulundu. HER 10 YETİŞKİNDEN 6'SI TARTIŞMAYI İZLEYECEK Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi ile PBS News'in gerçekleştirdiği iki ayrı ankette, ABD'li her 10 yetişkinden 6'sının seçim tartışmasını canlı izleyeceği belirtildi. Tartışmayı katılımcıların yüzde 61'i canlı olarak "son derece" ilgiyle izleyeceğini, yüzde 24'ü de daha sonra haberlerden ve sosyal medyadan takip edeceğini aktarırken, yüzde 14'ü tartışmayla ilgilenmediğini kaydetti. Trump ve Biden, kasım seçimleri öncesi ikinci ve son tartışmasını, ABC televizyonunda sunucular David Muir ve Linsey Davis'in moderatörlüğünde 10 Eylül'de gerçekleştirecek. Bu tartışma için henüz mekan açıklanmadı. Daha önceki seçim tartışmalarını organize eden Başkanlık Tartışmaları Komisyonu (CPD), Biden ile Trump arasında 16 Eylül ile 9 Ekim tarihlerinde iki oturum planlamış ancak hem Biden hem de Trump tarafı, CPD'nin tartışma formatını ve programını beğenmediği için CNN ve ABC'nin önerilerini kabul etmişti. CNN ve ABC, seçim tartışmasına katılım için ulusal düzeydeki en az 4 farklı ankette seçmenlerin en az yüzde 15'inin desteğine sahip olma şartı getirdiğinden, kasım seçimlerine bağımsız aday olarak giren Robert F. Kennedy Jr. ise tartışmada yer almayacak. Biden ve Trump, en son 2020 Başkanlık Seçimi için 22 Ekim 2020'de yüz yüze canlı yayında tartışmıştı.

3. Dünya Savaşı tartışmaları: Kuzey Kore ve Rusya nasıl etkileyecek?

3. Dünya Savaşı tartışmaları: Kuzey Kore ve Rusya nasıl etkileyecek?

Rusya Ukrayna savaşı devam ederken Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki askeri gerilim de giderek artıyor. Yeni bir dünya savaşına ilişkin yorumların çoğalmasına neden olan çatışmalar nasıl sonuçlanacak? Kuzey Kore, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in askeri birliklerini desteklemek için bir ay içinde Ukrayna'ya askeri personel gönderme sözü verdi. Güney Kore televizyonu Chosun'un bir hükümet yetkilisine dayandırdığı haberine göre Pyongyang, yeniden inşa çalışmalarına yardımcı olmak üzere temmuz ayı başlarında Ukrayna'nın işgal altındaki topraklarına inşaat ve mühendislik güçleri göndererek benzeri görülmemiş bir adım atacak. Bu nadir dış destek sözü, Putin'in geçen hafta Kuzey Kore'ye yaptığı ve neredeyse çeyrek asır sonra ilk kez gerçekleşen resmi ziyaretin ardından geldi. 19 Haziran'daki görüşmede, bir savunma anlaşması imzalandı. Anlaşma, imzacı tarafları "silahlı bir işgal nedeniyle savaş durumuna düşülmesi" halinde gecikmeksizin elindeki tüm imkanlarla askeri ve diğer yardımları sağlamakla yükümlü kılıyor. Moskova, Ukrayna'nın nüfus yoğun bölgelerini vurmaya devam ederken ve kuzeyde kesin kazanımlar elde etmeye çalışırken, Kuzey Kore'nin ağustos ve ocak ayları arasında Rusya'ya yaklaşık 1.6 milyon top mermisi tedarik ettiğine inanılıyor. Devlet medyasına göre, kutuplaşma sertleşirken, Pyongyang yetkilileri Pazartesi günü ABD'yi Ukrayna'ya artan askeri yardımı ve Güney Kore'ye bir uçak gemisi göndermesi nedeniyle eleştirdi. Yeni bir dünya savaşına neden olabileceği uyarısında bulundu. Putin'in Pyongyang ziyaretinden birkaç gün sonra Kuzey Kore'nin üst düzey askeri yetkililerinden Pak Jong Chon, Washington'un Ukrayna'yı Rusya'ya karşı bir "vekalet savaşına" itmeye devam etmesi halinde Moskova'nın her türlü misilleme saldırısını tercih etme hakkı olduğunu söyledi. KCNA haber ajansına göre Pak, bunun Moskova'nın daha güçlü bir yanıt vermesine ve yeni bir dünya savaşına neden olabileceğini söyledi. Pak, Pentagon'un geçen hafta yaptığı, Ukrayna güçlerinin ABD tarafından tedarik edilen silahları kullanarak Rusya sınırı boyunca herhangi bir yerdeki Rus güçlerini vurabileceği yönündeki açıklamalara atıfta bulundu. Kuzey Kore Savunma Bakan Yardımcısı Kim Kang Il ise bir Amerikan uçak gemisinin Güney Kore sularına varışının çok tehlikeli bir güç gösterisi olduğunu ve Kuzey Kore'nin "ezici, yeni bir caydırıcılık gösterisi" için kapıları açık bıraktığını söyledi. ABD donanma yetkilileri, 1,092ft'lik devasa bir gemi olan Theodore Roosevelt uçak gemisinin, bu ay içinde ev sahibi ülke ve Japonya ile ortak askeri tatbikatlara katılmak üzere Cumartesi günü Güney Kore'nin liman kenti Busan'a vardığını söyledi. Washington ve Seul, Rusya ve Kuzey arasındaki askeri işbirliğinin derinleşmesinden giderek daha fazla endişe duyuyor ve Rusya'yı Ukrayna'ya karşı kullanması için silah ticareti yaparak uluslararası yasaları ihlal etmekle suçluyor. Moskova ve Pyongyang ise herhangi bir silah transferini reddetti.

3. Dünya Savaşı tartışmaları: Kuzey Kore ve Rusya nasıl etkileyecek?

3. Dünya Savaşı tartışmaları: Kuzey Kore ve Rusya nasıl etkileyecek?

Rusya Ukrayna savaşı devam ederken Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki askeri gerilim de giderek artıyor. Yeni bir dünya savaşına ilişkin yorumların çoğalmasına neden olan çatışmalar nasıl sonuçlanacak? Kuzey Kore, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in askeri birliklerini desteklemek için bir ay içinde Ukrayna'ya askeri personel gönderme sözü verdi. Güney Kore televizyonu Chosun'un bir hükümet yetkilisine dayandırdığı haberine göre Pyongyang, yeniden inşa çalışmalarına yardımcı olmak üzere temmuz ayı başlarında Ukrayna'nın işgal altındaki topraklarına inşaat ve mühendislik güçleri göndererek benzeri görülmemiş bir adım atacak. Bu nadir dış destek sözü, Putin'in geçen hafta Kuzey Kore'ye yaptığı ve neredeyse çeyrek asır sonra ilk kez gerçekleşen resmi ziyaretin ardından geldi. 19 Haziran'daki görüşmede, bir savunma anlaşması imzalandı. Anlaşma, imzacı tarafları "silahlı bir işgal nedeniyle savaş durumuna düşülmesi" halinde gecikmeksizin elindeki tüm imkanlarla askeri ve diğer yardımları sağlamakla yükümlü kılıyor. Moskova, Ukrayna'nın nüfus yoğun bölgelerini vurmaya devam ederken ve kuzeyde kesin kazanımlar elde etmeye çalışırken, Kuzey Kore'nin ağustos ve ocak ayları arasında Rusya'ya yaklaşık 1.6 milyon top mermisi tedarik ettiğine inanılıyor. Devlet medyasına göre, kutuplaşma sertleşirken, Pyongyang yetkilileri Pazartesi günü ABD'yi Ukrayna'ya artan askeri yardımı ve Güney Kore'ye bir uçak gemisi göndermesi nedeniyle eleştirdi. Yeni bir dünya savaşına neden olabileceği uyarısında bulundu. Putin'in Pyongyang ziyaretinden birkaç gün sonra Kuzey Kore'nin üst düzey askeri yetkililerinden Pak Jong Chon, Washington'un Ukrayna'yı Rusya'ya karşı bir "vekalet savaşına" itmeye devam etmesi halinde Moskova'nın her türlü misilleme saldırısını tercih etme hakkı olduğunu söyledi. KCNA haber ajansına göre Pak, bunun Moskova'nın daha güçlü bir yanıt vermesine ve yeni bir dünya savaşına neden olabileceğini söyledi. Pak, Pentagon'un geçen hafta yaptığı, Ukrayna güçlerinin ABD tarafından tedarik edilen silahları kullanarak Rusya sınırı boyunca herhangi bir yerdeki Rus güçlerini vurabileceği yönündeki açıklamalara atıfta bulundu. Kuzey Kore Savunma Bakan Yardımcısı Kim Kang Il ise bir Amerikan uçak gemisinin Güney Kore sularına varışının çok tehlikeli bir güç gösterisi olduğunu ve Kuzey Kore'nin "ezici, yeni bir caydırıcılık gösterisi" için kapıları açık bıraktığını söyledi. ABD donanma yetkilileri, 1,092ft'lik devasa bir gemi olan Theodore Roosevelt uçak gemisinin, bu ay içinde ev sahibi ülke ve Japonya ile ortak askeri tatbikatlara katılmak üzere Cumartesi günü Güney Kore'nin liman kenti Busan'a vardığını söyledi. Washington ve Seul, Rusya ve Kuzey arasındaki askeri işbirliğinin derinleşmesinden giderek daha fazla endişe duyuyor ve Rusya'yı Ukrayna'ya karşı kullanması için silah ticareti yaparak uluslararası yasaları ihlal etmekle suçluyor. Moskova ve Pyongyang ise herhangi bir silah transferini reddetti.

Aşırı sağın güç kazandığı Fransa'da antisemitizm de Müslüman karşıtlığı da arttı

Aşırı sağın güç kazandığı Fransa'da antisemitizm de Müslüman karşıtlığı da arttı

Fransa'da insan hakları komisyonu CNCDH, Gazze'deki savaşın ve aşırı sağın güçlenmesinin de etkisiyle Fransa'da tüm ırkçılık türlerinin arttığını bildirdi. Rapora göre 2023 yılında antisemitik eylemler yüzde 284, Müslüman karşıtı eylemler ise yüzde 29 oranında arttı. Fransa'da 2023 yılında tüm ırkçılık türlerinde artış görüldü. Fransa'nın insan hakları komisyonu CNCDH, yayınladığı yıllık raporunda, Gazze'deki savaş ve kamusal tartışmalardaki aşırı sağcı fikirlerin etkisiyle Fransa'da ırkçılık ve hoşgörüsüzlüğün arttığını belirtti. CNCDH'nin Fransız anayasasında yer alan "eşitlik, kardeşlik ve özgürlük ilkelerine cepheden karşı olduğunu" ve ırkçı görüşleri cesaretlendireceğini söylediği aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN), göçmenlerin haklarının kısıtlanmasını öneren bir platformda yarışarak yaklaşan yasama seçimleri için anketlerde önde gidiyor. RN, 2022 yasama seçimlerinde 88 sandalye kazanarak parlamentodaki ikinci en büyük parti olurken, bu ayın başlarında yapılan Avrupa Birliği oylamasında da Avrupa parlamentosunda 30 sandalye kazandı. Emmanuel Macron hükümeti de güvenlik, kimlik ve göç konularında sağa kaydı. Gazze savaşı, dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Fransa'da da antisemitizm ve İslamofobinin artmasına neden oldu. "DAHA ÖNCE GÖRÜLMEMİŞ BİR SEVİYE" CNCDH raporunda, "2023 yılına, gerek görüşlerde gerekse eylemlerde Öteki'nin reddedilmesinde güçlü bir ilerleme damgasını vurdu" denildi ve şunlar belirtildi: "İsrail-Filistin çatışması düzenli olarak (antisemitik) eylemleri tetikliyor ve bu eylemler İsrail ordusunun Filistin topraklarında yürüttüğü operasyonlarla bağlantılı olarak zirve yapıyor. Ancak bu seviye daha önce görülmemiş bir seviyedir. Şubat 2023'te hükümet tarafından önerilen ve (RN'nin fikri olan) 'ulusal tercih'in yankılarını içeren göç yasası ve etrafındaki tartışmalar bu yabancı düşmanı eğilimi güçlendirdi." YARISINDAN FAZLASI KENDİNİ EVİNDE HİSSETMİYOR Rapora göre antisemitik eylemler yüzde 284, Müslüman karşıtı eylemler ise yüzde 29 oranında artarken, diğer ırkçı eylem türleri yüzde 21 oranında arttı. 2022 yılında Fransız vatandaşlarının yüzde 43'üne kıyasla, genel nüfustan ankete katılanların yüzde 51'i artık Fransa'da kendilerini evlerinde hissetmiyor ve bu durum rapor yazarları tarafından göçün reddedilmesine bağlanıyor.RN destekçileri arasında bu oran yüzde 91'e yükseliyor. Ankete katılan Fransızların yüzde 43'ü güvensizliğin esas olarak göçten kaynaklandığını düşünürken, RN destekçilerinin oranı yüzde 83. Yüzde 69'u ise RN'nin iş, sosyal yardım ve barınma konularında yabancılar yerine Fransızların tercih edilmesi gerektiği yönündeki "ulusal tercih" fikrini desteklemiyor.

