gundemdekal.com

Son yazılar

1505 yazı

Yeni yasaya ilk onay: Siyasi parti ve şirketlerin üst kadrosunda kadın-erkek sayısı eşitlenecek

Yeni yasaya ilk onay: Siyasi parti ve şirketlerin üst kadrosunda kadın-erkek sayısı eşitlenecek

İspanya'da, iş dünyasındaki eşitsizliğe karşı oylanan tasarı ilk onayını aldı. Tasarı yasalaşırsa siyasi partilerin seçim listelerinde, Mecliste ve Senatoda, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, ayrıca şirketlerin üst düzey yönetim kadrolarında kadın ve erkek sayıları eşitlenecek. İspanya'da toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı önemli bir adım atıldı. Madrid hükümeti, siyasette ve iş dünyasındaki üst düzey yönetim kadrolarında kadın-erkek sayısına eşitlik getirilmesini öngören yasa tasarısı Meclisten ilk onayını aldı. Azınlık sol koalisyon hükümetinin girişimiyle Meclise getirilen "kadın ve erkeklerin eşit temsili" ile ilgili yasa tasarısı, muhalefetteki sağ görüşlü partilerin (PP, Vox ve UPN) 171 "hayır" oyuna karşı 177 "evet" ile kabul edildi. Tasarının parlamentonun üst ve alt kanatlarındaki sürecin tamamlanmasının ardından yasalaşarak, ağustos başında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Tasarı gereği siyasi partilerin seçim listelerinde, Mecliste ve Senatoda, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, ayrıca şirketlerin üst düzey yönetim kadrolarında kadın ve erkek sayılarının eşitlenmesi istenecek. ANCAK KADINLAR YÜZDE 50'Yİ GEÇEBİLİR Kadınlardan yana pozitif ayrımcılığı getirecek tasarıyla bu kurum, kuruluş ve şirketlerde yüzde 50'nin üzerinde temsil hakkı sadece kadınlar için geçerli olacak. Erkeklerin sayısının ise yüzde 50'yi geçmesi halinde bu oranın kadınlar lehine düzeltilmesi gerekecek. Eşitlik Bakanı Ana Redondo, tasarıyla İspanya'daki "tarihsel bir adaletsizliğin ortadan kaldırıldığını, kadınlara liyakat ve yetenekleri sayesinde sorumluluk gerektiren pozisyonlara ulaşma fırsatlarının olması gerektiği gibi düzenlendiğini" söyledi. Senatoya gönderilen tasarının son olarak 23 Temmuz'da Mecliste bir kez daha oylanması, kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Kremlin'den yapılan açıklamaya göre Rusya, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi tartışıyor. Moskova, Batı ile diplomatik ilişkileri azaltmayı planlıyor. Kremlin'den bugün yapılan açıklamada, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya'nın Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi değerlendirdiği ancak henüz bir karar alınmadığını belirtti. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, böyle bir hamle olasılığı sorulduğunda gazetecilere, "Diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme konusu, dostça olmayan ya da düşmanca tezahürlerle karşılaşan devletler için standart bir uygulamadır" dedi. Peskov, "Batı'nın Ukrayna'daki çatışmaya giderek daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya Federasyonu, Batı'nın Ukrayna krizine bu tür düşmanca müdahalesine karşılık vermek için çeşitli seçenekleri değerlendirmekten başka bir şey yapamaz" diye ekledi. Peskov bu konuda henüz bir karar alınmadığını ve Rusya'nın Batı'ya yanıt vermenin farklı yollarını değerlendirdiğini ifade etti.

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Rusya, Batı ile ilişkilerin seviyesini düşürmeyi planlıyor

Kremlin'den yapılan açıklamaya göre Rusya, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi tartışıyor. Moskova, Batı ile diplomatik ilişkileri azaltmayı planlıyor. Kremlin'den bugün yapılan açıklamada, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna savaşına daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya'nın Batı ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürmeyi değerlendirdiği ancak henüz bir karar alınmadığını belirtti. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, böyle bir hamle olasılığı sorulduğunda gazetecilere, "Diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme konusu, dostça olmayan ya da düşmanca tezahürlerle karşılaşan devletler için standart bir uygulamadır" dedi. Peskov, "Batı'nın Ukrayna'daki çatışmaya giderek daha fazla müdahil olması nedeniyle Rusya Federasyonu, Batı'nın Ukrayna krizine bu tür düşmanca müdahalesine karşılık vermek için çeşitli seçenekleri değerlendirmekten başka bir şey yapamaz" diye ekledi. Peskov bu konuda henüz bir karar alınmadığını ve Rusya'nın Batı'ya yanıt vermenin farklı yollarını değerlendirdiğini ifade etti.

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rusya Soruşturma Komitesi, vatandaşlık alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Komite başkanı Bastrıkin toplam 30 bin göçmeni askere aldıklarını bildirdi. Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin, Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Bastrıkin bugün, 12. St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu'nda katıldığı oturumda, Rusya'daki göçmenlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Ülkesinin göçmenlerle ilgili siyasetinin değiştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Bastrıkin, iç kaynaklarla siyasi, ekonomik, ulusal ve diğer sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi. Rus vatandaşlığı alan 30 bin göçmeni askerliğe kaydettikleri bilgisini paylaşan Bastrıkin, "Bunlardan 10 bin göçmen, özel askeri operasyona gönderildi" dedi. Ayrıca yılın ilk dört ayında başkent Moskova, Moskova bölgesi ve St. Petersburg kentine 3 milyon göçmenin gittiğini ifade etti. BATI'YA AİT SAVAŞ UÇAKLARI TESİSLERİNE SALDIRI Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) Ukrayna’da Batılı ülkelere ait savaş uçaklarının konuşlandırılacağı havalimanı altyapılarının ve tesislerin vurulduğunu bildirdi. Bakanlıktan bugün yapılan açıklamada, Rus askeri güçlerinin, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki faaliyetlerine ilişkin bilgiye yer verildi. Açıklamada, “Saldırıda, denizden fırlatılan yüksek hassasiyetli ve uzun menzilli füzelerin yanı sıra Kinjal aerobalistik hipersonik füze ve İHA’lar kullanıldı” denildi ve hedeflenen tüm tesislerin vurulduğu belirtildi.

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmen Ukrayna savaşına gönderildi

Rusya Soruşturma Komitesi, vatandaşlık alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Komite başkanı Bastrıkin toplam 30 bin göçmeni askere aldıklarını bildirdi. Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin, Rus vatandaşlığı alan 10 bin göçmenin, Ukrayna'daki "özel askeri operasyona" gönderildiğini açıkladı. Bastrıkin bugün, 12. St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu'nda katıldığı oturumda, Rusya'daki göçmenlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Ülkesinin göçmenlerle ilgili siyasetinin değiştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Bastrıkin, iç kaynaklarla siyasi, ekonomik, ulusal ve diğer sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi. Rus vatandaşlığı alan 30 bin göçmeni askerliğe kaydettikleri bilgisini paylaşan Bastrıkin, "Bunlardan 10 bin göçmen, özel askeri operasyona gönderildi" dedi. Ayrıca yılın ilk dört ayında başkent Moskova, Moskova bölgesi ve St. Petersburg kentine 3 milyon göçmenin gittiğini ifade etti. BATI'YA AİT SAVAŞ UÇAKLARI TESİSLERİNE SALDIRI Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) Ukrayna’da Batılı ülkelere ait savaş uçaklarının konuşlandırılacağı havalimanı altyapılarının ve tesislerin vurulduğunu bildirdi. Bakanlıktan bugün yapılan açıklamada, Rus askeri güçlerinin, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki faaliyetlerine ilişkin bilgiye yer verildi. Açıklamada, “Saldırıda, denizden fırlatılan yüksek hassasiyetli ve uzun menzilli füzelerin yanı sıra Kinjal aerobalistik hipersonik füze ve İHA’lar kullanıldı” denildi ve hedeflenen tüm tesislerin vurulduğu belirtildi.

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da başarısız olan darbe girişimine katılan çok sayıda subayın tutuklandığı ve 15 ile 30 yıl arasında hapis cezası alabileceği açıklandı. Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar tutuklandı. Reuters'ın bildirdiğine göre üst düzey bir hükümet bakanı, bugün yerel televizyonda yaptığı konuşmada, dün yaşanan darbe girişiminin ardından çok sayıda Bolivyalı subayın tutuklandığını duyurdu. Bakan, subayların 15 ile 30 yıl hapis cezasına yol açabilecek suçlamalarla karşı karşıya olduklarını söyledi. Güney Amerika ülkesi Bolivya'da General Joan Jose Zuniga liderliğindeki ordu güçleri, dün La Paz'da hükümet binasını kuşatmıştı. Askerlerin baskınının ardından Devlet Başkanı Luis Arce, halkı demokrasiyi savunmaya çağırdı. Halkın sokağa dökülmesinin ve Arce tarafından atanan yeni ordu komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine geri döndü. Darbeci general Zuniga ise tutuklandı. Cumhurbaşkanlığı bakanı Maria Nela Prada, bugün düzenlediği basın toplantısında 12 kişinin darbe girişimi sırasında yaralandığını açıkladı. Prada, "Bolivya halkı ve uluslararası toplum önünde kesin ve tam bir şekilde söylüyoruz ki bugün yaşadığımız şey bir darbe girişimidir, başarısız bir darbedir" dedi. Ayrıca muhalefetin ve bazı analistlerin, "siyasi pozisyondan küçük bir dilim elde etmeye çalıştığını" belirtti.

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar 30 yıla kadar hapis cezası alabilir

Bolivya'da başarısız olan darbe girişimine katılan çok sayıda subayın tutuklandığı ve 15 ile 30 yıl arasında hapis cezası alabileceği açıklandı. Bolivya'da darbe girişimine katılan subaylar tutuklandı. Reuters'ın bildirdiğine göre üst düzey bir hükümet bakanı, bugün yerel televizyonda yaptığı konuşmada, dün yaşanan darbe girişiminin ardından çok sayıda Bolivyalı subayın tutuklandığını duyurdu. Bakan, subayların 15 ile 30 yıl hapis cezasına yol açabilecek suçlamalarla karşı karşıya olduklarını söyledi. Güney Amerika ülkesi Bolivya'da General Joan Jose Zuniga liderliğindeki ordu güçleri, dün La Paz'da hükümet binasını kuşatmıştı. Askerlerin baskınının ardından Devlet Başkanı Luis Arce, halkı demokrasiyi savunmaya çağırdı. Halkın sokağa dökülmesinin ve Arce tarafından atanan yeni ordu komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine geri döndü. Darbeci general Zuniga ise tutuklandı. Cumhurbaşkanlığı bakanı Maria Nela Prada, bugün düzenlediği basın toplantısında 12 kişinin darbe girişimi sırasında yaralandığını açıkladı. Prada, "Bolivya halkı ve uluslararası toplum önünde kesin ve tam bir şekilde söylüyoruz ki bugün yaşadığımız şey bir darbe girişimidir, başarısız bir darbedir" dedi. Ayrıca muhalefetin ve bazı analistlerin, "siyasi pozisyondan küçük bir dilim elde etmeye çalıştığını" belirtti.

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Eski ABD Başkanı Donald Trump, gündem olan sabıka fotoğrafı ile ilgli konuştu. Trump, fotoğrafının çekilmesinden bu yana siyah ve Latin Amerikalı seçmenlerden daha fazla destek gördüğünü iddia etti. Kasım ayında gerçekleştirilecek ABD seçimlerinde Joe Biden'a rakip olan Donald Trump "Çektirdiğim sabıka fotoğrafı ortaya çıktığından beri, siyah ve Latin Amerikalı toplumlarından gelen destek fırladı" dedi. Eski ABD Başkanı, "Sabıka fotoğrafı çok iyi" diye konuştu. İLK ABD BAŞKANI Georgia eyaletindeki 2020 seçim sonuçlarına müdahalede bulunduğu suçlamasıyla hazırlanan iddianame kapsamında teslim olan Trump'ın dördüncü gözaltı işleminde, tutuklama dosyası için ilk kez sabıka fotoğrafı çekilmesi Trump'ı sabıka fotoğrafı çekilen ilk Amerikan başkanı yaptı. Trump şubat ayında da benzer bir açıklama yaparak fotoğrafının siyahi seçmenlerin ilgisini çektiğini öne sürmüş ve "kendisine olanların onların da başına geldiğini" iddia etmişti. Trump ayrıca siyah Amerikalıların sabıka fotoğrafını herkesten daha fazla "benimsediğini" söylemiş, siyahilerin sabıka fotoğrafının basılı olduğu tişörtlerle gezdiğini ve fotoğrafı bardaklara bastığını belirtmişti. CANLI YAYINDA KOZLARINI PAYLAŞACAKLAR ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta duraracak konuşacak.

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Trump'ın tartışmalı sabıka fotoğrafı: "Siyahi ve Latin seçmenlerin desteğini artırdı"

Eski ABD Başkanı Donald Trump, gündem olan sabıka fotoğrafı ile ilgli konuştu. Trump, fotoğrafının çekilmesinden bu yana siyah ve Latin Amerikalı seçmenlerden daha fazla destek gördüğünü iddia etti. Kasım ayında gerçekleştirilecek ABD seçimlerinde Joe Biden'a rakip olan Donald Trump "Çektirdiğim sabıka fotoğrafı ortaya çıktığından beri, siyah ve Latin Amerikalı toplumlarından gelen destek fırladı" dedi. Eski ABD Başkanı, "Sabıka fotoğrafı çok iyi" diye konuştu. İLK ABD BAŞKANI Georgia eyaletindeki 2020 seçim sonuçlarına müdahalede bulunduğu suçlamasıyla hazırlanan iddianame kapsamında teslim olan Trump'ın dördüncü gözaltı işleminde, tutuklama dosyası için ilk kez sabıka fotoğrafı çekilmesi Trump'ı sabıka fotoğrafı çekilen ilk Amerikan başkanı yaptı. Trump şubat ayında da benzer bir açıklama yaparak fotoğrafının siyahi seçmenlerin ilgisini çektiğini öne sürmüş ve "kendisine olanların onların da başına geldiğini" iddia etmişti. Trump ayrıca siyah Amerikalıların sabıka fotoğrafını herkesten daha fazla "benimsediğini" söylemiş, siyahilerin sabıka fotoğrafının basılı olduğu tişörtlerle gezdiğini ve fotoğrafı bardaklara bastığını belirtmişti. CANLI YAYINDA KOZLARINI PAYLAŞACAKLAR ABD'de 5 Kasım'daki seçimde başkan olabilmek için yarışacak Demokrat Partili Başkan Joe Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump, bu akşam yapılacak ilk açık oturumda kozlarını paylaşacak. 1960'dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak tartışmada adaylar, kürsüde ayakta duraracak konuşacak.

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında gerginlik devam ediyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'la bir savaş durumunda ordunun Lübnan'ı "taş devrine" döndürme kapasitesine sahip olduğunu söyledi. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" ifade etti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine ekledi. The Washington Post'un haberine göre, Washington'da temaslarda bulunan Gallant liderliğindeki İsrail heyeti ile Amerikalı muhatapları, devam eden Gazze'de ateşkes ve esir takası müzakerelerinin yanı sıra İsrail'in Gazze'ye saldırılarının sona ermesinin ardından "ertesi gün" için olası senaryoları tartıştı. LİBERMAN'DAN NETANYAHU HÜKÜMETİNE ELEŞTİRİ Öte yandan İsrail'de muhalefetteki İsrail Evimiz Partisi lideri ve eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman ise Binyamin Netanyahu hükümetinin performansını eleştirdi. Liberman yaptığı açıklamada, "Bu hükümetin güneyde (Gazze) de kuzeyde (Lübnan) de bir karar verip kazanamadığı, İsrail halkını güvenliğe kavuşturamadığı ve vatandaşlara güvenlik duygusunu yeniden kazandıramadığı açıktır." ifadelerini kullandı. HİZBULLAH'TAN MİSİLLEME Lübnan'da Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in tehditlerinin bizi olumsuz etkilemesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Aksine, bunun bizi daha ihtiyatlı hazırlıklar yapmaya motive ettiğini söylemeliyim. Ama bunlar boş tehditlerdir. İsrail, sahada elde edemediğini, tehditle elde edemez." ifadelerini kullandı. "İSRAİL SAHAYA ÇIkARSA DAHA FAZLA KAYIP VERİR" Kasım, İsrail'in sahaya çıkarsa daha fazla kayıp vereceğini ve böylece yok olma yolunda bir adım atacağını ileri sürdü. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın ABD'deki temasları sırasında sarf ettiği tehditvari sözlerin ardından Hizbullah ile savaş istemedikleri ve İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik çözüm bulmayı tercih ettikleri yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Kasım, İsrail Savunma Bakanı'na Gazze'deki savaşı durdurmasını, bunun herkes için gerçek bir kazanç olacağını ifade etti. Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" söylemişti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine eklemişti. MAVİ HAT'TA GERGİNLİK Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, kuzey sınırında da Lübnan Hizbullahı ile çatışıyor. İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında son haftalarda gerginlik tırmanıyor. İsrail ordusu, 18 Haziran'da Lübnan'a yönelik olası bir saldırıya ilişkin "operasyonel planı" onayladığını duyurmuştu. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın İsrail topraklarına ve vatandaşlarına yönelik saldırılarına izin verilemeyeceğini ve gerekli kararları yakında alacaklarını ifade etmişti.