Aşırı sağın güç kazandığı Fransa'da antisemitizm de Müslüman karşıtlığı da arttı

Aşırı sağın güç kazandığı Fransa'da antisemitizm de Müslüman karşıtlığı da arttı

Fransa'da insan hakları komisyonu CNCDH, Gazze'deki savaşın ve aşırı sağın güçlenmesinin de etkisiyle Fransa'da tüm ırkçılık türlerinin arttığını bildirdi. Rapora göre 2023 yılında antisemitik eylemler yüzde 284, Müslüman karşıtı eylemler ise yüzde 29 oranında arttı. Fransa'da 2023 yılında tüm ırkçılık türlerinde artış görüldü. Fransa'nın insan hakları komisyonu CNCDH, yayınladığı yıllık raporunda, Gazze'deki savaş ve kamusal tartışmalardaki aşırı sağcı fikirlerin etkisiyle Fransa'da ırkçılık ve hoşgörüsüzlüğün arttığını belirtti. CNCDH'nin Fransız anayasasında yer alan "eşitlik, kardeşlik ve özgürlük ilkelerine cepheden karşı olduğunu" ve ırkçı görüşleri cesaretlendireceğini söylediği aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN), göçmenlerin haklarının kısıtlanmasını öneren bir platformda yarışarak yaklaşan yasama seçimleri için anketlerde önde gidiyor. RN, 2022 yasama seçimlerinde 88 sandalye kazanarak parlamentodaki ikinci en büyük parti olurken, bu ayın başlarında yapılan Avrupa Birliği oylamasında da Avrupa parlamentosunda 30 sandalye kazandı. Emmanuel Macron hükümeti de güvenlik, kimlik ve göç konularında sağa kaydı. Gazze savaşı, dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Fransa'da da antisemitizm ve İslamofobinin artmasına neden oldu. "DAHA ÖNCE GÖRÜLMEMİŞ BİR SEVİYE" CNCDH raporunda, "2023 yılına, gerek görüşlerde gerekse eylemlerde Öteki'nin reddedilmesinde güçlü bir ilerleme damgasını vurdu" denildi ve şunlar belirtildi: "İsrail-Filistin çatışması düzenli olarak (antisemitik) eylemleri tetikliyor ve bu eylemler İsrail ordusunun Filistin topraklarında yürüttüğü operasyonlarla bağlantılı olarak zirve yapıyor. Ancak bu seviye daha önce görülmemiş bir seviyedir. Şubat 2023'te hükümet tarafından önerilen ve (RN'nin fikri olan) 'ulusal tercih'in yankılarını içeren göç yasası ve etrafındaki tartışmalar bu yabancı düşmanı eğilimi güçlendirdi." YARISINDAN FAZLASI KENDİNİ EVİNDE HİSSETMİYOR Rapora göre antisemitik eylemler yüzde 284, Müslüman karşıtı eylemler ise yüzde 29 oranında artarken, diğer ırkçı eylem türleri yüzde 21 oranında arttı. 2022 yılında Fransız vatandaşlarının yüzde 43'üne kıyasla, genel nüfustan ankete katılanların yüzde 51'i artık Fransa'da kendilerini evlerinde hissetmiyor ve bu durum rapor yazarları tarafından göçün reddedilmesine bağlanıyor.RN destekçileri arasında bu oran yüzde 91'e yükseliyor. Ankete katılan Fransızların yüzde 43'ü güvensizliğin esas olarak göçten kaynaklandığını düşünürken, RN destekçilerinin oranı yüzde 83. Yüzde 69'u ise RN'nin iş, sosyal yardım ve barınma konularında yabancılar yerine Fransızların tercih edilmesi gerektiği yönündeki "ulusal tercih" fikrini desteklemiyor.

Uzayın sırları: TESS tarafından Keşfedilen öte gezegenler

Uzayın sırları: TESS tarafından Keşfedilen öte gezegenler

Gökbilimciler, güneş sistemi dışındaki yeni dünyaları keşfetmeye devam ediyor. Uzayın sonsuz boşluğunda her yıl yüzlerce yeni gezegen keşfediliyor. 2018 yılından beri çalışmalarına devam eden Öte Gezegen Araştırma Uydusu'nun (TESS) bazı keşfileri... NASA yeni dünyaları aramak için 2018 yılında öte gezegen araştırma uydusunu (TESS) fırlattı. NASA'ya göre, onaylanmış öte gezegen sayısı şu anda 5 bin 638'e ulaştı ve binlercesi incelenmeye devam ediyor. Bu gezegenler, galaksimizin yakın çevresinde bulunuyorlar; ancak Chandra X ışını Gözlemevi tarafından ilk kez Samanyolu dışında bir gezegen tespi edildiğine inanılıyor. İşe yakın zamanda keşfedilmiş ötegezegenler... 2018 yılında fırlatılan TESS'in ilk keşfi "Pi Mensae c" oldu. Dünya'dan 59,5 ışık yılı uzakta Mensa (Masa) Takımyıldızındaki Pi Mansea yıldızının yörüngesinde "süper-Dünya" kategorisindeKİ Pi Mensae c'ninçapı Dünya'nın 2,14 katı, kütlesinin ise Dünya'nın 4,82 katı olduğu bildirildi. TOI 700 e, Dünya'ya yaklaşık 100 ışık yılı mesafedeki bir yıldız etrafında dönüyor. En önemlisi ise bu öte gezegen, yaşama elverişli olarak nitelendiriliyor. Yer küremizle hemen hemen aynı boyutta olan öte gezegen yörüngesindeki yıldıza, suyun gezegen yüzeyinde var olmasına olanak sağlayacak mesafede. Dünya'nın 1,5 katı büyüklüğündeki "TOI-715 b" adı verilen gezegenin, yaşanabilir bölgede yani yörüngesinde dolaştığı yıldıza yüzeyinde sıvı halde su bulunmasına imkan verecek uzaklıktaki bir yörüngede dolaştığı ve yıldızın çevresindeki bir turunu 19 günde tamamladığı bildirildi.Dünya'ya 137 ışık yılı uzaklığındaki "Süper Dünya" ötegezegenin bağlı olduğu kırmızı cüce yıldızın Güneş'ten küçük ve daha soğuk olduğu, bu türde yıldızların yörüngelerinde kayadan oluşan gezegenler barındırdığı tespit edildi. Gökbilimcilere göre aslında var olmaması gereken 8 Ursae Minoris b kendisini yok etmesi gereken bir yıldızın yörüngesinde dönüyor. Yine de 8 Ursae Minoris b, tüm mantıksal açıklamalara meydan okuyarak ve astronomları şaşırtan bir şekilde varlığını sürdürüyor.

Uzayın sırları: TESS tarafından Keşfedilen öte gezegenler

Uzayın sırları: TESS tarafından Keşfedilen öte gezegenler

Gökbilimciler, güneş sistemi dışındaki yeni dünyaları keşfetmeye devam ediyor. Uzayın sonsuz boşluğunda her yıl yüzlerce yeni gezegen keşfediliyor. 2018 yılından beri çalışmalarına devam eden Öte Gezegen Araştırma Uydusu'nun (TESS) bazı keşfileri... NASA yeni dünyaları aramak için 2018 yılında öte gezegen araştırma uydusunu (TESS) fırlattı. NASA'ya göre, onaylanmış öte gezegen sayısı şu anda 5 bin 638'e ulaştı ve binlercesi incelenmeye devam ediyor. Bu gezegenler, galaksimizin yakın çevresinde bulunuyorlar; ancak Chandra X ışını Gözlemevi tarafından ilk kez Samanyolu dışında bir gezegen tespi edildiğine inanılıyor. İşe yakın zamanda keşfedilmiş ötegezegenler... 2018 yılında fırlatılan TESS'in ilk keşfi "Pi Mensae c" oldu. Dünya'dan 59,5 ışık yılı uzakta Mensa (Masa) Takımyıldızındaki Pi Mansea yıldızının yörüngesinde "süper-Dünya" kategorisindeKİ Pi Mensae c'ninçapı Dünya'nın 2,14 katı, kütlesinin ise Dünya'nın 4,82 katı olduğu bildirildi. TOI 700 e, Dünya'ya yaklaşık 100 ışık yılı mesafedeki bir yıldız etrafında dönüyor. En önemlisi ise bu öte gezegen, yaşama elverişli olarak nitelendiriliyor. Yer küremizle hemen hemen aynı boyutta olan öte gezegen yörüngesindeki yıldıza, suyun gezegen yüzeyinde var olmasına olanak sağlayacak mesafede. Dünya'nın 1,5 katı büyüklüğündeki "TOI-715 b" adı verilen gezegenin, yaşanabilir bölgede yani yörüngesinde dolaştığı yıldıza yüzeyinde sıvı halde su bulunmasına imkan verecek uzaklıktaki bir yörüngede dolaştığı ve yıldızın çevresindeki bir turunu 19 günde tamamladığı bildirildi.Dünya'ya 137 ışık yılı uzaklığındaki "Süper Dünya" ötegezegenin bağlı olduğu kırmızı cüce yıldızın Güneş'ten küçük ve daha soğuk olduğu, bu türde yıldızların yörüngelerinde kayadan oluşan gezegenler barındırdığı tespit edildi. Gökbilimcilere göre aslında var olmaması gereken 8 Ursae Minoris b kendisini yok etmesi gereken bir yıldızın yörüngesinde dönüyor. Yine de 8 Ursae Minoris b, tüm mantıksal açıklamalara meydan okuyarak ve astronomları şaşırtan bir şekilde varlığını sürdürüyor.

Kenya'da sert polis müdahalesine rağmen protestolar sürüyor

Kenya'da sert polis müdahalesine rağmen protestolar sürüyor

Doğu Afrika ülkesi Kenya'da vergi zamlarına karşı geçen hafta başlayan eylemler bugün de devam etti. Bir kez daha sokaklara dökülen protestoculara polis göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Kenya polisi, bugün de devam eden vergi zammı protestolarına yeniden göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Cumhurbaşkanı vergi artışı tasarısını geri çekmesi yönündeki baskılara boyun eğdi ancak birçok şehirde protestolar devam ediyor. Göstericiler bugün, Cumhurbaşkanlığı sarayına giden caddeleri kapattı. Başkan William Ruto, polisin açtığı ateşte en az 23 kişinin ölmesi ve parlamentonun basılıp ateşe verilmesinin ardından vergi zammını da içeren 2024 Finans Tasarısı'nı geri çekti. Ruto, iki yıllık başkanlığının en ciddi kriziyle boğuşurken, gençlerin başını çektiği protesto hareketi, vergi zamlarına internet üzerinden tepki gösterilmesinin ardından siyasi revizyon talep eden kitlesel mitinglere evrildi. Başkent Nairobi'de polis ve askerler bugün sokaklarda devriye gezdi ve devlet binasına erişimi engelledi. Polis, şehrin merkezinde toplanan birkaç düzine insanı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Gönüllü doktorlar grubu Medics for Kenya, Jamia Mosque/Crescent hastanesindeki personelinin göz yaşartıcı gazla vurulduğunu ve "gönüllü sağlık ekiplerine uygulanan şiddeti en güçlü ifadelerle" kınadığını açıkladı. Hükümetin, polise yardım etmesi için orduyu görevlendirmesi sonrası bugün de sokaklarda askeri araçlar görüldü. Yerel televizyonlar, liman kenti Mombasa'da ve batıdaki Kisumu kentinde de yüzlerce protestocunun toplandığını gösterdi. Siyasi aktivist ve protestocu Davis Tafari Reuters'e gönderdiği kısa mesajda, "Şu anda mesele sadece finans tasarısı değil Ruto gitmeli" dedi. Tafari, "Ruto ve milletvekillerinin istifa ettiğinden ve yeni seçimlerin yapıldığından emin olmalıyız. Haysiyet ve adalet için Devlet Binasını işgal ediyoruz" diye ekledi.

Kenya'da sert polis müdahalesine rağmen protestolar sürüyor

Kenya'da sert polis müdahalesine rağmen protestolar sürüyor

Doğu Afrika ülkesi Kenya'da vergi zamlarına karşı geçen hafta başlayan eylemler bugün de devam etti. Bir kez daha sokaklara dökülen protestoculara polis göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Kenya polisi, bugün de devam eden vergi zammı protestolarına yeniden göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Cumhurbaşkanı vergi artışı tasarısını geri çekmesi yönündeki baskılara boyun eğdi ancak birçok şehirde protestolar devam ediyor. Göstericiler bugün, Cumhurbaşkanlığı sarayına giden caddeleri kapattı. Başkan William Ruto, polisin açtığı ateşte en az 23 kişinin ölmesi ve parlamentonun basılıp ateşe verilmesinin ardından vergi zammını da içeren 2024 Finans Tasarısı'nı geri çekti. Ruto, iki yıllık başkanlığının en ciddi kriziyle boğuşurken, gençlerin başını çektiği protesto hareketi, vergi zamlarına internet üzerinden tepki gösterilmesinin ardından siyasi revizyon talep eden kitlesel mitinglere evrildi. Başkent Nairobi'de polis ve askerler bugün sokaklarda devriye gezdi ve devlet binasına erişimi engelledi. Polis, şehrin merkezinde toplanan birkaç düzine insanı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Gönüllü doktorlar grubu Medics for Kenya, Jamia Mosque/Crescent hastanesindeki personelinin göz yaşartıcı gazla vurulduğunu ve "gönüllü sağlık ekiplerine uygulanan şiddeti en güçlü ifadelerle" kınadığını açıkladı. Hükümetin, polise yardım etmesi için orduyu görevlendirmesi sonrası bugün de sokaklarda askeri araçlar görüldü. Yerel televizyonlar, liman kenti Mombasa'da ve batıdaki Kisumu kentinde de yüzlerce protestocunun toplandığını gösterdi. Siyasi aktivist ve protestocu Davis Tafari Reuters'e gönderdiği kısa mesajda, "Şu anda mesele sadece finans tasarısı değil Ruto gitmeli" dedi. Tafari, "Ruto ve milletvekillerinin istifa ettiğinden ve yeni seçimlerin yapıldığından emin olmalıyız. Haysiyet ve adalet için Devlet Binasını işgal ediyoruz" diye ekledi.