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail'den tehdit: Lübnan'ı taş devrine döndürürüz

İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında gerginlik devam ediyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'la bir savaş durumunda ordunun Lübnan'ı "taş devrine" döndürme kapasitesine sahip olduğunu söyledi. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" ifade etti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine ekledi. The Washington Post'un haberine göre, Washington'da temaslarda bulunan Gallant liderliğindeki İsrail heyeti ile Amerikalı muhatapları, devam eden Gazze'de ateşkes ve esir takası müzakerelerinin yanı sıra İsrail'in Gazze'ye saldırılarının sona ermesinin ardından "ertesi gün" için olası senaryoları tartıştı. LİBERMAN'DAN NETANYAHU HÜKÜMETİNE ELEŞTİRİ Öte yandan İsrail'de muhalefetteki İsrail Evimiz Partisi lideri ve eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman ise Binyamin Netanyahu hükümetinin performansını eleştirdi. Liberman yaptığı açıklamada, "Bu hükümetin güneyde (Gazze) de kuzeyde (Lübnan) de bir karar verip kazanamadığı, İsrail halkını güvenliğe kavuşturamadığı ve vatandaşlara güvenlik duygusunu yeniden kazandıramadığı açıktır." ifadelerini kullandı. HİZBULLAH'TAN MİSİLLEME Lübnan'da Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in tehditlerinin bizi olumsuz etkilemesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Aksine, bunun bizi daha ihtiyatlı hazırlıklar yapmaya motive ettiğini söylemeliyim. Ama bunlar boş tehditlerdir. İsrail, sahada elde edemediğini, tehditle elde edemez." ifadelerini kullandı. "İSRAİL SAHAYA ÇIkARSA DAHA FAZLA KAYIP VERİR" Kasım, İsrail'in sahaya çıkarsa daha fazla kayıp vereceğini ve böylece yok olma yolunda bir adım atacağını ileri sürdü. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın ABD'deki temasları sırasında sarf ettiği tehditvari sözlerin ardından Hizbullah ile savaş istemedikleri ve İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik çözüm bulmayı tercih ettikleri yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Kasım, İsrail Savunma Bakanı'na Gazze'deki savaşı durdurmasını, bunun herkes için gerçek bir kazanç olacağını ifade etti. Gallant, ABD'nin başkenti Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Hizbullah'la herhangi bir savaş durumunda Lübnan'ı taş devrine döndürme kapasitesine sahip olduğunu" söylemişti. Gallant, Tel Aviv hükümetinin, İsrail-Lübnan sınırındaki duruma diplomatik bir çözüm bulmayı tercih ettiğini de sözlerine eklemişti. MAVİ HAT'TA GERGİNLİK Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, kuzey sınırında da Lübnan Hizbullahı ile çatışıyor. İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında son haftalarda gerginlik tırmanıyor. İsrail ordusu, 18 Haziran'da Lübnan'a yönelik olası bir saldırıya ilişkin "operasyonel planı" onayladığını duyurmuştu. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın İsrail topraklarına ve vatandaşlarına yönelik saldırılarına izin verilemeyeceğini ve gerekli kararları yakında alacaklarını ifade etmişti.

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de eski savunma bakanları Li Şangfu ve Vey Fınghı hakkında yolsuzluk soruşturması başlatıldığı bildirildi. Çin ajansı Xinhua'nın haberine göre, ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisinin (ÇKP) en üst düzey karar organı Merkez Komite Siyasi Bürosu, bugün yaptığı toplantının ardından iki eski bakanın partiden ihraç edildiği duyurdu. Merkezi Askeri Komisyon, öncesinde yaptığı toplantıda, Li ve Vey'in general rütbelerini geri alırken Çin Halk Kurtuluş Ordusundan (ÇHKO) azletti. Göreve 2023 yılı başında gelen ve 6 ay sonra aniden ortadan kaybolduktan sonra görevden alınan Li Şangfu hakkındaki soruşturmanın 31 Ağustos 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Li'nin başkaları adına çıkar sağlamak üzere büyük miktarda rüşvet aldığının ve başkalarına da rüşvet verdiğinin tespit edildiği belirtildi. Ülkede 2018-2023 yıllarında savunma bakanlığı yapan Vey hakkındaki soruşturmanın ise 21 Eylül 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Vey'in, kayıt dışı hediyeler ve para karşılığında yetkisini başkalarına çıkar sağlamak üzere kullandığının belirlendiği kaydedildi. "CİDDİ DİSİPLİN İHLALLERİ VE SUÇLAR" Soruşturmalarda, iki eski bakanın, "ciddi disiplin ihlalleri ve suçlar işlediğine dair" kanıtlar bulunduğu belirtilirken bunlara dair detay verilmedi. İki eski bakanın söz konusu suçlarla ilgili yargılanacağı kaydedilen haberde, şüphelilerle ilgili sert bir dilin kullanılması dikkati çekti. Haberde Vey'in, "partiye ve orduya inancını ve sadakatini yitirdiği", "ÇHKO'nun siyasi ekosistemini ciddi şekilde kirlettiği", Li'nin ise "asıl görevinden yüz çevirip partinin ilkelerini unuttuğu", "ÇHKO'nun askeri donanım endüstrisini ciddi şekilde zehirlediği", ikisinin eylemlerinin, "partinin davasına, ulusal savunmaya, ordunun inşasına ve kıdemli liderlerin imajına ciddi zarar verdiği" ifadeleri yer aldı. Li ve Vey, Çin'de ordu mensuplarına yönelik yolsuzluk soruşturmalarında hedef alınan son isimler oldu. ORDUDAKİ YOLSUZLUK SORUŞTURMALARI Şi, 2012'de Çin Komünist Partisi Genel Sekteri ve ardından devlet başkanı olmasından itibaren yolsuzlukla mücadeleyi en temel politikalarından biri haline getirmişti. Şi iktidarında parti, devlet yönetimi ve kamu işletmelerini kapsayan yolsuzluk soruşturmaları kapsamında çok sayıda üst düzey yetkili hedef alınırken, soruşturmaların siyasi çizgiye bağlılığı sağlamak, rakipleri ve muarızları elemine etmek için kullanıldığı da iddia ediliyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasında daha önce silahlı kuvvetlerin bazı üst düzey yetkilileri hakkında soruşturma yürütülmüştü. Merkezi Askeri Komisyonun eski başkan yardımcılarından General Guo Boşiong, 2016'da rüşvet vermekten ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken, hakkında yolsuzluk soruşturması yürütülen General Şü Cayhou, askeri mahkemeye çıkarılamadan 2015'te kanserden hayatını kaybetmişti. Merkezi Askeri Komisyon Üyesi ve Genelkurmay Dairesi Başkanı General Fang Fınghui 2017'de aniden ortadan kaybolmuş, ardından 2018'de Komünist Partiden ihraç edilmiş ve 2019'da yolsuzluktan ömür boyu hapse çarptırılmıştı. ROKET KUVVETLERİNE SORUŞTURMA Yolsuzluk soruşturmaları, yakın zamanda Çin Halk Kurtuluş Ordusunun stratejik caydırıcılık bakımından kritik nükleer silah ve uzun menzilli füzelerinden sorumlu Roket Kuvvetlerini hedef almıştı. Merkez Askeri Komisyon bünyesindeki Disiplin Teftiş Komisyonu, 28 Temmuz 2023'te, Roket Kuvvetlerinin mevcut komutanı Li Yüçao ile yardımcısı Liu Guangbin'in yanı sıra eski yardımcısı Cang Cıncong'un soruşturulduğunu bildirmişti. Komutan ve yardımcısı görevden alınırken, yerlerine yeni atamalar yapılmıştı. Li'den önceki Savunma Bakanı Vey Fınghı'nın bir dönem komutanı olduğu kuvveti hedef alan soruşturma, silahlı kuvvetlerde yolsuzlukla mücadele kampanyasının süreceğinin işaretini vermişti. DONANIM GELİŞTİRME DAİRESİNE SORUŞTURMA ÇHKO'nun askeri donatım ve modernizasyonundan sorumlu Donanım Geliştirme Dairesi, Temmuz 2023'te tedarik ve ihale süreçlerinde "düzenleme ve disiplin ihlalleri" nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurmuş, o sırada Savunma Bakanı olan Li Şangfu'nun daire başkanı olduğu Ekim 2017'den itibaren tespit edilen "uygunsuzluklarla" ilgili ihbar çağrısı yapmıştı. Li, bundan yaklaşık bir ay sonra Ağustos 2023'te aniden ortadan kaybolduktan sonra 24 Ekim 2023'te görevden alınmış, daha sonra yerine Donanma Komutanı Dong Cün atanmıştı. 9 GENERALİN MECLİS ÜYELİĞİNE SON VERİLMİŞTİ Çin Ulusal Halk Kongresi Merkez Komitesi, yıl sonundaki yasama oturumunun ardından 30 Aralık 2023'te 9 generalin meclis üyeliklerine son verildiğini duyurmuştu. Roket Kuvvetlerinden 5, Donanım Geliştirme Dairesinden 2, Hava ve Deniz kuvvetlerinden 1'er general meclis üyeliğinden çıkarılmıştı. Roket Kuvvetlerinden eski kuvvet komutanı Li Yüçao, görevdeki ve eski yardımcıları Liu Guangbin ve Cang Cıncong, Li'den önceki kuvvet komutanı Cou Yaning, kuvvetin donanım bölümünün başındaki Lu Hong'un Meclis üyeliklerine son verilmişti. Donanım Geliştirme Dairesinin görevdeki ve önceki başkan yardımcıları Rao Vınmin ve Cang Yülin ile 2017-2021 dönemindeki Hava Kuvvetleri Komutanı Ding Layhang ve Deniz Kuvvetlerinin Güney Filo Komutanı Cü Şinçun da Meclis üyeliği sonlandırılan askerler arasında yer almıştı. Generallerin "parti disiplini ve kanunları ciddi ihlal şüphesi" meclis üyeliklerine nedeniyle son verildiği açıklanmıştı. "Parti disiplini ve kanunları ihlal" ifadesi, Çin'de devlet görevlileri hakkında yürütülen soruşturmalarda yolsuzluk suçlamasına işaret ediyor.