Haziran ayında dikkat çeken bilimsel gelişmeler

Haziran ayında dikkat çeken bilimsel gelişmeler

Prostat kanseriyle bağlantılı DNA'daki genetik farklılıkları saptayan tükürük testinden, keşfedilen balık türüne Yüzüklerin Efendisi karakteri "Sauron"un isminin verilmesine kadar haziranda dünyada birçok bilimsel gelişme yaşandı. Bilim ve teknoloji dünyasında ortaya çıkan her keşif ve yapılan her deneyle insanoğlu, evrenin karmaşık işleyişini anlamaya daha da yaklaşıyor. Haziran ayında öne çıkan bazı bilimsel gelişmeler. Londra'daki Kanser Araştırmaları Enstitüsünün (ICR) ve "The Royal Marsden NHS Foundation Trust"tan araştırmacılar, prostat kanseriyle bağlantılı DNA'daki genetik farklılıkları saptayan test geliştirdi. Araştırmacılar, yeni geliştirilen tükürük testinin, hızlı büyüyen ve yayılma ihtimali bulunan kanseri, var olan kan testlerine kıyasla daha yüksek oranda belirlediğini saptadı.Araştırmanın "Barkod 1" adı verilen ilk deneyinde, 55-69 yaş aralığındaki 6 bin 142 erkeğin tükürüğü incelendi. Prostat kanserine bağlı 130 genetik farklılık üzerinden değerlendirilen tükürük testlerinde, yalnızca kan testleriyle belirlenemeyecek hızlı büyüyen ve yayılma ihtimali bulunan kanser hücreleri daha kolay tespit edildi. Araştırma sonucunda, tükürük testlerinin, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) taramalarından ve standart kan testlerinden daha güvenilir sonuçlar sağladığı saptandı. ICR'den araştırmacılar, farklı tiplerde meme kanserine yakalanan 78 kişiden hastalığın teşhisi, ameliyat ve kemoterapi aşamaları sonrasında topladıkları numuneleri "ultra hassas" veri oluşturduğunu söyledikleri "sıvı biyopsi" yöntemiyle alınan kan testiyle inceledi. Araştırmacılar, yeni test uygulamasında hastalardan 1 yıl boyunca her 3 ayda ve sonraki 5 yıl boyunca da her 6 ayda bir kan alarak deneklerin takibini yaptı.Araştırmada, testin, hastalığın belirtileri yeniden ortaya çıkmadan ya da taramalarda fark edilmeden yaklaşık 15 ay öncesine kadar tespit edilebileceği görüldü. Testin, hastaların kanına kanser hücrelerince salınan ve DNA yapısında 1800 civarında mutasyona yol açan değişiklikleri algıladığı belirtilen araştırmada, bu kan testi aracılığıyla 11 kadında meme kanserinin nüks edeceğinin önceden tespit edildiği açıklandı. İngiltere'nin güneydoğusundaki Surrey bölgesinde yaşayan Cecil Farley, 15 yıl boyunca sağ gözünde sorun yaşadı ve bir süre sonra da bu gözündeki görme yetisini kaybetti.Farley'e görme yetisini geri kazandırmak için insan korneasıyla yapılan bir önceki ameliyat başarısız oldu ve doktorlar bir sonraki ameliyatın da başarısız olabileceği uyarısında bulundu.Farley'in gözüne şubatta yapay kornea implantı yerleştirildi. Bu uygulamayla görme yetisini geri kazanan 91 yaşındaki Farley, İngiltere'de yapay kornea nakli yapılan ilk kişi oldu. Oxford Üniversitesinden bilim insanları tarafından yürütülen çalışmada, prostat kanseri olan 23 erkeğe, prostatlarını almak üzere ameliyata girmeden önce işaretleyici floresan boya enjekte edildi. Floresan boya, kanser hücrelerini ve bunların pelvis ve lenf düğümleri gibi diğer dokulara yayıldığı yerleri vurguladı.Floresan boya, çıplak gözle görülemeyen küçük kanserli dokuları aydınlatarak cerrahların, sağlıklı dokuyu koruyarak her bir kanser hücresini çıkarmasını sağlıyor. Bu ise ameliyat sonrası olası yan etkilerin daha az yaşanması anlamına gelebilir.Çalışmada yer alan Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Freddie Hamdy, yaptığı açıklamada, cerraha, kanser hücrelerinin nerede olduğunu ve yayılıp yayılmadığını görmesi için ikinci bir çift göz verdiklerine işaret ederek, bu teknikle tümörden yayılan ve daha sonra tekrardan geri gelme ihtimali olan hücreler de dahil olmak üzere tüm kanseri ortadan kaldırabileceklerini belirtti.Hamdy, ilk defa ameliyat sırasında prostat kanserinin bu kadar ince ayrıntılarını gerçek zamanlı olarak görmeyi başardıklarını dile getirerek, "inkontinans ve erektil disfonksiyon" gibi yaşamı etkileyen gereksiz yan etkileri azaltmak için prostat çevresindeki sağlıklı yapıları mümkün olduğunca koruyabildiklerini vurguladı. Çin'in Ay'ın karanlık yüzüne gönderdiği "Çang'ı 6" keşif aracı, topladığı kaya ve toprak örnekleriyle Dünya'ya döndü.Çang'ı 6, bugüne dek Ay'ın karanlık yüzeyinden kaya ve toprak örneği toplayan ilk keşif görevi olurken Çin de bunu yapan ilk ülke oldu. İskoçya'nın Glasgow Üniversitesinden yapay zeka uzmanları ve kanser hakkında çalışmalar yapan bilim insanlarından oluşan bir ekip, kanser hastalıklarının teşhisinin kolaylaşması için yapay zeka teknolojisinden yararlandı.Araştırmacılar, geliştirdikleri "Histomorfolojik Fenotip Öğrenme" (HPL) adlı bilgisayar programıyla patologların kanser teşhisi koymasının kolaylaşıp hızlanabileceğini açıkladı.ABD Kanser Enstitüsünün Kanser Genom Atlası veri tabanındaki 452 hastanın akciğer doku örneklerinin binlerce yüksek çözünürlüklü görüntüyü toplayan araştırmacılar, görüntüleri analiz etmek ve görüntülerdeki örüntüleri tespit etmek için kendi kendini eğiten bir algoritma geliştirdi.Araştırmacılar, görüntüleri binlerce küçük kareye ayıran algoritmanın, doku örneklerindeki hücrelerin görsel özelliklerini tanıma ve sınıflandırma sürecinde kendini eğiterek yüzde 99 doğruluk oranıyla ayrım yapabildiğini saptadı.Doktorlar, kanserin tekrarlama olasılığını ve zamanlamasını yüzde 64 doğru tahmin ederken, HPL'de bu oranın yüzde 72 olduğu gözlemlendi. "Neotropical Ichthyology" dergisinde yayımlanan makalede bir grup uluslararası araştırmacının Amazon Nehri'nde piranalarla yakın akraba yeni pacu türünü keşfettiği bildirildi.Keşfedilen yeni türün üzerinde dikey siyah bir çizgi ile turuncu renklerin hakim olduğu belirtilen makalede, bu renklerin J.R.R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi serisinde büyük ve ateşli gözü simgeleyen "Sauron" karakteriyle benzerlik gösterdiği ifade edildi. Makalede, yeni keşfedilen türe "Myloplus Sauron" isminin verildiği duyuruldu. Oxford Üniversitesinden araştırmacılar, 8 ay boyunca Uganda'daki Budongo Ormanı'nda yaşayan iki şempanze grubunu ve tükettikleri 13 bitki türünü araştırdı. Neubrandenburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesi araştırmacıları tarafından incelenen bitkilerin iltihap sökücü ve antibiyotik özelliklerinin bulunduğu gözlendi.Hastalık belirtisi gösteren şempanzelerin, iyileşmek için yaprak yeme ve kabuk çiğneme gibi davranışlar sergiledikleri ortaya çıktı. Şempanzelerin parazitlerden kurtulmak amacıyla da yaprak yedikleri, çalıların kabuklarındaki yumuşak dokuyu, benzer rahatsızlıklarını iyileştirmek için çiğnedikleri tespit edildi.

Haziran ayında dikkat çeken bilimsel gelişmeler

Haziran ayında dikkat çeken bilimsel gelişmeler

Prostat kanseriyle bağlantılı DNA'daki genetik farklılıkları saptayan tükürük testinden, keşfedilen balık türüne Yüzüklerin Efendisi karakteri "Sauron"un isminin verilmesine kadar haziranda dünyada birçok bilimsel gelişme yaşandı. Bilim ve teknoloji dünyasında ortaya çıkan her keşif ve yapılan her deneyle insanoğlu, evrenin karmaşık işleyişini anlamaya daha da yaklaşıyor. Haziran ayında öne çıkan bazı bilimsel gelişmeler. Londra'daki Kanser Araştırmaları Enstitüsünün (ICR) ve "The Royal Marsden NHS Foundation Trust"tan araştırmacılar, prostat kanseriyle bağlantılı DNA'daki genetik farklılıkları saptayan test geliştirdi. Araştırmacılar, yeni geliştirilen tükürük testinin, hızlı büyüyen ve yayılma ihtimali bulunan kanseri, var olan kan testlerine kıyasla daha yüksek oranda belirlediğini saptadı.Araştırmanın "Barkod 1" adı verilen ilk deneyinde, 55-69 yaş aralığındaki 6 bin 142 erkeğin tükürüğü incelendi. Prostat kanserine bağlı 130 genetik farklılık üzerinden değerlendirilen tükürük testlerinde, yalnızca kan testleriyle belirlenemeyecek hızlı büyüyen ve yayılma ihtimali bulunan kanser hücreleri daha kolay tespit edildi. Araştırma sonucunda, tükürük testlerinin, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) taramalarından ve standart kan testlerinden daha güvenilir sonuçlar sağladığı saptandı. ICR'den araştırmacılar, farklı tiplerde meme kanserine yakalanan 78 kişiden hastalığın teşhisi, ameliyat ve kemoterapi aşamaları sonrasında topladıkları numuneleri "ultra hassas" veri oluşturduğunu söyledikleri "sıvı biyopsi" yöntemiyle alınan kan testiyle inceledi. Araştırmacılar, yeni test uygulamasında hastalardan 1 yıl boyunca her 3 ayda ve sonraki 5 yıl boyunca da her 6 ayda bir kan alarak deneklerin takibini yaptı.Araştırmada, testin, hastalığın belirtileri yeniden ortaya çıkmadan ya da taramalarda fark edilmeden yaklaşık 15 ay öncesine kadar tespit edilebileceği görüldü. Testin, hastaların kanına kanser hücrelerince salınan ve DNA yapısında 1800 civarında mutasyona yol açan değişiklikleri algıladığı belirtilen araştırmada, bu kan testi aracılığıyla 11 kadında meme kanserinin nüks edeceğinin önceden tespit edildiği açıklandı. İngiltere'nin güneydoğusundaki Surrey bölgesinde yaşayan Cecil Farley, 15 yıl boyunca sağ gözünde sorun yaşadı ve bir süre sonra da bu gözündeki görme yetisini kaybetti.Farley'e görme yetisini geri kazandırmak için insan korneasıyla yapılan bir önceki ameliyat başarısız oldu ve doktorlar bir sonraki ameliyatın da başarısız olabileceği uyarısında bulundu.Farley'in gözüne şubatta yapay kornea implantı yerleştirildi. Bu uygulamayla görme yetisini geri kazanan 91 yaşındaki Farley, İngiltere'de yapay kornea nakli yapılan ilk kişi oldu. Oxford Üniversitesinden bilim insanları tarafından yürütülen çalışmada, prostat kanseri olan 23 erkeğe, prostatlarını almak üzere ameliyata girmeden önce işaretleyici floresan boya enjekte edildi. Floresan boya, kanser hücrelerini ve bunların pelvis ve lenf düğümleri gibi diğer dokulara yayıldığı yerleri vurguladı.Floresan boya, çıplak gözle görülemeyen küçük kanserli dokuları aydınlatarak cerrahların, sağlıklı dokuyu koruyarak her bir kanser hücresini çıkarmasını sağlıyor. Bu ise ameliyat sonrası olası yan etkilerin daha az yaşanması anlamına gelebilir.Çalışmada yer alan Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Freddie Hamdy, yaptığı açıklamada, cerraha, kanser hücrelerinin nerede olduğunu ve yayılıp yayılmadığını görmesi için ikinci bir çift göz verdiklerine işaret ederek, bu teknikle tümörden yayılan ve daha sonra tekrardan geri gelme ihtimali olan hücreler de dahil olmak üzere tüm kanseri ortadan kaldırabileceklerini belirtti.Hamdy, ilk defa ameliyat sırasında prostat kanserinin bu kadar ince ayrıntılarını gerçek zamanlı olarak görmeyi başardıklarını dile getirerek, "inkontinans ve erektil disfonksiyon" gibi yaşamı etkileyen gereksiz yan etkileri azaltmak için prostat çevresindeki sağlıklı yapıları mümkün olduğunca koruyabildiklerini vurguladı. Çin'in Ay'ın karanlık yüzüne gönderdiği "Çang'ı 6" keşif aracı, topladığı kaya ve toprak örnekleriyle Dünya'ya döndü.Çang'ı 6, bugüne dek Ay'ın karanlık yüzeyinden kaya ve toprak örneği toplayan ilk keşif görevi olurken Çin de bunu yapan ilk ülke oldu. İskoçya'nın Glasgow Üniversitesinden yapay zeka uzmanları ve kanser hakkında çalışmalar yapan bilim insanlarından oluşan bir ekip, kanser hastalıklarının teşhisinin kolaylaşması için yapay zeka teknolojisinden yararlandı.Araştırmacılar, geliştirdikleri "Histomorfolojik Fenotip Öğrenme" (HPL) adlı bilgisayar programıyla patologların kanser teşhisi koymasının kolaylaşıp hızlanabileceğini açıkladı.ABD Kanser Enstitüsünün Kanser Genom Atlası veri tabanındaki 452 hastanın akciğer doku örneklerinin binlerce yüksek çözünürlüklü görüntüyü toplayan araştırmacılar, görüntüleri analiz etmek ve görüntülerdeki örüntüleri tespit etmek için kendi kendini eğiten bir algoritma geliştirdi.Araştırmacılar, görüntüleri binlerce küçük kareye ayıran algoritmanın, doku örneklerindeki hücrelerin görsel özelliklerini tanıma ve sınıflandırma sürecinde kendini eğiterek yüzde 99 doğruluk oranıyla ayrım yapabildiğini saptadı.Doktorlar, kanserin tekrarlama olasılığını ve zamanlamasını yüzde 64 doğru tahmin ederken, HPL'de bu oranın yüzde 72 olduğu gözlemlendi. "Neotropical Ichthyology" dergisinde yayımlanan makalede bir grup uluslararası araştırmacının Amazon Nehri'nde piranalarla yakın akraba yeni pacu türünü keşfettiği bildirildi.Keşfedilen yeni türün üzerinde dikey siyah bir çizgi ile turuncu renklerin hakim olduğu belirtilen makalede, bu renklerin J.R.R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi serisinde büyük ve ateşli gözü simgeleyen "Sauron" karakteriyle benzerlik gösterdiği ifade edildi. Makalede, yeni keşfedilen türe "Myloplus Sauron" isminin verildiği duyuruldu. Oxford Üniversitesinden araştırmacılar, 8 ay boyunca Uganda'daki Budongo Ormanı'nda yaşayan iki şempanze grubunu ve tükettikleri 13 bitki türünü araştırdı. Neubrandenburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesi araştırmacıları tarafından incelenen bitkilerin iltihap sökücü ve antibiyotik özelliklerinin bulunduğu gözlendi.Hastalık belirtisi gösteren şempanzelerin, iyileşmek için yaprak yeme ve kabuk çiğneme gibi davranışlar sergiledikleri ortaya çıktı. Şempanzelerin parazitlerden kurtulmak amacıyla da yaprak yedikleri, çalıların kabuklarındaki yumuşak dokuyu, benzer rahatsızlıklarını iyileştirmek için çiğnedikleri tespit edildi.