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de iki eski savunma bakanı hakkında yolsuzluk soruşturması

Çin'de eski savunma bakanları Li Şangfu ve Vey Fınghı hakkında yolsuzluk soruşturması başlatıldığı bildirildi. Çin ajansı Xinhua'nın haberine göre, ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisinin (ÇKP) en üst düzey karar organı Merkez Komite Siyasi Bürosu, bugün yaptığı toplantının ardından iki eski bakanın partiden ihraç edildiği duyurdu. Merkezi Askeri Komisyon, öncesinde yaptığı toplantıda, Li ve Vey'in general rütbelerini geri alırken Çin Halk Kurtuluş Ordusundan (ÇHKO) azletti. Göreve 2023 yılı başında gelen ve 6 ay sonra aniden ortadan kaybolduktan sonra görevden alınan Li Şangfu hakkındaki soruşturmanın 31 Ağustos 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Li'nin başkaları adına çıkar sağlamak üzere büyük miktarda rüşvet aldığının ve başkalarına da rüşvet verdiğinin tespit edildiği belirtildi. Ülkede 2018-2023 yıllarında savunma bakanlığı yapan Vey hakkındaki soruşturmanın ise 21 Eylül 2023'te başlatıldığı, soruşturma sonunda Vey'in, kayıt dışı hediyeler ve para karşılığında yetkisini başkalarına çıkar sağlamak üzere kullandığının belirlendiği kaydedildi. "CİDDİ DİSİPLİN İHLALLERİ VE SUÇLAR" Soruşturmalarda, iki eski bakanın, "ciddi disiplin ihlalleri ve suçlar işlediğine dair" kanıtlar bulunduğu belirtilirken bunlara dair detay verilmedi. İki eski bakanın söz konusu suçlarla ilgili yargılanacağı kaydedilen haberde, şüphelilerle ilgili sert bir dilin kullanılması dikkati çekti. Haberde Vey'in, "partiye ve orduya inancını ve sadakatini yitirdiği", "ÇHKO'nun siyasi ekosistemini ciddi şekilde kirlettiği", Li'nin ise "asıl görevinden yüz çevirip partinin ilkelerini unuttuğu", "ÇHKO'nun askeri donanım endüstrisini ciddi şekilde zehirlediği", ikisinin eylemlerinin, "partinin davasına, ulusal savunmaya, ordunun inşasına ve kıdemli liderlerin imajına ciddi zarar verdiği" ifadeleri yer aldı. Li ve Vey, Çin'de ordu mensuplarına yönelik yolsuzluk soruşturmalarında hedef alınan son isimler oldu. ORDUDAKİ YOLSUZLUK SORUŞTURMALARI Şi, 2012'de Çin Komünist Partisi Genel Sekteri ve ardından devlet başkanı olmasından itibaren yolsuzlukla mücadeleyi en temel politikalarından biri haline getirmişti. Şi iktidarında parti, devlet yönetimi ve kamu işletmelerini kapsayan yolsuzluk soruşturmaları kapsamında çok sayıda üst düzey yetkili hedef alınırken, soruşturmaların siyasi çizgiye bağlılığı sağlamak, rakipleri ve muarızları elemine etmek için kullanıldığı da iddia ediliyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasında daha önce silahlı kuvvetlerin bazı üst düzey yetkilileri hakkında soruşturma yürütülmüştü. Merkezi Askeri Komisyonun eski başkan yardımcılarından General Guo Boşiong, 2016'da rüşvet vermekten ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken, hakkında yolsuzluk soruşturması yürütülen General Şü Cayhou, askeri mahkemeye çıkarılamadan 2015'te kanserden hayatını kaybetmişti. Merkezi Askeri Komisyon Üyesi ve Genelkurmay Dairesi Başkanı General Fang Fınghui 2017'de aniden ortadan kaybolmuş, ardından 2018'de Komünist Partiden ihraç edilmiş ve 2019'da yolsuzluktan ömür boyu hapse çarptırılmıştı. ROKET KUVVETLERİNE SORUŞTURMA Yolsuzluk soruşturmaları, yakın zamanda Çin Halk Kurtuluş Ordusunun stratejik caydırıcılık bakımından kritik nükleer silah ve uzun menzilli füzelerinden sorumlu Roket Kuvvetlerini hedef almıştı. Merkez Askeri Komisyon bünyesindeki Disiplin Teftiş Komisyonu, 28 Temmuz 2023'te, Roket Kuvvetlerinin mevcut komutanı Li Yüçao ile yardımcısı Liu Guangbin'in yanı sıra eski yardımcısı Cang Cıncong'un soruşturulduğunu bildirmişti. Komutan ve yardımcısı görevden alınırken, yerlerine yeni atamalar yapılmıştı. Li'den önceki Savunma Bakanı Vey Fınghı'nın bir dönem komutanı olduğu kuvveti hedef alan soruşturma, silahlı kuvvetlerde yolsuzlukla mücadele kampanyasının süreceğinin işaretini vermişti. DONANIM GELİŞTİRME DAİRESİNE SORUŞTURMA ÇHKO'nun askeri donatım ve modernizasyonundan sorumlu Donanım Geliştirme Dairesi, Temmuz 2023'te tedarik ve ihale süreçlerinde "düzenleme ve disiplin ihlalleri" nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurmuş, o sırada Savunma Bakanı olan Li Şangfu'nun daire başkanı olduğu Ekim 2017'den itibaren tespit edilen "uygunsuzluklarla" ilgili ihbar çağrısı yapmıştı. Li, bundan yaklaşık bir ay sonra Ağustos 2023'te aniden ortadan kaybolduktan sonra 24 Ekim 2023'te görevden alınmış, daha sonra yerine Donanma Komutanı Dong Cün atanmıştı. 9 GENERALİN MECLİS ÜYELİĞİNE SON VERİLMİŞTİ Çin Ulusal Halk Kongresi Merkez Komitesi, yıl sonundaki yasama oturumunun ardından 30 Aralık 2023'te 9 generalin meclis üyeliklerine son verildiğini duyurmuştu. Roket Kuvvetlerinden 5, Donanım Geliştirme Dairesinden 2, Hava ve Deniz kuvvetlerinden 1'er general meclis üyeliğinden çıkarılmıştı. Roket Kuvvetlerinden eski kuvvet komutanı Li Yüçao, görevdeki ve eski yardımcıları Liu Guangbin ve Cang Cıncong, Li'den önceki kuvvet komutanı Cou Yaning, kuvvetin donanım bölümünün başındaki Lu Hong'un Meclis üyeliklerine son verilmişti. Donanım Geliştirme Dairesinin görevdeki ve önceki başkan yardımcıları Rao Vınmin ve Cang Yülin ile 2017-2021 dönemindeki Hava Kuvvetleri Komutanı Ding Layhang ve Deniz Kuvvetlerinin Güney Filo Komutanı Cü Şinçun da Meclis üyeliği sonlandırılan askerler arasında yer almıştı. Generallerin "parti disiplini ve kanunları ciddi ihlal şüphesi" meclis üyeliklerine nedeniyle son verildiği açıklanmıştı. "Parti disiplini ve kanunları ihlal" ifadesi, Çin'de devlet görevlileri hakkında yürütülen soruşturmalarda yolsuzluk suçlamasına işaret ediyor.

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Ultra Ortodoks Yahudiler (Harediler), Bney Brak kentinde İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etti. Polisler göstericileri dağıtmak için müdahale ederken, bazılarını yerlerde sürüklendiği görüldü. 10 kişi gözaltına alındı. Onlarca Haredi, başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde, İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etmek için gösteri düzenledi. Göstericiler, kuzey-güney yönünde uzanan ve Bney Brak kentinden geçen 4 numaralı otoyolu trafiğe kapattı. Polisler, otoyolda oturma eylemi yapan göstericileri dağıtmak için zaman zaman müdahalede bulundu. Birbirlerine kenetlenen ve polise direnen göstericiler uzun bir süre trafiğin akışına engel oldu. Göstericileri ayırarak trafiği açmaya çalışan polisin, göstericilerden bazılarını yerde sürüklediği anlar kameralarla kaydedildi. Bazı protestocular şiddet çağrısında bulunurken, bazıları askere gitmek yerine hapse girmeyi veya ölmeyi tercih ettiğini dile getirdi Polis, direnen en az 10 Harediyi gözaltına aldı. İsrail'de, 7 Ekim 2023'ten sonra Gazze Şeridi'ne başlatılan saldırıların ardından Haredilerin askerlikten muaf tutulmaya devam edilip edilmeyeceği tartışması yaşanıyor. YÜKSEK MAHKEMENİN ULTRA-ORTODOKS YAHUDİLERİN ZORUNLU ASKERLİKTEN MUAFİYET KARARI İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran'da oybirliğiyle Ultra Ortodoks Yahudi (Haredi) erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti. Kararda, askere alınmayanların kamu tarafından finanse edilen sosyal yardım ve eğitim yardımlarından da yararlanamayacaklarına yer verilmişti. Kararın, zorunlu askerliğe uygun olduğu tahmin edilen 67 bin Haredi erkeğe toplu mu yoksa kademeli biçimde mi tevdi edileceği henüz kesinleşmedi. Haredi erkeklerin askerlik hizmetini yerine getirmesi gerektiği yönündeki kararın siyasi ve toplumsal sonuçlarının olması bekleniyor. Tarihi öneme sahip bu karar, İsrail'de yeni bir iç kargaşaya neden olma ve kültürel bir çatışmayı körükleme potansiyeline sahip. Askerlik yapmayı reddedenler artık devlet desteği alamayacak. Ultra Ortodoks Yahudileri askerlik hizmetinden kurtaran yasal muafiyet Mart 2024'te sona ermişti. HÜKÜMETİN HAREDİLERİN ASKERLİK MUAFİYETİ İÇİN EK SÜRE TALEBİ REDDEDİLMİŞTİ Yüksek Mahkeme, mart ayında Netanyahu hükümetinin yeni askerlik yasası hazırlanana kadar Ultra Ortodoks Yahudilerin (Haredi) askerlik muafiyetinin uzatılması için ek süre talebini reddetmişti. Mahkeme, şu ana kadar askerlik şubesine yazılmamış Tevrat okullarında (Yeşivalarda) eğitim gören Haredi öğrenciler için hükümetin sağladığı fonun da kesilmesi talimatını vermişti. İsrail Meclisinde, Haredilerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasına ilişkin yasa tasarısı, 11 Haziran'da yapılan oylamada oy çokluğuyla kabul edilmişti. Tasarının, yürürlüğe girmesi için ikinci ve üçüncü okumada onaylanmak üzere Meclisin Dışişleri ve Güvenlik Komitesinde tartışılması bekleniyordu. Muhalefet partileri Haredilerin askerlikten muaf tutulmasını eleştirirken, Netanyahu hükümetinde yer alan Ultra Ortodoks Yahudileri temsil eden partiler ise Haredilere askerliği zorunlu hale getirecek yasa tasarısına karşı çıkıyor. HAREDİLER İSRAİL NÜFUSUNUN YAKLAŞIK YÜZDE 12'SİNİ OLUŞTURUYOR Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor. Ülkedeki Haredi Yahudilerinin büyük çoğunluğu Batı Kudüs'teki Meaşerim Mahallesi'nde ve başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde yaşıyor. İsrail'de 1 Kasım 2022 seçimlerinden zaferle ayrılan Likud lideri Netanyahu'nun koalisyon ittifakında aşırı sağcı partilerin yanı sıra Ultra Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik partileri yer alıyor. Laik Yahudilerle aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olan ve toplumun geri kalanına entegre olmayı reddeden HarediYahudilerin çoğu, orduda dinlerinin gerektirdiği şekilde yaşayamayacakları gerekçesiyle askerlik yapmayı reddediyor. Kadın ve erkekler için İsrail'de 3 yıl zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ultra Ortodoks Yahudilik inanca sahip Harediler ise 26 yaşına kadar Tevrat kurslarında (Yeşiva) eğitim almaları halinde askerlikten muaf tutuluyor. İsrail'de koalisyon ortağı Haredi partiler, "Tevrat eğitiminin temel hak olduğu" yönünde bir kanun geçirerek temsil ettikleri kesimi askerlikten muaf tutulmasını yasal güvence altına almayı planlıyordu.