İsrail tehdit etti: Taş devrine döndürürüz!

İsrail tehdit etti: Taş devrine döndürürüz!

İsrail, Gazze genelinde saldırılarını sürdürüyor. Kuzeydeki Cebaliye mülteci kampına düzenlenen hava saldırıları sonucu ölenler ve yaralananlar oldu. Lübnan Hizbullah'ı ile gerginlik sürerken İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant Lübnan'ı taş devrine döndürmekle tehdit etti. İsrail Gazze'nin kuzeyindeki mülteci kampını bir kez daha hedef aldı. Aşırı kalabalık kampa 3 hava saldırısı düzenlendi. Ölenler ve yaralananlar oldu. İsrail askerleri, Hamas'la haftalar süren çatışmaların ardından ay başında cebaliye Mülteci Kampı'ndan çekilmişti. Askerlerin çekilmesi sonrası bölgede çoğu kadın ve çocuk 360'dan fazla kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı. Aynı kamp bu kez hava saldırılarıyla vuruldu. 3 ayrı noktaya düzenlenen saldırılarda can kayıpları yaşandı. Kuzeydeki Beyt Lahya şehrine düzenlenen saldırı sonucu da ölenler oldu. İsrail ordusu, Han Yunus'taki bir okula savaş uçaklarının saldırdığını duyurduHamas karargahı olarak kullanıldığı öne sürülen okulun hassas silahlarla hedef alındığı açıklandı. İsrail, güneydeki refah kentinde de ilerlemeyi sürdürüyor. İsrail askerlerinin Refah'ta geçtikleri yerlerdeki yerleşim yerlerini sistematik şekilde yok ettikleri belirtiliyor.Washington Post gazetesi ise, ABD'nin 7 ekim'den bu yana İsrail'e yaptığı güvenlik yardımlarının değerinin 6 buçuk milyar doları bulduğunu yazdı. Askeri yardımların yarısından fazlasının yalnızca geçen ay sağlandığı bildirildi. İsrail ile Lübnan Hizbullah'ı arasındaki gerginlik de sürüyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'la savaşın kızışması halinde İsrail güçlerinin Lübnan'ı taş devrine döndürebileceğini söyledi.Diplomatik bir çözüm tercih ettiklerini vurgulayan Gallant, "Savaş istemiyoruz ama her senaryoya hazırlanıyoruz" dedi. Üst düzey ABD'li yetkililerle, savaş sonrası Gazze'nin yerel Filistinlileri, bölgesel ortakları ve ABD'yi içerecek şekilde yönetilmesine ilişkin önerileri ele aldıklarını söyledi. Sürecin uzun ve karmaşık olacağını vurguladı. Kanada'nın ardından Almanya ve Hollanda da Lübnan'daki vatandaşlarına geniş çaplı bir savaş çıkabilme endişesi nedeniyle Lübnan'ı terk etmeleri çağrısı yaptı. Suriye basını ise İsrail'in Suriye'nin güney bölgelerine hava saldırıları düzenlediğini yazdısaldırıda 2 kişinin öldüğü,, bir askerin ise yaralandığı belirtildi.

İsrail tehdit etti: Taş devrine döndürürüz!

İsrail tehdit etti: Taş devrine döndürürüz!

İsrail, Gazze genelinde saldırılarını sürdürüyor. Kuzeydeki Cebaliye mülteci kampına düzenlenen hava saldırıları sonucu ölenler ve yaralananlar oldu. Lübnan Hizbullah'ı ile gerginlik sürerken İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant Lübnan'ı taş devrine döndürmekle tehdit etti. İsrail Gazze'nin kuzeyindeki mülteci kampını bir kez daha hedef aldı. Aşırı kalabalık kampa 3 hava saldırısı düzenlendi. Ölenler ve yaralananlar oldu. İsrail askerleri, Hamas'la haftalar süren çatışmaların ardından ay başında cebaliye Mülteci Kampı'ndan çekilmişti. Askerlerin çekilmesi sonrası bölgede çoğu kadın ve çocuk 360'dan fazla kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı. Aynı kamp bu kez hava saldırılarıyla vuruldu. 3 ayrı noktaya düzenlenen saldırılarda can kayıpları yaşandı. Kuzeydeki Beyt Lahya şehrine düzenlenen saldırı sonucu da ölenler oldu. İsrail ordusu, Han Yunus'taki bir okula savaş uçaklarının saldırdığını duyurduHamas karargahı olarak kullanıldığı öne sürülen okulun hassas silahlarla hedef alındığı açıklandı. İsrail, güneydeki refah kentinde de ilerlemeyi sürdürüyor. İsrail askerlerinin Refah'ta geçtikleri yerlerdeki yerleşim yerlerini sistematik şekilde yok ettikleri belirtiliyor.Washington Post gazetesi ise, ABD'nin 7 ekim'den bu yana İsrail'e yaptığı güvenlik yardımlarının değerinin 6 buçuk milyar doları bulduğunu yazdı. Askeri yardımların yarısından fazlasının yalnızca geçen ay sağlandığı bildirildi. İsrail ile Lübnan Hizbullah'ı arasındaki gerginlik de sürüyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'la savaşın kızışması halinde İsrail güçlerinin Lübnan'ı taş devrine döndürebileceğini söyledi.Diplomatik bir çözüm tercih ettiklerini vurgulayan Gallant, "Savaş istemiyoruz ama her senaryoya hazırlanıyoruz" dedi. Üst düzey ABD'li yetkililerle, savaş sonrası Gazze'nin yerel Filistinlileri, bölgesel ortakları ve ABD'yi içerecek şekilde yönetilmesine ilişkin önerileri ele aldıklarını söyledi. Sürecin uzun ve karmaşık olacağını vurguladı. Kanada'nın ardından Almanya ve Hollanda da Lübnan'daki vatandaşlarına geniş çaplı bir savaş çıkabilme endişesi nedeniyle Lübnan'ı terk etmeleri çağrısı yaptı. Suriye basını ise İsrail'in Suriye'nin güney bölgelerine hava saldırıları düzenlediğini yazdısaldırıda 2 kişinin öldüğü,, bir askerin ise yaralandığı belirtildi.

"Pompeiili Ali" gözaltına alındı: Ceii Evi’ne ismini kazıdı

"Pompeiili Ali" gözaltına alındı: Ceii Evi’ne ismini kazıdı

Kazakistanlı bir turist, Pompeii Arkeoloji Parkı'ndaki Ceii Evi'nde açık renkli sıva üzerine ALİ harflerini kazırken yakalandı. Kazakistanlı bir turist, Pompeii’de geç Samnit döneminden kalan birkaç konut mimarisi örneğinden biri olan Ceii Evi’ne “ALİ” ismini kazıdı. Kentin ünlü evlerinden birinin alçı duvarına adını yazarken yakalanan turist gözaltına alındı. Kazakistan merkezli haber ajansı Kazinform’un haberine göre, kimliği açıklanmayan turist, gerekli tüm işlemlerin tamamlanmasının ardından İtalyan kolluk kuvvetleri tarafından serbest bırakıldı. Park Müdürü Gabriel Zuchtriegel, duvarda yapılacak herhangi bir restorasyonun turist tarafından karşılanması gerektiğini söyledi. İtalya Kültür Bakanı Gennaro Sangiuliano yaptığı basın açıklamasında, yapılan eylemi “medeniyetsiz ve aptalca bir rezalet” olarak nitelendirdi ve suçlunun duvarın onarımı için para ödemek zorunda kalacağına dair güvence verdi. CEİİ EVİ 1913 ile 1914 yılları arasında kazılan, gösterişli bir şekilde tasarlanmış ve renkli fresklerle dolu Ceii Evi, geç Samnit döneminden (MÖ 2. yüzyıl) kalan birkaç konut mimarisi örneğinden biri olarak kabul ediliyor. Zengin mozaikleri ve detaylı duvar süslemeleriyle dikkat çeken, beyaz alçı panelli ve kübik harflerle taçlandırılmış yüksek girişli cepheye sahip ev, geç Samnit dönemindeki orta sınıf bir evin neye benzeyebileceğinin bir örneği nitelğinde değerlendiriliyor.

"Pompeiili Ali" gözaltına alındı: Ceii Evi’ne ismini kazıdı

"Pompeiili Ali" gözaltına alındı: Ceii Evi’ne ismini kazıdı

Kazakistanlı bir turist, Pompeii Arkeoloji Parkı'ndaki Ceii Evi'nde açık renkli sıva üzerine ALİ harflerini kazırken yakalandı. Kazakistanlı bir turist, Pompeii’de geç Samnit döneminden kalan birkaç konut mimarisi örneğinden biri olan Ceii Evi’ne “ALİ” ismini kazıdı. Kentin ünlü evlerinden birinin alçı duvarına adını yazarken yakalanan turist gözaltına alındı. Kazakistan merkezli haber ajansı Kazinform’un haberine göre, kimliği açıklanmayan turist, gerekli tüm işlemlerin tamamlanmasının ardından İtalyan kolluk kuvvetleri tarafından serbest bırakıldı. Park Müdürü Gabriel Zuchtriegel, duvarda yapılacak herhangi bir restorasyonun turist tarafından karşılanması gerektiğini söyledi. İtalya Kültür Bakanı Gennaro Sangiuliano yaptığı basın açıklamasında, yapılan eylemi “medeniyetsiz ve aptalca bir rezalet” olarak nitelendirdi ve suçlunun duvarın onarımı için para ödemek zorunda kalacağına dair güvence verdi. CEİİ EVİ 1913 ile 1914 yılları arasında kazılan, gösterişli bir şekilde tasarlanmış ve renkli fresklerle dolu Ceii Evi, geç Samnit döneminden (MÖ 2. yüzyıl) kalan birkaç konut mimarisi örneğinden biri olarak kabul ediliyor. Zengin mozaikleri ve detaylı duvar süslemeleriyle dikkat çeken, beyaz alçı panelli ve kübik harflerle taçlandırılmış yüksek girişli cepheye sahip ev, geç Samnit dönemindeki orta sınıf bir evin neye benzeyebileceğinin bir örneği nitelğinde değerlendiriliyor.

Yeni yasaya ilk onay: Siyasi parti ve şirketlerin üst kadrosunda kadın-erkek sayısı eşitlenecek

Yeni yasaya ilk onay: Siyasi parti ve şirketlerin üst kadrosunda kadın-erkek sayısı eşitlenecek

İspanya'da, iş dünyasındaki eşitsizliğe karşı oylanan tasarı ilk onayını aldı. Tasarı yasalaşırsa siyasi partilerin seçim listelerinde, Mecliste ve Senatoda, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, ayrıca şirketlerin üst düzey yönetim kadrolarında kadın ve erkek sayıları eşitlenecek. İspanya'da toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı önemli bir adım atıldı. Madrid hükümeti, siyasette ve iş dünyasındaki üst düzey yönetim kadrolarında kadın-erkek sayısına eşitlik getirilmesini öngören yasa tasarısı Meclisten ilk onayını aldı. Azınlık sol koalisyon hükümetinin girişimiyle Meclise getirilen "kadın ve erkeklerin eşit temsili" ile ilgili yasa tasarısı, muhalefetteki sağ görüşlü partilerin (PP, Vox ve UPN) 171 "hayır" oyuna karşı 177 "evet" ile kabul edildi. Tasarının parlamentonun üst ve alt kanatlarındaki sürecin tamamlanmasının ardından yasalaşarak, ağustos başında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Tasarı gereği siyasi partilerin seçim listelerinde, Mecliste ve Senatoda, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, ayrıca şirketlerin üst düzey yönetim kadrolarında kadın ve erkek sayılarının eşitlenmesi istenecek. ANCAK KADINLAR YÜZDE 50'Yİ GEÇEBİLİR Kadınlardan yana pozitif ayrımcılığı getirecek tasarıyla bu kurum, kuruluş ve şirketlerde yüzde 50'nin üzerinde temsil hakkı sadece kadınlar için geçerli olacak. Erkeklerin sayısının ise yüzde 50'yi geçmesi halinde bu oranın kadınlar lehine düzeltilmesi gerekecek. Eşitlik Bakanı Ana Redondo, tasarıyla İspanya'daki "tarihsel bir adaletsizliğin ortadan kaldırıldığını, kadınlara liyakat ve yetenekleri sayesinde sorumluluk gerektiren pozisyonlara ulaşma fırsatlarının olması gerektiği gibi düzenlendiğini" söyledi. Senatoya gönderilen tasarının son olarak 23 Temmuz'da Mecliste bir kez daha oylanması, kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Yeni yasaya ilk onay: Siyasi parti ve şirketlerin üst kadrosunda kadın-erkek sayısı eşitlenecek

Yeni yasaya ilk onay: Siyasi parti ve şirketlerin üst kadrosunda kadın-erkek sayısı eşitlenecek

İspanya'da, iş dünyasındaki eşitsizliğe karşı oylanan tasarı ilk onayını aldı. Tasarı yasalaşırsa siyasi partilerin seçim listelerinde, Mecliste ve Senatoda, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, ayrıca şirketlerin üst düzey yönetim kadrolarında kadın ve erkek sayıları eşitlenecek. İspanya'da toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı önemli bir adım atıldı. Madrid hükümeti, siyasette ve iş dünyasındaki üst düzey yönetim kadrolarında kadın-erkek sayısına eşitlik getirilmesini öngören yasa tasarısı Meclisten ilk onayını aldı. Azınlık sol koalisyon hükümetinin girişimiyle Meclise getirilen "kadın ve erkeklerin eşit temsili" ile ilgili yasa tasarısı, muhalefetteki sağ görüşlü partilerin (PP, Vox ve UPN) 171 "hayır" oyuna karşı 177 "evet" ile kabul edildi. Tasarının parlamentonun üst ve alt kanatlarındaki sürecin tamamlanmasının ardından yasalaşarak, ağustos başında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Tasarı gereği siyasi partilerin seçim listelerinde, Mecliste ve Senatoda, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, ayrıca şirketlerin üst düzey yönetim kadrolarında kadın ve erkek sayılarının eşitlenmesi istenecek. ANCAK KADINLAR YÜZDE 50'Yİ GEÇEBİLİR Kadınlardan yana pozitif ayrımcılığı getirecek tasarıyla bu kurum, kuruluş ve şirketlerde yüzde 50'nin üzerinde temsil hakkı sadece kadınlar için geçerli olacak. Erkeklerin sayısının ise yüzde 50'yi geçmesi halinde bu oranın kadınlar lehine düzeltilmesi gerekecek. Eşitlik Bakanı Ana Redondo, tasarıyla İspanya'daki "tarihsel bir adaletsizliğin ortadan kaldırıldığını, kadınlara liyakat ve yetenekleri sayesinde sorumluluk gerektiren pozisyonlara ulaşma fırsatlarının olması gerektiği gibi düzenlendiğini" söyledi. Senatoya gönderilen tasarının son olarak 23 Temmuz'da Mecliste bir kez daha oylanması, kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Kremlin'den yapılan açıklamaya göre Rusya, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi tartışıyor. Moskova, Batı ile diplomatik ilişkileri azaltmayı planlıyor. Kremlin'den bugün yapılan açıklamada, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya'nın Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi değerlendirdiği ancak henüz bir karar alınmadığını belirtti. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, böyle bir hamle olasılığı sorulduğunda gazetecilere, "Diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme konusu, dostça olmayan ya da düşmanca tezahürlerle karşılaşan devletler için standart bir uygulamadır" dedi. Peskov, "Batı'nın Ukrayna'daki çatışmaya giderek daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya Federasyonu, Batı'nın Ukrayna krizine bu tür düşmanca müdahalesine karşılık vermek için çeşitli seçenekleri değerlendirmekten başka bir şey yapamaz" diye ekledi. Peskov bu konuda henüz bir karar alınmadığını ve Rusya'nın Batı'ya yanıt vermenin farklı yollarını değerlendirdiğini ifade etti.

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Kremlin'den yapılan açıklamaya göre Rusya, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi tartışıyor. Moskova, Batı ile diplomatik ilişkileri azaltmayı planlıyor. Kremlin'den bugün yapılan açıklamada, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya'nın Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi değerlendirdiği ancak henüz bir karar alınmadığını belirtti. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, böyle bir hamle olasılığı sorulduğunda gazetecilere, "Diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme konusu, dostça olmayan ya da düşmanca tezahürlerle karşılaşan devletler için standart bir uygulamadır" dedi. Peskov, "Batı'nın Ukrayna'daki çatışmaya giderek daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya Federasyonu, Batı'nın Ukrayna krizine bu tür düşmanca müdahalesine karşılık vermek için çeşitli seçenekleri değerlendirmekten başka bir şey yapamaz" diye ekledi. Peskov bu konuda henüz bir karar alınmadığını ve Rusya'nın Batı'ya yanıt vermenin farklı yollarını değerlendirdiğini ifade etti.

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rusya Soruşturma Komitesi, vatandaşlık alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Komite başkanı Bastrıkin toplam 30 bin göçmeni askere aldıklarını bildirdi. Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin, Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Bastrıkin bugün, 12. St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu'nda katıldığı oturumda, Rusya'daki göçmenlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Ülkesinin göçmenlerle ilgili siyasetinin değiştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Bastrıkin, iç kaynaklarla siyasi, ekonomik, ulusal ve diğer sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi. Rus vatandaşlığı alan 30 bin göçmeni askerliğe kaydettikleri bilgisini paylaşan Bastrıkin, "Bunlardan 10 bin göçmen, özel askeri operasyona gönderildi" dedi. Ayrıca yılın ilk dört ayında başkent Moskova, Moskova bölgesi ve St. Petersburg kentine 3 milyon göçmenin gittiğini ifade etti. BATI'YA AİT SAVAŞ UÇAKLARI TESİSLERİNE SALDIRI Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) Ukrayna’da Batılı ülkelere ait savaş uçaklarının konuşlandırılacağı havalimanı altyapılarının ve tesislerin vurulduğunu bildirdi. Bakanlıktan bugün yapılan açıklamada, Rus askeri güçlerinin, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki faaliyetlerine ilişkin bilgiye yer verildi. Açıklamada, “Saldırıda, denizden fırlatılan yüksek hassasiyetli ve uzun menzilli füzelerin yanı sıra Kinjal aerobalistik hipersonik füze ve İHA’lar kullanıldı” denildi ve hedeflenen tüm tesislerin vurulduğu belirtildi.

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rusya Soruşturma Komitesi, vatandaşlık alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Komite başkanı Bastrıkin toplam 30 bin göçmeni askere aldıklarını bildirdi. Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin, Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Bastrıkin bugün, 12. St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu'nda katıldığı oturumda, Rusya'daki göçmenlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Ülkesinin göçmenlerle ilgili siyasetinin değiştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Bastrıkin, iç kaynaklarla siyasi, ekonomik, ulusal ve diğer sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi. Rus vatandaşlığı alan 30 bin göçmeni askerliğe kaydettikleri bilgisini paylaşan Bastrıkin, "Bunlardan 10 bin göçmen, özel askeri operasyona gönderildi" dedi. Ayrıca yılın ilk dört ayında başkent Moskova, Moskova bölgesi ve St. Petersburg kentine 3 milyon göçmenin gittiğini ifade etti. BATI'YA AİT SAVAŞ UÇAKLARI TESİSLERİNE SALDIRI Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) Ukrayna’da Batılı ülkelere ait savaş uçaklarının konuşlandırılacağı havalimanı altyapılarının ve tesislerin vurulduğunu bildirdi. Bakanlıktan bugün yapılan açıklamada, Rus askeri güçlerinin, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki faaliyetlerine ilişkin bilgiye yer verildi. Açıklamada, “Saldırıda, denizden fırlatılan yüksek hassasiyetli ve uzun menzilli füzelerin yanı sıra Kinjal aerobalistik hipersonik füze ve İHA’lar kullanıldı” denildi ve hedeflenen tüm tesislerin vurulduğu belirtildi.

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da başarısız olan darbe girişimine katılan çok sayıda subayın tutuklandığı ve 15 ile 30 yıl arasında hapis cezası alabileceği açıklandı. Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar tutuklandı. Reuters'ın bildirdiğine göre üst düzey bir hükümet bakanı, bugün yerel televizyonda yaptığı konuşmada, dün yaşanan darbe girişiminin ardından çok sayıda Bolivyalı subayın tutuklandığını duyurdu. Bakan, subayların 15 ile 30 yıl hapis cezasına yol açabilecek suçlamalarla karşı karşıya olduklarını söyledi. Güney Amerika ülkesi Bolivya'da General Joan Jose Zuniga liderliğindeki ordu güçleri, dün La Paz'da hükümet binasını kuşatmıştı. Askerlerin baskınının ardından Devlet Başkanı Luis Arce, halkı demokrasiyi savunmaya çağırdı. Halkın sokağa dökülmesinin ve Arce tarafından atanan yeni ordu komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine geri döndü. Darbeci general Zuniga ise tutuklandı. Cumhurbaşkanlığı bakanı Maria Nela Prada, bugün düzenlediği basın toplantısında 12 kişinin darbe girişimi sırasında yaralandığını açıkladı. Prada, "Bolivya halkı ve uluslararası toplum önünde kesin ve tam bir şekilde söylüyoruz ki bugün yaşadığımız şey bir darbe girişimidir, başarısız bir darbedir" dedi. Ayrıca muhalefetin ve bazı analistlerin, "siyasi pozisyondan küçük bir dilim elde etmeye çalıştığını" belirtti.

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da başarısız olan darbe girişimine katılan çok sayıda subayın tutuklandığı ve 15 ile 30 yıl arasında hapis cezası alabileceği açıklandı. Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar tutuklandı. Reuters'ın bildirdiğine göre üst düzey bir hükümet bakanı, bugün yerel televizyonda yaptığı konuşmada, dün yaşanan darbe girişiminin ardından çok sayıda Bolivyalı subayın tutuklandığını duyurdu. Bakan, subayların 15 ile 30 yıl hapis cezasına yol açabilecek suçlamalarla karşı karşıya olduklarını söyledi. Güney Amerika ülkesi Bolivya'da General Joan Jose Zuniga liderliğindeki ordu güçleri, dün La Paz'da hükümet binasını kuşatmıştı. Askerlerin baskınının ardından Devlet Başkanı Luis Arce, halkı demokrasiyi savunmaya çağırdı. Halkın sokağa dökülmesinin ve Arce tarafından atanan yeni ordu komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine geri döndü. Darbeci general Zuniga ise tutuklandı. Cumhurbaşkanlığı bakanı Maria Nela Prada, bugün düzenlediği basın toplantısında 12 kişinin darbe girişimi sırasında yaralandığını açıkladı. Prada, "Bolivya halkı ve uluslararası toplum önünde kesin ve tam bir şekilde söylüyoruz ki bugün yaşadığımız şey bir darbe girişimidir, başarısız bir darbedir" dedi. Ayrıca muhalefetin ve bazı analistlerin, "siyasi pozisyondan küçük bir dilim elde etmeye çalıştığını" belirtti.