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Haredilerden İsrail'de zorunlu askerlik protestosu: Polis sert müdahale etti

Ultra Ortodoks Yahudiler (Harediler), Bney Brak kentinde İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etti. Polisler göstericileri dağıtmak için müdahale ederken, bazılarını yerlerde sürüklendiği görüldü. 10 kişi gözaltına alındı. Onlarca Haredi, başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde, İsrail'deki zorunlu askerlik hizmetini protesto etmek için gösteri düzenledi. Göstericiler, kuzey-güney yönünde uzanan ve Bney Brak kentinden geçen 4 numaralı otoyolu trafiğe kapattı. Polisler, otoyolda oturma eylemi yapan göstericileri dağıtmak için zaman zaman müdahalede bulundu. Birbirlerine kenetlenen ve polise direnen göstericiler uzun bir süre trafiğin akışına engel oldu. Göstericileri ayırarak trafiği açmaya çalışan polisin, göstericilerden bazılarını yerde sürüklediği anlar kameralarla kaydedildi. Bazı protestocular şiddet çağrısında bulunurken, bazıları askere gitmek yerine hapse girmeyi veya ölmeyi tercih ettiğini dile getirdi Polis, direnen en az 10 Harediyi gözaltına aldı. İsrail'de, 7 Ekim 2023'ten sonra Gazze Şeridi'ne başlatılan saldırıların ardından Haredilerin askerlikten muaf tutulmaya devam edilip edilmeyeceği tartışması yaşanıyor. YÜKSEK MAHKEMENİN ULTRA-ORTODOKS YAHUDİLERİN ZORUNLU ASKERLİKTEN MUAFİYET KARARI İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran'da oybirliğiyle Ultra Ortodoks Yahudi (Haredi) erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti. Kararda, askere alınmayanların kamu tarafından finanse edilen sosyal yardım ve eğitim yardımlarından da yararlanamayacaklarına yer verilmişti. Kararın, zorunlu askerliğe uygun olduğu tahmin edilen 67 bin Haredi erkeğe toplu mu yoksa kademeli biçimde mi tevdi edileceği henüz kesinleşmedi. Haredi erkeklerin askerlik hizmetini yerine getirmesi gerektiği yönündeki kararın siyasi ve toplumsal sonuçlarının olması bekleniyor. Tarihi öneme sahip bu karar, İsrail'de yeni bir iç kargaşaya neden olma ve kültürel bir çatışmayı körükleme potansiyeline sahip. Askerlik yapmayı reddedenler artık devlet desteği alamayacak. Ultra Ortodoks Yahudileri askerlik hizmetinden kurtaran yasal muafiyet Mart 2024'te sona ermişti. HÜKÜMETİN HAREDİLERİN ASKERLİK MUAFİYETİ İÇİN EK SÜRE TALEBİ REDDEDİLMİŞTİ Yüksek Mahkeme, mart ayında Netanyahu hükümetinin yeni askerlik yasası hazırlanana kadar Ultra Ortodoks Yahudilerin (Haredi) askerlik muafiyetinin uzatılması için ek süre talebini reddetmişti. Mahkeme, şu ana kadar askerlik şubesine yazılmamış Tevrat okullarında (Yeşivalarda) eğitim gören Haredi öğrenciler için hükümetin sağladığı fonun da kesilmesi talimatını vermişti. İsrail Meclisinde, Haredilerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasına ilişkin yasa tasarısı, 11 Haziran'da yapılan oylamada oy çokluğuyla kabul edilmişti. Tasarının, yürürlüğe girmesi için ikinci ve üçüncü okumada onaylanmak üzere Meclisin Dışişleri ve Güvenlik Komitesinde tartışılması bekleniyordu. Muhalefet partileri Haredilerin askerlikten muaf tutulmasını eleştirirken, Netanyahu hükümetinde yer alan Ultra Ortodoks Yahudileri temsil eden partiler ise Haredilere askerliği zorunlu hale getirecek yasa tasarısına karşı çıkıyor. HAREDİLER İSRAİL NÜFUSUNUN YAKLAŞIK YÜZDE 12'SİNİ OLUŞTURUYOR Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor. Ülkedeki Haredi Yahudilerinin büyük çoğunluğu Batı Kudüs'teki Meaşerim Mahallesi'nde ve başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde yaşıyor. İsrail'de 1 Kasım 2022 seçimlerinden zaferle ayrılan Likud lideri Netanyahu'nun koalisyon ittifakında aşırı sağcı partilerin yanı sıra Ultra Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik partileri yer alıyor. Laik Yahudilerle aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olan ve toplumun geri kalanına entegre olmayı reddeden HarediYahudilerin çoğu, orduda dinlerinin gerektirdiği şekilde yaşayamayacakları gerekçesiyle askerlik yapmayı reddediyor. Kadın ve erkekler için İsrail'de 3 yıl zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ultra Ortodoks Yahudilik inanca sahip Harediler ise 26 yaşına kadar Tevrat kurslarında (Yeşiva) eğitim almaları halinde askerlikten muaf tutuluyor. İsrail'de koalisyon ortağı Haredi partiler, "Tevrat eğitiminin temel hak olduğu" yönünde bir kanun geçirerek temsil ettikleri kesimi askerlikten muaf tutulmasını yasal güvence altına almayı planlıyordu.

İranlılar yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor: 3 isim öne çıkıyor

İranlılar yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor: 3 isim öne çıkıyor