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Eski ABD Başkanı Donald Trump, gündem olan sabıka fotoğrafı ile ilgli konuştu. Trump, fotoğrafının çekilmesinden bu yana siyah ve Latin Amerikalı seçmenlerden daha fazla destek gördüğünü iddia etti. Kasım ayında gerçekleştirilecek ABD seçimlerinde Joe Biden'a rakip olan Donald Trump "Çektirdiğim sabıka fotoğrafı ortaya çıktığından beri, siyah ve Latin Amerikalı toplumlarından gelen destek fırladı" dedi. Eski ABD Başkanı, "Sabıka fotoğrafı çok iyi" diye konuştu. İLK ABD BAŞKANI Georgia eyaletindeki 2020 seçim sonuçlarına müdahalede bulunduğu suçlamasıyla hazırlanan iddianame kapsamında teslim olan Trump'ın dördüncü gözaltı işleminde, tutuklama dosyası için ilk kez sabıka fotoğrafı çekilmesi Trump'ı sabıka fotoğrafı çekilen ilk Amerikan başkanı yaptı. Trump şubat ayında da benzer bir açıklama yaparak fotoğrafının siyahi seçmenlerin ilgisini çektiğini öne sürmüş ve "kendisine olanların onların da başına geldiğini" iddia etmişti. Trump ayrıca siyah Amerikalıların sabıka fotoğrafını herkesten daha fazla "benimsediğini" söylemiş, siyahilerin sabıka fotoğrafının basılı olduğu tişörtlerle gezdiğini ve fotoğrafı bardaklara bastığını belirtmişti. CANLI YAYINDA KOZLARINI PAYLAŞACAKLAR ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta duraracak konuşacak.

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Eski ABD Başkanı Donald Trump, gündem olan sabıka fotoğrafı ile ilgli konuştu. Trump, fotoğrafının çekilmesinden bu yana siyah ve Latin Amerikalı seçmenlerden daha fazla destek gördüğünü iddia etti. Kasım ayında gerçekleştirilecek ABD seçimlerinde Joe Biden'a rakip olan Donald Trump "Çektirdiğim sabıka fotoğrafı ortaya çıktığından beri, siyah ve Latin Amerikalı toplumlarından gelen destek fırladı" dedi. Eski ABD Başkanı, "Sabıka fotoğrafı çok iyi" diye konuştu. İLK ABD BAŞKANI Georgia eyaletindeki 2020 seçim sonuçlarına müdahalede bulunduğu suçlamasıyla hazırlanan iddianame kapsamında teslim olan Trump'ın dördüncü gözaltı işleminde, tutuklama dosyası için ilk kez sabıka fotoğrafı çekilmesi Trump'ı sabıka fotoğrafı çekilen ilk Amerikan başkanı yaptı. Trump şubat ayında da benzer bir açıklama yaparak fotoğrafının siyahi seçmenlerin ilgisini çektiğini öne sürmüş ve "kendisine olanların onların da başına geldiğini" iddia etmişti. Trump ayrıca siyah Amerikalıların sabıka fotoğrafını herkesten daha fazla "benimsediğini" söylemiş, siyahilerin sabıka fotoğrafının basılı olduğu tişörtlerle gezdiğini ve fotoğrafı bardaklara bastığını belirtmişti. CANLI YAYINDA KOZLARINI PAYLAŞACAKLAR ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta duraracak konuşacak.

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında gerginlik devam ediyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'la bir savaş durumunda ordunun Lübnan'ı "taş devrine" döndürme kapasitesine sahip olduğunu söyledi. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" ifade etti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine ekledi. The Washington Post'un haberine göre, Washington'da temaslarda bulunan Gallant liderliğindeki İsrail heyeti ile Amerikalı muhatapları, devam eden Gazze'de ateşkes ve esir takası müzakerelerinin yanı sıra İsrail'in Gazze'ye saldırılarının sona ermesinin ardından "ertesi gün" için olası senaryoları tartıştı. LİBERMAN'DAN NETANYAHU HÜKÜMETİNE ELEŞTİRİ Öte yandan İsrail'de muhalefetteki İsrail Evimiz Partisi lideri ve eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman ise Binyamin Netanyahu hükümetinin performansını eleştirdi. Liberman yaptığı açıklamada, "Bu hükümetin güneyde (Gazze) de kuzeyde (Lübnan) de bir karar verip kazanamadığı, İsrail halkını güvenliğe kavuşturamadığı ve vatandaşlara güvenlik duygusunu yeniden kazandıramadığı açıktır." ifadelerini kullandı. HİZBULLAH'TAN MİSİLLEME Lübnan'da Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in tehditlerinin bizi olumsuz etkilemesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Aksine, bunun bizi daha ihtiyatlı hazırlıklar yapmaya motive ettiğini söylemeliyim. Ama bunlar boş tehditlerdir. İsrail, sahada elde edemediğini, tehditle elde edemez." ifadelerini kullandı. "İSRAİL SAHAYA ÇIkARSA DAHA FAZLA KAYIP VERİR" Kasım, İsrail'in sahaya çıkarsa daha fazla kayıp vereceğini ve böylece yok olma yolunda bir adım atacağını ileri sürdü. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın ABD'deki temasları sırasında sarf ettiği tehditvari sözlerin ardından Hizbullah ile savaş istemedikleri ve İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik çözüm bulmayı tercih ettikleri yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Kasım, İsrail Savunma Bakanı'na Gazze'deki savaşı durdurmasını, bunun herkes için gerçek bir kazanç olacağını ifade etti. Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" söylemişti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine eklemişti. MAVİ HAT'TA GERGİNLİK Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, kuzey sınırında da Lübnan Hizbullahı ile çatışıyor. İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında son haftalarda gerginlik tırmanıyor. İsrail ordusu, 18 Haziran'da Lübnan'a yönelik olası bir saldırıya ilişkin "operasyonel planı" onayladığını duyurmuştu. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın İsrail topraklarına ve vatandaşlarına yönelik saldırılarına izin verilemeyeceğini ve gerekli kararları yakında alacaklarını ifade etmişti.

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında gerginlik devam ediyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'la bir savaş durumunda ordunun Lübnan'ı "taş devrine" döndürme kapasitesine sahip olduğunu söyledi. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" ifade etti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine ekledi. The Washington Post'un haberine göre, Washington'da temaslarda bulunan Gallant liderliğindeki İsrail heyeti ile Amerikalı muhatapları, devam eden Gazze'de ateşkes ve esir takası müzakerelerinin yanı sıra İsrail'in Gazze'ye saldırılarının sona ermesinin ardından "ertesi gün" için olası senaryoları tartıştı. LİBERMAN'DAN NETANYAHU HÜKÜMETİNE ELEŞTİRİ Öte yandan İsrail'de muhalefetteki İsrail Evimiz Partisi lideri ve eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman ise Binyamin Netanyahu hükümetinin performansını eleştirdi. Liberman yaptığı açıklamada, "Bu hükümetin güneyde (Gazze) de kuzeyde (Lübnan) de bir karar verip kazanamadığı, İsrail halkını güvenliğe kavuşturamadığı ve vatandaşlara güvenlik duygusunu yeniden kazandıramadığı açıktır." ifadelerini kullandı. HİZBULLAH'TAN MİSİLLEME Lübnan'da Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in tehditlerinin bizi olumsuz etkilemesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Aksine, bunun bizi daha ihtiyatlı hazırlıklar yapmaya motive ettiğini söylemeliyim. Ama bunlar boş tehditlerdir. İsrail, sahada elde edemediğini, tehditle elde edemez." ifadelerini kullandı. "İSRAİL SAHAYA ÇIkARSA DAHA FAZLA KAYIP VERİR" Kasım, İsrail'in sahaya çıkarsa daha fazla kayıp vereceğini ve böylece yok olma yolunda bir adım atacağını ileri sürdü. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın ABD'deki temasları sırasında sarf ettiği tehditvari sözlerin ardından Hizbullah ile savaş istemedikleri ve İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik çözüm bulmayı tercih ettikleri yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Kasım, İsrail Savunma Bakanı'na Gazze'deki savaşı durdurmasını, bunun herkes için gerçek bir kazanç olacağını ifade etti. Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" söylemişti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine eklemişti. MAVİ HAT'TA GERGİNLİK Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, kuzey sınırında da Lübnan Hizbullahı ile çatışıyor. İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında son haftalarda gerginlik tırmanıyor. İsrail ordusu, 18 Haziran'da Lübnan'a yönelik olası bir saldırıya ilişkin "operasyonel planı" onayladığını duyurmuştu. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın İsrail topraklarına ve vatandaşlarına yönelik saldırılarına izin verilemeyeceğini ve gerekli kararları yakında alacaklarını ifade etmişti.

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de eski savunma bakanları Li Şangfu ve Vey Fınghı hakkında yolsuzluk soruşturması başlatıldığı bildirildi. Çin ajansı Xinhua'nın haberine göre, ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisinin (ÇKP) en üst düzey karar organı Merkez Komite Siyasi Bürosu, bugün yaptığı toplantının ardından iki eski bakanın partiden ihraç edildiği duyurdu. Merkezi Askeri Komisyon, öncesinde yaptığı toplantıda, Li ve Vey'in general rütbelerini geri alırken Çin Halk Kurtuluş Ordusundan (ÇHKO) azletti. Göreve 2023 yılı başında gelen ve 6 ay sonra aniden ortadan kaybolduktan sonra görevden alınan Li Şangfu hakkındaki soruşturmanın 31 Ağustos 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Li'nin başkaları adına çıkar sağlamak üzere büyük miktarda rüşvet aldığının ve başkalarına da rüşvet verdiğinin tespit edildiği belirtildi. Ülkede 2018-2023 yıllarında savunma bakanlığı yapan Vey hakkındaki soruşturmanın ise 21 Eylül 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Vey'in, kayıt dışı hediyeler ve para karşılığında yetkisini başkalarına çıkar sağlamak üzere kullandığının belirlendiği kaydedildi. "CİDDİ DİSİPLİN İHLALLERİ VE SUÇLAR" Soruşturmalarda, iki eski bakanın, "ciddi disiplin ihlalleri ve suçlar işlediğine dair" kanıtlar bulunduğu belirtilirken bunlara dair detay verilmedi. İki eski bakanın söz konusu suçlarla ilgili yargılanacağı kaydedilen haberde, şüphelilerle ilgili sert bir dilin kullanılması dikkati çekti. Haberde Vey'in, "partiye ve orduya inancını ve sadakatini yitirdiği", "ÇHKO'nun siyasi ekosistemini ciddi şekilde kirlettiği", Li'nin ise "asıl görevinden yüz çevirip partinin ilkelerini unuttuğu", "ÇHKO'nun askeri donanım endüstrisini ciddi şekilde zehirlediği", ikisinin eylemlerinin, "partinin davasına, ulusal savunmaya, ordunun inşasına ve kıdemli liderlerin imajına ciddi zarar verdiği" ifadeleri yer aldı. Li ve Vey, Çin'de ordu mensuplarına yönelik yolsuzluk soruşturmalarında hedef alınan son isimler oldu. ORDUDAKİ YOLSUZLUK SORUŞTURMALARI Şi, 2012'de Çin Komünist Partisi Genel Sekteri ve ardından devlet başkanı olmasından itibaren yolsuzlukla mücadeleyi en temel politikalarından biri haline getirmişti. Şi iktidarında parti, devlet yönetimi ve kamu işletmelerini kapsayan yolsuzluk soruşturmaları kapsamında çok sayıda üst düzey yetkili hedef alınırken, soruşturmaların siyasi çizgiye bağlılığı sağlamak, rakipleri ve muarızları elemine etmek için kullanıldığı da iddia ediliyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasında daha önce silahlı kuvvetlerin bazı üst düzey yetkilileri hakkında soruşturma yürütülmüştü. Merkezi Askeri Komisyonun eski başkan yardımcılarından General Guo Boşiong, 2016'da rüşvet vermekten ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken, hakkında yolsuzluk soruşturması yürütülen General Şü Cayhou, askeri mahkemeye çıkarılamadan 2015'te kanserden hayatını kaybetmişti. Merkezi Askeri Komisyon Üyesi ve Genelkurmay Dairesi Başkanı General Fang Fınghui 2017'de aniden ortadan kaybolmuş, ardından 2018'de Komünist Partiden ihraç edilmiş ve 2019'da yolsuzluktan ömür boyu hapse çarptırılmıştı. ROKET KUVVETLERİNE SORUŞTURMA Yolsuzluk soruşturmaları, yakın zamanda Çin Halk Kurtuluş Ordusunun stratejik caydırıcılık bakımından kritik nükleer silah ve uzun menzilli füzelerinden sorumlu Roket Kuvvetlerini hedef almıştı. Merkez Askeri Komisyon bünyesindeki Disiplin Teftiş Komisyonu, 28 Temmuz 2023'te, Roket Kuvvetlerinin mevcut komutanı Li Yüçao ile yardımcısı Liu Guangbin'in yanı sıra eski yardımcısı Cang Cıncong'un soruşturulduğunu bildirmişti. Komutan ve yardımcısı görevden alınırken, yerlerine yeni atamalar yapılmıştı. Li'den önceki Savunma Bakanı Vey Fınghı'nın bir dönem komutanı olduğu kuvveti hedef alan soruşturma, silahlı kuvvetlerde yolsuzlukla mücadele kampanyasının süreceğinin işaretini vermişti. DONANIM GELİŞTİRME DAİRESİNE SORUŞTURMA ÇHKO'nun askeri donatım ve modernizasyonundan sorumlu Donanım Geliştirme Dairesi, Temmuz 2023'te tedarik ve ihale süreçlerinde "düzenleme ve disiplin ihlalleri" nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurmuş, o sırada Savunma Bakanı olan Li Şangfu'nun daire başkanı olduğu Ekim 2017'den itibaren tespit edilen "uygunsuzluklarla" ilgili ihbar çağrısı yapmıştı. Li, bundan yaklaşık bir ay sonra Ağustos 2023'te aniden ortadan kaybolduktan sonra 24 Ekim 2023'te görevden alınmış, daha sonra yerine Donanma Komutanı Dong Cün atanmıştı. 9 GENERALİN MECLİS ÜYELİĞİNE SON VERİLMİŞTİ Çin Ulusal Halk Kongresi Merkez Komitesi, yıl sonundaki yasama oturumunun ardından 30 Aralık 2023'te 9 generalin meclis üyeliklerine son verildiğini duyurmuştu. Roket Kuvvetlerinden 5, Donanım Geliştirme Dairesinden 2, Hava ve Deniz kuvvetlerinden 1'er general meclis üyeliğinden çıkarılmıştı. Roket Kuvvetlerinden eski kuvvet komutanı Li Yüçao, görevdeki ve eski yardımcıları Liu Guangbin ve Cang Cıncong, Li'den önceki kuvvet komutanı Cou Yaning, kuvvetin donanım bölümünün başındaki Lu Hong'un Meclis üyeliklerine son verilmişti. Donanım Geliştirme Dairesinin görevdeki ve önceki başkan yardımcıları Rao Vınmin ve Cang Yülin ile 2017-2021 dönemindeki Hava Kuvvetleri Komutanı Ding Layhang ve Deniz Kuvvetlerinin Güney Filo Komutanı Cü Şinçun da Meclis üyeliği sonlandırılan askerler arasında yer almıştı. Generallerin "parti disiplini ve kanunları ciddi ihlal şüphesi" meclis üyeliklerine nedeniyle son verildiği açıklanmıştı. "Parti disiplini ve kanunları ihlal" ifadesi, Çin'de devlet görevlileri hakkında yürütülen soruşturmalarda yolsuzluk suçlamasına işaret ediyor.

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de eski savunma bakanları Li Şangfu ve Vey Fınghı hakkında yolsuzluk soruşturması başlatıldığı bildirildi. Çin ajansı Xinhua'nın haberine göre, ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisinin (ÇKP) en üst düzey karar organı Merkez Komite Siyasi Bürosu, bugün yaptığı toplantının ardından iki eski bakanın partiden ihraç edildiği duyurdu. Merkezi Askeri Komisyon, öncesinde yaptığı toplantıda, Li ve Vey'in general rütbelerini geri alırken Çin Halk Kurtuluş Ordusundan (ÇHKO) azletti. Göreve 2023 yılı başında gelen ve 6 ay sonra aniden ortadan kaybolduktan sonra görevden alınan Li Şangfu hakkındaki soruşturmanın 31 Ağustos 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Li'nin başkaları adına çıkar sağlamak üzere büyük miktarda rüşvet aldığının ve başkalarına da rüşvet verdiğinin tespit edildiği belirtildi. Ülkede 2018-2023 yıllarında savunma bakanlığı yapan Vey hakkındaki soruşturmanın ise 21 Eylül 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Vey'in, kayıt dışı hediyeler ve para karşılığında yetkisini başkalarına çıkar sağlamak üzere kullandığının belirlendiği kaydedildi. "CİDDİ DİSİPLİN İHLALLERİ VE SUÇLAR" Soruşturmalarda, iki eski bakanın, "ciddi disiplin ihlalleri ve suçlar işlediğine dair" kanıtlar bulunduğu belirtilirken bunlara dair detay verilmedi. İki eski bakanın söz konusu suçlarla ilgili yargılanacağı kaydedilen haberde, şüphelilerle ilgili sert bir dilin kullanılması dikkati çekti. Haberde Vey'in, "partiye ve orduya inancını ve sadakatini yitirdiği", "ÇHKO'nun siyasi ekosistemini ciddi şekilde kirlettiği", Li'nin ise "asıl görevinden yüz çevirip partinin ilkelerini unuttuğu", "ÇHKO'nun askeri donanım endüstrisini ciddi şekilde zehirlediği", ikisinin eylemlerinin, "partinin davasına, ulusal savunmaya, ordunun inşasına ve kıdemli liderlerin imajına ciddi zarar verdiği" ifadeleri yer aldı. Li ve Vey, Çin'de ordu mensuplarına yönelik yolsuzluk soruşturmalarında hedef alınan son isimler oldu. ORDUDAKİ YOLSUZLUK SORUŞTURMALARI Şi, 2012'de Çin Komünist Partisi Genel Sekteri ve ardından devlet başkanı olmasından itibaren yolsuzlukla mücadeleyi en temel politikalarından biri haline getirmişti. Şi iktidarında parti, devlet yönetimi ve kamu işletmelerini kapsayan yolsuzluk soruşturmaları kapsamında çok sayıda üst düzey yetkili hedef alınırken, soruşturmaların siyasi çizgiye bağlılığı sağlamak, rakipleri ve muarızları elemine etmek için kullanıldığı da iddia ediliyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasında daha önce silahlı kuvvetlerin bazı üst düzey yetkilileri hakkında soruşturma yürütülmüştü. Merkezi Askeri Komisyonun eski başkan yardımcılarından General Guo Boşiong, 2016'da rüşvet vermekten ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken, hakkında yolsuzluk soruşturması yürütülen General Şü Cayhou, askeri mahkemeye çıkarılamadan 2015'te kanserden hayatını kaybetmişti. Merkezi Askeri Komisyon Üyesi ve Genelkurmay Dairesi Başkanı General Fang Fınghui 2017'de aniden ortadan kaybolmuş, ardından 2018'de Komünist Partiden ihraç edilmiş ve 2019'da yolsuzluktan ömür boyu hapse çarptırılmıştı. ROKET KUVVETLERİNE SORUŞTURMA Yolsuzluk soruşturmaları, yakın zamanda Çin Halk Kurtuluş Ordusunun stratejik caydırıcılık bakımından kritik nükleer silah ve uzun menzilli füzelerinden sorumlu Roket Kuvvetlerini hedef almıştı. Merkez Askeri Komisyon bünyesindeki Disiplin Teftiş Komisyonu, 28 Temmuz 2023'te, Roket Kuvvetlerinin mevcut komutanı Li Yüçao ile yardımcısı Liu Guangbin'in yanı sıra eski yardımcısı Cang Cıncong'un soruşturulduğunu bildirmişti. Komutan ve yardımcısı görevden alınırken, yerlerine yeni atamalar yapılmıştı. Li'den önceki Savunma Bakanı Vey Fınghı'nın bir dönem komutanı olduğu kuvveti hedef alan soruşturma, silahlı kuvvetlerde yolsuzlukla mücadele kampanyasının süreceğinin işaretini vermişti. DONANIM GELİŞTİRME DAİRESİNE SORUŞTURMA ÇHKO'nun askeri donatım ve modernizasyonundan sorumlu Donanım Geliştirme Dairesi, Temmuz 2023'te tedarik ve ihale süreçlerinde "düzenleme ve disiplin ihlalleri" nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurmuş, o sırada Savunma Bakanı olan Li Şangfu'nun daire başkanı olduğu Ekim 2017'den itibaren tespit edilen "uygunsuzluklarla" ilgili ihbar çağrısı yapmıştı. Li, bundan yaklaşık bir ay sonra Ağustos 2023'te aniden ortadan kaybolduktan sonra 24 Ekim 2023'te görevden alınmış, daha sonra yerine Donanma Komutanı Dong Cün atanmıştı. 9 GENERALİN MECLİS ÜYELİĞİNE SON VERİLMİŞTİ Çin Ulusal Halk Kongresi Merkez Komitesi, yıl sonundaki yasama oturumunun ardından 30 Aralık 2023'te 9 generalin meclis üyeliklerine son verildiğini duyurmuştu. Roket Kuvvetlerinden 5, Donanım Geliştirme Dairesinden 2, Hava ve Deniz kuvvetlerinden 1'er general meclis üyeliğinden çıkarılmıştı. Roket Kuvvetlerinden eski kuvvet komutanı Li Yüçao, görevdeki ve eski yardımcıları Liu Guangbin ve Cang Cıncong, Li'den önceki kuvvet komutanı Cou Yaning, kuvvetin donanım bölümünün başındaki Lu Hong'un Meclis üyeliklerine son verilmişti. Donanım Geliştirme Dairesinin görevdeki ve önceki başkan yardımcıları Rao Vınmin ve Cang Yülin ile 2017-2021 dönemindeki Hava Kuvvetleri Komutanı Ding Layhang ve Deniz Kuvvetlerinin Güney Filo Komutanı Cü Şinçun da Meclis üyeliği sonlandırılan askerler arasında yer almıştı. Generallerin "parti disiplini ve kanunları ciddi ihlal şüphesi" meclis üyeliklerine nedeniyle son verildiği açıklanmıştı. "Parti disiplini ve kanunları ihlal" ifadesi, Çin'de devlet görevlileri hakkında yürütülen soruşturmalarda yolsuzluk suçlamasına işaret ediyor.

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Ultra Ortodoks Yahudiler (Harediler), Bney Brak kentinde İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etti. Polisler göstericileri dağıtmak için müdahale ederken, bazılarını yerlerde sürüklendiği görüldü. 10 kişi gözaltına alındı. Onlarca Haredi, başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde, İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etmek için gösteri düzenledi. Göstericiler, kuzey-güney yönünde uzanan ve Bney Brak kentinden geçen 4 numaralı otoyolu trafiğe kapattı. Polisler, otoyolda oturma eylemi yapan göstericileri dağıtmak için zaman zaman müdahalede bulundu. Birbirlerine kenetlenen ve polise direnen göstericiler uzun bir süre trafiğin akışına engel oldu. Göstericileri ayırarak trafiği açmaya çalışan polisin, göstericilerden bazılarını yerde sürüklediği anlar kameralarla kaydedildi. Bazı protestocular şiddet çağrısında bulunurken, bazıları askere gitmek yerine hapse girmeyi veya ölmeyi tercih ettiğini dile getirdi Polis, direnen en az 10 Harediyi gözaltına aldı. İsrail'de, 7 Ekim 2023'ten sonra Gazze Şeridi'ne başlatılan saldırıların ardından Haredilerin askerlikten muaf tutulmaya devam edilip edilmeyeceği tartışması yaşanıyor. YÜKSEK MAHKEMENİN ULTRA-ORTODOKS YAHUDİLERİN ZORUNLU ASKERLİKTEN MUAFİYET KARARI İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran'da oybirliğiyle Ultra Ortodoks Yahudi (Haredi) erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti. Kararda, askere alınmayanların kamu tarafından finanse edilen sosyal yardım ve eğitim yardımlarından da yararlanamayacaklarına yer verilmişti. Kararın, zorunlu askerliğe uygun olduğu tahmin edilen 67 bin Haredi erkeğe toplu mu yoksa kademeli biçimde mi tevdi edileceği henüz kesinleşmedi. Haredi erkeklerin askerlik hizmetini yerine getirmesi gerektiği yönündeki kararın siyasi ve toplumsal sonuçlarının olması bekleniyor. Tarihi öneme sahip bu karar, İsrail'de yeni bir iç kargaşaya neden olma ve kültürel bir çatışmayı körükleme potansiyeline sahip. Askerlik yapmayı reddedenler artık devlet desteği alamayacak. Ultra Ortodoks Yahudileri askerlik hizmetinden kurtaran yasal muafiyet Mart 2024'te sona ermişti. HÜKÜMETİN HAREDİLERİN ASKERLİK MUAFİYETİ İÇİN EK SÜRE TALEBİ REDDEDİLMİŞTİ Yüksek Mahkeme, mart ayında Netanyahu hükümetinin yeni askerlik yasası hazırlanana kadar Ultra Ortodoks Yahudilerin (Haredi) askerlik muafiyetinin uzatılması için ek süre talebini reddetmişti. Mahkeme, şu ana kadar askerlik şubesine yazılmamış Tevrat okullarında (Yeşivalarda) eğitim gören Haredi öğrenciler için hükümetin sağladığı fonun da kesilmesi talimatını vermişti. İsrail Meclisinde, Haredilerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasına ilişkin yasa tasarısı, 11 Haziran'da yapılan oylamada oy çokluğuyla kabul edilmişti. Tasarının, yürürlüğe girmesi için ikinci ve üçüncü okumada onaylanmak üzere Meclisin Dışişleri ve Güvenlik Komitesinde tartışılması bekleniyordu. Muhalefet partileri Haredilerin askerlikten muaf tutulmasını eleştirirken, Netanyahu hükümetinde yer alan Ultra Ortodoks Yahudileri temsil eden partiler ise Haredilere askerliği zorunlu hale getirecek yasa tasarısına karşı çıkıyor. HAREDİLER İSRAİL NÜFUSUNUN YAKLAŞIK YÜZDE 12'SİNİ OLUŞTURUYOR Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor. Ülkedeki Haredi Yahudilerinin büyük çoğunluğu Batı Kudüs'teki Meaşerim Mahallesi'nde ve başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde yaşıyor. İsrail'de 1 Kasım 2022 seçimlerinden zaferle ayrılan Likud lideri Netanyahu'nun koalisyon ittifakında aşırı sağcı partilerin yanı sıra Ultra Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik partileri yer alıyor. Laik Yahudilerle aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olan ve toplumun geri kalanına entegre olmayı reddeden HarediYahudilerin çoğu, orduda dinlerinin gerektirdiği şekilde yaşayamayacakları gerekçesiyle askerlik yapmayı reddediyor. Kadın ve erkekler için İsrail'de 3 yıl zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ultra Ortodoks Yahudilik inanca sahip Harediler ise 26 yaşına kadar Tevrat kurslarında (Yeşiva) eğitim almaları halinde askerlikten muaf tutuluyor. İsrail'de koalisyon ortağı Haredi partiler, "Tevrat eğitiminin temel hak olduğu" yönünde bir kanun geçirerek temsil ettikleri kesimi askerlikten muaf tutulmasını yasal güvence altına almayı planlıyordu.