İran'da halk, bugün ülkenin 9. Cumhurbaşkanını seçmek üzere sandığa gitmeye hazırlanıyor. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin 19 Mayıs'ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından bir yıl öne alınan cumhurbaşkanlığı seçimleri bugün yapılacak. Seçimde yarışan adayların kampanya süreci seçimden 24 saat önce sona erdiği için bu sabah 08.00 itibarıyla her türlü propaganda faaliyeti yasaklandı. İran'da cumhurbaşkanı 4 yıl süreyle görev yapıyor ve en fazla 2 defa üst üste seçilebiliyor. Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor. İlk turda yüzde 50+1'in üzerine çıkan aday olmaması halinde en fazla oyu alan 2 aday ikinci tura kalacak ve 5 Temmuz'da yapılacak ikinci turda kazanan isim ülkenin 9. Cumhurbaşkanı olacak. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışacak. SEÇİMDE YAKLAŞIK 62 MİLYON KİŞİ OY KULLANABİLECEK Yaklaşık 88 milyon nüfusa sahip İran'da, yaklaşık 62 milyon seçmen, 59 binden fazla merkezde kurulan sandıklarda oy kullanabilecek. Mevcut seçim kanununa göre, seçmenlerin oy verme tarihinde 18 yaşını doldurmuş olmaları gerekiyor. Buna göre, 29 Haziran 2006 ve öncesinde doğanlar, oy kullanma hakkına sahip. Oy kullanma işlemi bugün yerel saatle 08.00'de başlayacak ve 18.00'de sona erecek. Bu süre ihtiyaç halinde İçişleri Bakanlığına bağlı Seçim Merkezinin kararıyla birkaç saat daha uzatılabilir. Anayasayı Koruyucular Konseyinin adaylıklarını onayladığı 6 isimden muhafazakar adaylar Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızadehaşimi, "muhafazakar kanatta birliği sağlamak için" seçime saatler kala adaylıktan çekildi. ADAYLAR, HALKA EKONOMİ KONUSUNDA VAATLER SUNDU İran'da halkın en önemli gündemi ekonomi olduğu gibi adaylar da münazaralarda ve seçim kampayanlarında ekonomiyi önceleyen vaatler verdi. Reformistlerin tek adayı Pezeşkiyan ile ılımlı muhafazakar Mustafa Purmuhammedi, kampanyalarında ekonomik sorunlarda yaptırımların ve bundan kaynaklı olarak dünya ile etkileşim eksikliğinin olumsuz etkilerini dile getirdi. Diğer muhafazakar adaylar Said Celili, Emir Hüseyin Kadızadehaşimi ve Ali Rıza Zakani, ekonominin dış gelişmelere bağlı olmaması gerektiğini ifade etti. Meclis Başkanı muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise bu üçlüden daha itidalli görüşleri savunurken yaptırımların etkisi olduğunu, göreve gelmesi halinde yaptırımların kaldırılmasına odaklanacağını ve yaptırımların "adım adım" kaldırılmasının önemini vurguladı. İNTERNET YASAKLARI VE ZORUNLU BAŞÖRTÜSÜ UYGULAMASINA DAİR SÖYLEMLER Adayların kampanyalarında, ülkedeki hassas ve kronik meselelerden internet yasakları, zorunlu başörtüsü uygulaması ve etnik ve mezhebi ayrımcılık konuları da gündeme geldi. Bu konularda ise özellikle reformist aday Pezeşkiyan, mevcut hükümete ciddi eleştirilerde bulundu. Pezeşkiyan, cumhurbaşkanı olması halinde internet yasaklarının büyük kısmını kaldıracağını, başörtüsü konusunda kadınlara baskıyı sona erdireceğini ve hükümeti etnik ve mezhebi ayrımcılıktan arındıracağını belirtti. KALİBAF, DİĞER MUHAFAZAKARLARA GÖRE AÇILIMI SAVUNAN SÖYLEMLER GELİŞTİRDİ Pezeşkiyan, Purmuhammedi ve Kalibaf, seçim kampanyalarında ve münazaralarda açılımı savunan söylemler geliştirirken Celili ile seçim yarışından muhafazakarlar lehine çekilen Zakani ve Kadızadehaşimi ise daha çok mevcut durumu sürdürme niyetinde olduklarını belirtti. Adayların bir kısmının ve hususen Pezeşkiyan'ın danışmanı eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in nükleer müzakereler gibi hassas konularda Reisi hükümetini eleştirmesi ve muhafazakarlara göre, "Batı'ya teslimiyetçi" yaklaşım sergilemesi sonrasında İran lideri Ali Hamaney'in, bu konudaki uyarı niteliğindeki açıklamaları dikkatleri çekti. KALİBAF VE CELİLİ ARASINDA SON SAATLERDE UZLAŞMA OLMAZSA SEÇİM İKİNCİ TURA KALABİLİR Ülkede hava, seçimin Kalibaf-Pezeşkiyan veya Celili-Pezeşkiyan rekabetine sahne olacağı yönünde esiyor ancak Pezeşkiyan'ın seçimi kazanması için gerekli olan küskün seçmenin sandığa çekilmesi konusunda halk arasında yeteri kadar büyük bir heyecan oluşturup oluşturmadığı da halen soru işareti. Tahran'da İranlıların önemli bir kısmı halen oy vermeyeceğini belirtiyor. PEZEŞKİYAN, SON ANKETTE ÖNE ÇIKTI Muhafazakarlar hala seçime tek adayla girme konusunda anlaşmaya varamadı. Celili ile Kalibaf ayrı olarak devam etmeyi tercih ederse Pezeşkiyan'ın ilk turda olmasa da ikinci turda seçimi kazanma ihtimali az değil. Öte yandan ülkede yapılan anketlerde, farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Daha önce Kalibaf önde görünürken şu anda bazı anketlerde Celili bazılarında ise Pezeşkiyan öne çıkıyor. Son olarak İranlı Öğrenciler Anket Ajansı (ISPA) tarafından 26 Haziran'da ülke genelinde yüz yüze gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, yarışın ilk sırasında yüzde 33,1 ile Pezeşkiyan, ikinci sırasında yüzde 28,8 ile Celili yer alırken diğer muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise yüzde 19,1 ile üçüncü sırayı aldı. Anketlere göre, Pezeşkiyan'ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranına sahip olduğu görülüyor.

Slovakya’da otobüsle yolcu treni çarpıştı: 5 ölü

Slovakya’da otobüsle yolcu treni çarpıştı: 5 ölü

Slovakya’nın Nove Zamky bölgesi yakınlarında otobüsle yolcu treni çarpıştı. Feci kazada 5 kişi hayatını kaybetti. Slovakya’da yolcu treni ile otobüs çarpıştı. Nove Zamky bölgesi yakınlarında meydana gelen kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 5 kişi de yaralandı. Slovakya medyası, kazaya karışan trenin Çekya’nın başkenti Prag’dan Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gittiğini aktardı. Kazanın ardından olay yerine çok sayıda itfaiye, kurtarma ve sağlık ekipleri gönderilirken, acil servis tarafından yapılan açıklamada, “Kazada hayatını kaybedenleri derin bir üzüntüyle anarken, ailelere başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

İranlılar yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor: 3 isim öne çıkıyor

İranlılar yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor: 3 isim öne çıkıyor

İran'da halk, bugün ülkenin 9. Cumhurbaşkanını seçmek üzere sandığa gitmeye hazırlanıyor. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin 19 Mayıs'ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından bir yıl öne alınan cumhurbaşkanlığı seçimleri bugün yapılacak. Seçimde yarışan adayların kampanya süreci seçimden 24 saat önce sona erdiği için bu sabah 08.00 itibarıyla her türlü propaganda faaliyeti yasaklandı. İran'da cumhurbaşkanı 4 yıl süreyle görev yapıyor ve en fazla 2 defa üst üste seçilebiliyor. Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor. İlk turda yüzde 50+1'in üzerine çıkan aday olmaması halinde en fazla oyu alan 2 aday ikinci tura kalacak ve 5 Temmuz'da yapılacak ikinci turda kazanan isim ülkenin 9. Cumhurbaşkanı olacak. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışacak. SEÇİMDE YAKLAŞIK 62 MİLYON KİŞİ OY KULLANABİLECEK Yaklaşık 88 milyon nüfusa sahip İran'da, yaklaşık 62 milyon seçmen, 59 binden fazla merkezde kurulan sandıklarda oy kullanabilecek. Mevcut seçim kanununa göre, seçmenlerin oy verme tarihinde 18 yaşını doldurmuş olmaları gerekiyor. Buna göre, 29 Haziran 2006 ve öncesinde doğanlar, oy kullanma hakkına sahip. Oy kullanma işlemi bugün yerel saatle 08.00'de başlayacak ve 18.00'de sona erecek. Bu süre ihtiyaç halinde İçişleri Bakanlığına bağlı Seçim Merkezinin kararıyla birkaç saat daha uzatılabilir. Anayasayı Koruyucular Konseyinin adaylıklarını onayladığı 6 isimden muhafazakar adaylar Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızadehaşimi, "muhafazakar kanatta birliği sağlamak için" seçime saatler kala adaylıktan çekildi. ADAYLAR, HALKA EKONOMİ KONUSUNDA VAATLER SUNDU İran'da halkın en önemli gündemi ekonomi olduğu gibi adaylar da münazaralarda ve seçim kampayanlarında ekonomiyi önceleyen vaatler verdi. Reformistlerin tek adayı Pezeşkiyan ile ılımlı muhafazakar Mustafa Purmuhammedi, kampanyalarında ekonomik sorunlarda yaptırımların ve bundan kaynaklı olarak dünya ile etkileşim eksikliğinin olumsuz etkilerini dile getirdi. Diğer muhafazakar adaylar Said Celili, Emir Hüseyin Kadızadehaşimi ve Ali Rıza Zakani, ekonominin dış gelişmelere bağlı olmaması gerektiğini ifade etti. Meclis Başkanı muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise bu üçlüden daha itidalli görüşleri savunurken yaptırımların etkisi olduğunu, göreve gelmesi halinde yaptırımların kaldırılmasına odaklanacağını ve yaptırımların "adım adım" kaldırılmasının önemini vurguladı. İNTERNET YASAKLARI VE ZORUNLU BAŞÖRTÜSÜ UYGULAMASINA DAİR SÖYLEMLER Adayların kampanyalarında, ülkedeki hassas ve kronik meselelerden internet yasakları, zorunlu başörtüsü uygulaması ve etnik ve mezhebi ayrımcılık konuları da gündeme geldi. Bu konularda ise özellikle reformist aday Pezeşkiyan, mevcut hükümete ciddi eleştirilerde bulundu. Pezeşkiyan, cumhurbaşkanı olması halinde internet yasaklarının büyük kısmını kaldıracağını, başörtüsü konusunda kadınlara baskıyı sona erdireceğini ve hükümeti etnik ve mezhebi ayrımcılıktan arındıracağını belirtti. KALİBAF, DİĞER MUHAFAZAKARLARA GÖRE AÇILIMI SAVUNAN SÖYLEMLER GELİŞTİRDİ Pezeşkiyan, Purmuhammedi ve Kalibaf, seçim kampanyalarında ve münazaralarda açılımı savunan söylemler geliştirirken Celili ile seçim yarışından muhafazakarlar lehine çekilen Zakani ve Kadızadehaşimi ise daha çok mevcut durumu sürdürme niyetinde olduklarını belirtti. Adayların bir kısmının ve hususen Pezeşkiyan'ın danışmanı eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in nükleer müzakereler gibi hassas konularda Reisi hükümetini eleştirmesi ve muhafazakarlara göre, "Batı'ya teslimiyetçi" yaklaşım sergilemesi sonrasında İran lideri Ali Hamaney'in, bu konudaki uyarı niteliğindeki açıklamaları dikkatleri çekti. KALİBAF VE CELİLİ ARASINDA SON SAATLERDE UZLAŞMA OLMAZSA SEÇİM İKİNCİ TURA KALABİLİR Ülkede hava, seçimin Kalibaf-Pezeşkiyan veya Celili-Pezeşkiyan rekabetine sahne olacağı yönünde esiyor ancak Pezeşkiyan'ın seçimi kazanması için gerekli olan küskün seçmenin sandığa çekilmesi konusunda halk arasında yeteri kadar büyük bir heyecan oluşturup oluşturmadığı da halen soru işareti. Tahran'da İranlıların önemli bir kısmı halen oy vermeyeceğini belirtiyor. PEZEŞKİYAN, SON ANKETTE ÖNE ÇIKTI Muhafazakarlar hala seçime tek adayla girme konusunda anlaşmaya varamadı. Celili ile Kalibaf ayrı olarak devam etmeyi tercih ederse Pezeşkiyan'ın ilk turda olmasa da ikinci turda seçimi kazanma ihtimali az değil. Öte yandan ülkede yapılan anketlerde, farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Daha önce Kalibaf önde görünürken şu anda bazı anketlerde Celili bazılarında ise Pezeşkiyan öne çıkıyor. Son olarak İranlı Öğrenciler Anket Ajansı (ISPA) tarafından 26 Haziran'da ülke genelinde yüz yüze gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, yarışın ilk sırasında yüzde 33,1 ile Pezeşkiyan, ikinci sırasında yüzde 28,8 ile Celili yer alırken diğer muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise yüzde 19,1 ile üçüncü sırayı aldı. Anketlere göre, Pezeşkiyan'ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranına sahip olduğu görülüyor.