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Ultra Ortodoks Yahudiler (Harediler), Bney Brak kentinde İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etti. Polisler göstericileri dağıtmak için müdahale ederken, bazılarını yerlerde sürüklendiği görüldü. 10 kişi gözaltına alındı. Onlarca Haredi, başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde, İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etmek için gösteri düzenledi. Göstericiler, kuzey-güney yönünde uzanan ve Bney Brak kentinden geçen 4 numaralı otoyolu trafiğe kapattı. Polisler, otoyolda oturma eylemi yapan göstericileri dağıtmak için zaman zaman müdahalede bulundu. Birbirlerine kenetlenen ve polise direnen göstericiler uzun bir süre trafiğin akışına engel oldu. Göstericileri ayırarak trafiği açmaya çalışan polisin, göstericilerden bazılarını yerde sürüklediği anlar kameralarla kaydedildi. Bazı protestocular şiddet çağrısında bulunurken, bazıları askere gitmek yerine hapse girmeyi veya ölmeyi tercih ettiğini dile getirdi Polis, direnen en az 10 Harediyi gözaltına aldı. İsrail'de, 7 Ekim 2023'ten sonra Gazze Şeridi'ne başlatılan saldırıların ardından Haredilerin askerlikten muaf tutulmaya devam edilip edilmeyeceği tartışması yaşanıyor. YÜKSEK MAHKEMENİN ULTRA-ORTODOKS YAHUDİLERİN ZORUNLU ASKERLİKTEN MUAFİYET KARARI İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran'da oybirliğiyle Ultra Ortodoks Yahudi (Haredi) erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti. Kararda, askere alınmayanların kamu tarafından finanse edilen sosyal yardım ve eğitim yardımlarından da yararlanamayacaklarına yer verilmişti. Kararın, zorunlu askerliğe uygun olduğu tahmin edilen 67 bin Haredi erkeğe toplu mu yoksa kademeli biçimde mi tevdi edileceği henüz kesinleşmedi. Haredi erkeklerin askerlik hizmetini yerine getirmesi gerektiği yönündeki kararın siyasi ve toplumsal sonuçlarının olması bekleniyor. Tarihi öneme sahip bu karar, İsrail'de yeni bir iç kargaşaya neden olma ve kültürel bir çatışmayı körükleme potansiyeline sahip. Askerlik yapmayı reddedenler artık devlet desteği alamayacak. Ultra Ortodoks Yahudileri askerlik hizmetinden kurtaran yasal muafiyet Mart 2024'te sona ermişti. HÜKÜMETİN HAREDİLERİN ASKERLİK MUAFİYETİ İÇİN EK SÜRE TALEBİ REDDEDİLMİŞTİ Yüksek Mahkeme, mart ayında Netanyahu hükümetinin yeni askerlik yasası hazırlanana kadar Ultra Ortodoks Yahudilerin (Haredi) askerlik muafiyetinin uzatılması için ek süre talebini reddetmişti. Mahkeme, şu ana kadar askerlik şubesine yazılmamış Tevrat okullarında (Yeşivalarda) eğitim gören Haredi öğrenciler için hükümetin sağladığı fonun da kesilmesi talimatını vermişti. İsrail Meclisinde, Haredilerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasına ilişkin yasa tasarısı, 11 Haziran'da yapılan oylamada oy çokluğuyla kabul edilmişti. Tasarının, yürürlüğe girmesi için ikinci ve üçüncü okumada onaylanmak üzere Meclisin Dışişleri ve Güvenlik Komitesinde tartışılması bekleniyordu. Muhalefet partileri Haredilerin askerlikten muaf tutulmasını eleştirirken, Netanyahu hükümetinde yer alan Ultra Ortodoks Yahudileri temsil eden partiler ise Haredilere askerliği zorunlu hale getirecek yasa tasarısına karşı çıkıyor. HAREDİLER İSRAİL NÜFUSUNUN YAKLAŞIK YÜZDE 12'SİNİ OLUŞTURUYOR Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor. Ülkedeki Haredi Yahudilerinin büyük çoğunluğu Batı Kudüs'teki Meaşerim Mahallesi'nde ve başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde yaşıyor. İsrail'de 1 Kasım 2022 seçimlerinden zaferle ayrılan Likud lideri Netanyahu'nun koalisyon ittifakında aşırı sağcı partilerin yanı sıra Ultra Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik partileri yer alıyor. Laik Yahudilerle aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olan ve toplumun geri kalanına entegre olmayı reddeden HarediYahudilerin çoğu, orduda dinlerinin gerektirdiği şekilde yaşayamayacakları gerekçesiyle askerlik yapmayı reddediyor. Kadın ve erkekler için İsrail'de 3 yıl zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ultra Ortodoks Yahudilik inanca sahip Harediler ise 26 yaşına kadar Tevrat kurslarında (Yeşiva) eğitim almaları halinde askerlikten muaf tutuluyor. İsrail'de koalisyon ortağı Haredi partiler, "Tevrat eğitiminin temel hak olduğu" yönünde bir kanun geçirerek temsil ettikleri kesimi askerlikten muaf tutulmasını yasal güvence altına almayı planlıyordu.

İranlılar yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor: 3 isim öne çıkıyor

İranlılar yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor: 3 isim öne çıkıyor

İran'da halk, bugün ülkenin 9. Cumhurbaşkanını seçmek üzere sandığa gitmeye hazırlanıyor. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin 19 Mayıs'ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından bir yıl öne alınan cumhurbaşkanlığı seçimleri bugün yapılacak. Seçimde yarışan adayların kampanya süreci seçimden 24 saat önce sona erdiği için bu sabah 08.00 itibarıyla her türlü propaganda faaliyeti yasaklandı. İran'da cumhurbaşkanı 4 yıl süreyle görev yapıyor ve en fazla 2 defa üst üste seçilebiliyor. Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor. İlk turda yüzde 50+1'in üzerine çıkan aday olmaması halinde en fazla oyu alan 2 aday ikinci tura kalacak ve 5 Temmuz'da yapılacak ikinci turda kazanan isim ülkenin 9. Cumhurbaşkanı olacak. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışacak. SEÇİMDE YAKLAŞIK 62 MİLYON KİŞİ OY KULLANABİLECEK Yaklaşık 88 milyon nüfusa sahip İran'da, yaklaşık 62 milyon seçmen, 59 binden fazla merkezde kurulan sandıklarda oy kullanabilecek. Mevcut seçim kanununa göre, seçmenlerin oy verme tarihinde 18 yaşını doldurmuş olmaları gerekiyor. Buna göre, 29 Haziran 2006 ve öncesinde doğanlar, oy kullanma hakkına sahip. Oy kullanma işlemi bugün yerel saatle 08.00'de başlayacak ve 18.00'de sona erecek. Bu süre ihtiyaç halinde İçişleri Bakanlığına bağlı Seçim Merkezinin kararıyla birkaç saat daha uzatılabilir. Anayasayı Koruyucular Konseyinin adaylıklarını onayladığı 6 isimden muhafazakar adaylar Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızadehaşimi, "muhafazakar kanatta birliği sağlamak için" seçime saatler kala adaylıktan çekildi. ADAYLAR, HALKA EKONOMİ KONUSUNDA VAATLER SUNDU İran'da halkın en önemli gündemi ekonomi olduğu gibi adaylar da münazaralarda ve seçim kampayanlarında ekonomiyi önceleyen vaatler verdi. Reformistlerin tek adayı Pezeşkiyan ile ılımlı muhafazakar Mustafa Purmuhammedi, kampanyalarında ekonomik sorunlarda yaptırımların ve bundan kaynaklı olarak dünya ile etkileşim eksikliğinin olumsuz etkilerini dile getirdi. Diğer muhafazakar adaylar Said Celili, Emir Hüseyin Kadızadehaşimi ve Ali Rıza Zakani, ekonominin dış gelişmelere bağlı olmaması gerektiğini ifade etti. Meclis Başkanı muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise bu üçlüden daha itidalli görüşleri savunurken yaptırımların etkisi olduğunu, göreve gelmesi halinde yaptırımların kaldırılmasına odaklanacağını ve yaptırımların "adım adım" kaldırılmasının önemini vurguladı. İNTERNET YASAKLARI VE ZORUNLU BAŞÖRTÜSÜ UYGULAMASINA DAİR SÖYLEMLER Adayların kampanyalarında, ülkedeki hassas ve kronik meselelerden internet yasakları, zorunlu başörtüsü uygulaması ve etnik ve mezhebi ayrımcılık konuları da gündeme geldi. Bu konularda ise özellikle reformist aday Pezeşkiyan, mevcut hükümete ciddi eleştirilerde bulundu. Pezeşkiyan, cumhurbaşkanı olması halinde internet yasaklarının büyük kısmını kaldıracağını, başörtüsü konusunda kadınlara baskıyı sona erdireceğini ve hükümeti etnik ve mezhebi ayrımcılıktan arındıracağını belirtti. KALİBAF, DİĞER MUHAFAZAKARLARA GÖRE AÇILIMI SAVUNAN SÖYLEMLER GELİŞTİRDİ Pezeşkiyan, Purmuhammedi ve Kalibaf, seçim kampanyalarında ve münazaralarda açılımı savunan söylemler geliştirirken Celili ile seçim yarışından muhafazakarlar lehine çekilen Zakani ve Kadızadehaşimi ise daha çok mevcut durumu sürdürme niyetinde olduklarını belirtti. Adayların bir kısmının ve hususen Pezeşkiyan'ın danışmanı eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in nükleer müzakereler gibi hassas konularda Reisi hükümetini eleştirmesi ve muhafazakarlara göre, "Batı'ya teslimiyetçi" yaklaşım sergilemesi sonrasında İran lideri Ali Hamaney'in, bu konudaki uyarı niteliğindeki açıklamaları dikkatleri çekti. KALİBAF VE CELİLİ ARASINDA SON SAATLERDE UZLAŞMA OLMAZSA SEÇİM İKİNCİ TURA KALABİLİR Ülkede hava, seçimin Kalibaf-Pezeşkiyan veya Celili-Pezeşkiyan rekabetine sahne olacağı yönünde esiyor ancak Pezeşkiyan'ın seçimi kazanması için gerekli olan küskün seçmenin sandığa çekilmesi konusunda halk arasında yeteri kadar büyük bir heyecan oluşturup oluşturmadığı da halen soru işareti. Tahran'da İranlıların önemli bir kısmı halen oy vermeyeceğini belirtiyor. PEZEŞKİYAN, SON ANKETTE ÖNE ÇIKTI Muhafazakarlar hala seçime tek adayla girme konusunda anlaşmaya varamadı. Celili ile Kalibaf ayrı olarak devam etmeyi tercih ederse Pezeşkiyan'ın ilk turda olmasa da ikinci turda seçimi kazanma ihtimali az değil. Öte yandan ülkede yapılan anketlerde, farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Daha önce Kalibaf önde görünürken şu anda bazı anketlerde Celili bazılarında ise Pezeşkiyan öne çıkıyor. Son olarak İranlı Öğrenciler Anket Ajansı (ISPA) tarafından 26 Haziran'da ülke genelinde yüz yüze gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, yarışın ilk sırasında yüzde 33,1 ile Pezeşkiyan, ikinci sırasında yüzde 28,8 ile Celili yer alırken diğer muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise yüzde 19,1 ile üçüncü sırayı aldı. Anketlere göre, Pezeşkiyan'ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranına sahip olduğu görülüyor.