Slovakya’da otobüsle yolcu treni çarpıştı: 5 ölü

Slovakya’da otobüsle yolcu treni çarpıştı: 5 ölü

Slovakya’nın Nove Zamky bölgesi yakınlarında otobüsle yolcu treni çarpıştı. Feci kazada 5 kişi hayatını kaybetti. Slovakya’da yolcu treni ile otobüs çarpıştı. Nove Zamky bölgesi yakınlarında meydana gelen kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 5 kişi de yaralandı. Slovakya medyası, kazaya karışan trenin Çekya’nın başkenti Prag’dan Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gittiğini aktardı. Kazanın ardından olay yerine çok sayıda itfaiye, kurtarma ve sağlık ekipleri gönderilirken, acil servis tarafından yapılan açıklamada, “Kazada hayatını kaybedenleri derin bir üzüntüyle anarken, ailelere başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Bolivya'da darbe girişimi: General Zuniga ve 16 kişi gözaltına alındı

Bolivya'da darbe girişimi: General Zuniga ve 16 kişi gözaltına alındı

Bolivya'da Devlet Başkanı Luis Arce hükümetine askeri darbe girişiminde bulunulmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında 17 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Eduardo del Castillo, gözaltında bulunanlar arasında görevden alınan General Jose Zuniga ve Koramiral Juan Arnez'in de yer aldığını belirtti. Bolivya İçişleri Bakanı Eduardo del Castillo, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında, hükümete yönelik darbe girişimine katıldıkları gerekçesiyle 17 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Gözaltında bulunanlar arasında görevden alınan General Jose Zuniga ve Koramiral Juan Arnez'in yer aldığını belirten Castillo, darbe girişimiyle bağlantılı birkaç kişinin daha arandığını söyledi. Darbe girişiminin geçen mayıs ayından bu yana planlandığını hatırlatan Castillo, "Amaç, Arce hükümetini devirmekti. Bu plan, Zuniga ve Arnez tarafından yapıldı." ifadesini kullandı. Yerel basında çıkan haberde, gözaltına alınan kişilerin "silahlı ayaklanma ve terörizm"le suçlandığı ve 20 yıla kadar hapisle cezalandırılabileceği aktarıldı. ARCE'DEN DARBE GİRİŞİMİNİ KINAYAN LİDERLERE TEŞEKKÜR Devlet Başkanı Arce, sosyal medya platformu X'teki hesabından askeri darbe girişimini kınayan liderlere teşekkür etti. Arce, şunları kaydetti: "Demokrasiyi ve Bolivya halkının iradesini her ne pahasına olursa olsun savunacağız. Bolivya halkının çoğunluğu tarafından meşru şekilde seçilen hükümetimize yönelik darbe girişimi karşısında, kardeş ülkelerin devlet başkanlarının ve uluslararası toplumun gösterdiği dayanışmaya minnettarım. Demokrasinin yanında durdunuz, hepinizi selamlıyor ve teşekkür ediyoruz." NE OLMUŞTU? Bolivya Devlet Başkanı Arce, dün ülkede bazı askeri birliklerin usulsüz şekilde harekete geçirildiğini belirterek ordudan, demokrasiye saygı göstermesini istemişti. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri zırhlı aracın yönetim başkenti La Paz'daki hükümet sarayına zorla girmeye çalıştığı yer almıştı. Askerlere tepki gösteren vatandaşlara, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale edilmişti. Arce, hükümet sarayına zorla girmeye çalışan eski komutan Jose Zuniga ile yüz yüze konuşmuş ve askerlerin derhal çekilmesini talep etmişti. Ulusa seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunmuştu. Arce'nin çağrısı üzerine binlerce kişi meydanlara inmiş ve askeri darbe girişimini protesto etmişti. Bolivya ordusunun yeni atanan komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine dönmüştü. Arce hükümetine yönelik darbe girişimine kalkışan eski komutan Zuniga, başsavcılığın talebi üzerine gözaltına alınmıştı.

Bolivya'da darbe girişimi: General Zuniga ve 16 kişi gözaltına alındı

Bolivya'da darbe girişimi: General Zuniga ve 16 kişi gözaltına alındı

Bolivya'da Devlet Başkanı Luis Arce hükümetine askeri darbe girişiminde bulunulmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında 17 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Eduardo del Castillo, gözaltında bulunanlar arasında görevden alınan General Jose Zuniga ve Koramiral Juan Arnez'in de yer aldığını belirtti. Bolivya İçişleri Bakanı Eduardo del Castillo, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında, hükümete yönelik darbe girişimine katıldıkları gerekçesiyle 17 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Gözaltında bulunanlar arasında görevden alınan General Jose Zuniga ve Koramiral Juan Arnez'in yer aldığını belirten Castillo, darbe girişimiyle bağlantılı birkaç kişinin daha arandığını söyledi. Darbe girişiminin geçen mayıs ayından bu yana planlandığını hatırlatan Castillo, "Amaç, Arce hükümetini devirmekti. Bu plan, Zuniga ve Arnez tarafından yapıldı." ifadesini kullandı. Yerel basında çıkan haberde, gözaltına alınan kişilerin "silahlı ayaklanma ve terörizm"le suçlandığı ve 20 yıla kadar hapisle cezalandırılabileceği aktarıldı. ARCE'DEN DARBE GİRİŞİMİNİ KINAYAN LİDERLERE TEŞEKKÜR Devlet Başkanı Arce, sosyal medya platformu X'teki hesabından askeri darbe girişimini kınayan liderlere teşekkür etti. Arce, şunları kaydetti: "Demokrasiyi ve Bolivya halkının iradesini her ne pahasına olursa olsun savunacağız. Bolivya halkının çoğunluğu tarafından meşru şekilde seçilen hükümetimize yönelik darbe girişimi karşısında, kardeş ülkelerin devlet başkanlarının ve uluslararası toplumun gösterdiği dayanışmaya minnettarım. Demokrasinin yanında durdunuz, hepinizi selamlıyor ve teşekkür ediyoruz." NE OLMUŞTU? Bolivya Devlet Başkanı Arce, dün ülkede bazı askeri birliklerin usulsüz şekilde harekete geçirildiğini belirterek ordudan, demokrasiye saygı göstermesini istemişti. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri zırhlı aracın yönetim başkenti La Paz'daki hükümet sarayına zorla girmeye çalıştığı yer almıştı. Askerlere tepki gösteren vatandaşlara, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale edilmişti. Arce, hükümet sarayına zorla girmeye çalışan eski komutan Jose Zuniga ile yüz yüze konuşmuş ve askerlerin derhal çekilmesini talep etmişti. Ulusa seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunmuştu. Arce'nin çağrısı üzerine binlerce kişi meydanlara inmiş ve askeri darbe girişimini protesto etmişti. Bolivya ordusunun yeni atanan komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine dönmüştü. Arce hükümetine yönelik darbe girişimine kalkışan eski komutan Zuniga, başsavcılığın talebi üzerine gözaltına alınmıştı.

İsrail'den Lübnan'ın güneyine hava saldırısı

İsrail'den Lübnan'ın güneyine hava saldırısı

İsrail, Lübnan'ın güneyindeki Hadasa kasabasına hava saldırısı düzenledi. Hizbullah ise Şebaa Çiftliklerinde askeri bir mevziyi hedef aldığını duyurdu. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hadasa kasabasına hava saldırısı düzenledi. Lübnan haber ajansı NNA ise söz konusu kasabanın hava saldırısından sonra topçu ateşiyle de vurulduğunu ve ilk yardım ekiplerinin bölgeye intikal ettiğini belirtti. Söz konusu saldırıda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına ilişkin bilgi verilmedi. Öte yandan Hizbullah yaptığı açıklamada, işgal altındaki Şebaa Çiftliklerinde bulunan Ruveysa el-Karn askeri noktasının füzelerle doğrudan hedef alındığını kaydetti. MAVİ HAT'TA GERGİNLİK Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, kuzey sınırında da Lübnan Hizbullahı ile çatışıyor. İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında son haftalarda gerginlik tırmanıyor. İsrail ordusu, 18 Haziran'da Lübnan'a yönelik olası bir saldırıya ilişkin "operasyonel planı" onayladığını duyurmuştu. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın İsrail topraklarına ve vatandaşlarına yönelik saldırılarına izin verilemeyeceğini ve gerekli kararları yakında alacaklarını ifade etmişti.

İsrail'den Lübnan'ın güneyine hava saldırısı

İsrail'den Lübnan'ın güneyine hava saldırısı

İsrail, Lübnan'ın güneyindeki Hadasa kasabasına hava saldırısı düzenledi. Hizbullah ise Şebaa Çiftliklerinde askeri bir mevziyi hedef aldığını duyurdu. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hadasa kasabasına hava saldırısı düzenledi. Lübnan haber ajansı NNA ise söz konusu kasabanın hava saldırısından sonra topçu ateşiyle de vurulduğunu ve ilk yardım ekiplerinin bölgeye intikal ettiğini belirtti. Söz konusu saldırıda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına ilişkin bilgi verilmedi. Öte yandan Hizbullah yaptığı açıklamada, işgal altındaki Şebaa Çiftliklerinde bulunan Ruveysa el-Karn askeri noktasının füzelerle doğrudan hedef alındığını kaydetti. MAVİ HAT'TA GERGİNLİK Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, kuzey sınırında da Lübnan Hizbullahı ile çatışıyor. İsrail ile Lübnan arasında "Mavi Hat" olarak tabir edilen sınır hattında son haftalarda gerginlik tırmanıyor. İsrail ordusu, 18 Haziran'da Lübnan'a yönelik olası bir saldırıya ilişkin "operasyonel planı" onayladığını duyurmuştu. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın İsrail topraklarına ve vatandaşlarına yönelik saldırılarına izin verilemeyeceğini ve gerekli kararları yakında alacaklarını ifade etmişti.

AB liderleri, yeni AB Konseyi Başkanı olarak Antonio Costa'yı seçti

AB liderleri, yeni AB Konseyi Başkanı olarak Antonio Costa'yı seçti

AB liderleri, Eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa'yı yeni AB Konseyi Başkanı olarak seçti. Belçika'nın başkenti Brüksel'de Birlik ülkelerinin devlet veya hükümet başkanlarının katılımıyla düzenlenen AB Liderler Zirvesi'nde, 6-9 Haziran'da yapılan AP seçimlerinin ardından AB'yi gelecek 5 yılda yönetecek isimler belirlendi. AB Konseyi Başkanı Charles Michel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB Komisyonu Başkanlığına 5 yıl daha Ursula von der Leyen'in devam etmesinin önerildiğini duyurdu. Michel, AB Konseyi Başkanı olarak eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa'nın seçildiğini belirterek, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi olarak Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ın önerildiğini bildirdi. Costa hariç diğer isimlerin görevlerini üstlenebilmeleri için 16 Temmuz'da AP Genel Kurulu'ndan güvenoyu almaları gerekecek.

AB liderleri, yeni AB Konseyi Başkanı olarak Antonio Costa'yı seçti

AB liderleri, yeni AB Konseyi Başkanı olarak Antonio Costa'yı seçti

AB liderleri, Eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa'yı yeni AB Konseyi Başkanı olarak seçti. Belçika'nın başkenti Brüksel'de Birlik ülkelerinin devlet veya hükümet başkanlarının katılımıyla düzenlenen AB Liderler Zirvesi'nde, 6-9 Haziran'da yapılan AP seçimlerinin ardından AB'yi gelecek 5 yılda yönetecek isimler belirlendi. AB Konseyi Başkanı Charles Michel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB Komisyonu Başkanlığına 5 yıl daha Ursula von der Leyen'in devam etmesinin önerildiğini duyurdu. Michel, AB Konseyi Başkanı olarak eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa'nın seçildiğini belirterek, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi olarak Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ın önerildiğini bildirdi. Costa hariç diğer isimlerin görevlerini üstlenebilmeleri için 16 Temmuz'da AP Genel Kurulu'ndan güvenoyu almaları gerekecek.

İtalya Başbakanı Meloni, AB'nin yeni yöneticileri desteklemediğini açıkladı

İtalya Başbakanı Meloni, AB'nin yeni yöneticileri desteklemediğini açıkladı

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Birliği'nin (AB) Liderler Zirvesi'nde Birliğin yeni yöneticileri olarak önerilen ve seçilen isimleri, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde sandıktan çıkan sonuca saygısı gereği desteklememe kararı aldığını bildirdi. AB üyesi ülkelerde, 6-9 Haziran'da yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin ardından AB yönetiminin üst pozisyonlarının belirlendiği Liderler Zirvesi'nde tavrı en çok merak edilen lider olan Meloni, gece geç saatlerde yapılan oturumun ardından buradaki tutumuna dair X hesabından paylaşımda bulundu. AB Konseyi Başkanlığı için eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa'nın seçildiği, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in görevini yeni dönemde de sürdürmesinin ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliğine Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ın atanmasının önerildiği oturuma ilişkin Meloni, "(Avrupa) Halk Partisi, Sosyalistler ve Liberallerin, Avrupa'nın zirvesindeki yeni isimlere yönelik formüle ettiği öneri, yöntem ve içerik bakımından yanlıştır. Vatandaşa ve seçimlerde bu vatandaşlardan gelen yönlendirmeye saygımdan ötürü bu öneriyi desteklememe kararı aldım. İtalya'ya nihayet Avrupa'da hak ettiği ağırlığı vermek için çalışmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. Meloni, Brüksel'deki AB Liderler Zirvesi’ne gelmeden önce 26 Haziran'da İtalyan parlamentosunda yaptığı konuşmada, Birliği 5 yıl boyunca yönetecek isimlerin belirlenme biçimini ve diğer AB liderlerini, önerdikleri isimler itibarıyla sert şekilde eleştirmişti. Meloni'nin parlamentoda sıraladığı eleştirilerinden sonra İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella'nın da "AB'nin kurucu ortak devlet olan İtalya'yı görmezden gelmemesi gerektiğini" söylediği basına yansımıştı. Buna karşılık, muhalefet partileri, "Meloni ve lideri olduğu sağ koalisyonun İtalya'yı Avrupa'dan izole ettiği" eleştirilerinde bulunmuştu.

İtalya Başbakanı Meloni, AB'nin yeni yöneticileri desteklemediğini açıkladı

İtalya Başbakanı Meloni, AB'nin yeni yöneticileri desteklemediğini açıkladı

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Birliği'nin (AB) Liderler Zirvesi'nde Birliğin yeni yöneticileri olarak önerilen ve seçilen isimleri, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde sandıktan çıkan sonuca saygısı gereği desteklememe kararı aldığını bildirdi. AB üyesi ülkelerde, 6-9 Haziran'da yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin ardından AB yönetiminin üst pozisyonlarının belirlendiği Liderler Zirvesi'nde tavrı en çok merak edilen lider olan Meloni, gece geç saatlerde yapılan oturumun ardından buradaki tutumuna dair X hesabından paylaşımda bulundu. AB Konseyi Başkanlığı için eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa'nın seçildiği, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in görevini yeni dönemde de sürdürmesinin ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliğine Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ın atanmasının önerildiği oturuma ilişkin Meloni, "(Avrupa) Halk Partisi, Sosyalistler ve Liberallerin, Avrupa'nın zirvesindeki yeni isimlere yönelik formüle ettiği öneri, yöntem ve içerik bakımından yanlıştır. Vatandaşa ve seçimlerde bu vatandaşlardan gelen yönlendirmeye saygımdan ötürü bu öneriyi desteklememe kararı aldım. İtalya'ya nihayet Avrupa'da hak ettiği ağırlığı vermek için çalışmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. Meloni, Brüksel'deki AB Liderler Zirvesi’ne gelmeden önce 26 Haziran'da İtalyan parlamentosunda yaptığı konuşmada, Birliği 5 yıl boyunca yönetecek isimlerin belirlenme biçimini ve diğer AB liderlerini, önerdikleri isimler itibarıyla sert şekilde eleştirmişti. Meloni'nin parlamentoda sıraladığı eleştirilerinden sonra İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella'nın da "AB'nin kurucu ortak devlet olan İtalya'yı görmezden gelmemesi gerektiğini" söylediği basına yansımıştı. Buna karşılık, muhalefet partileri, "Meloni ve lideri olduğu sağ koalisyonun İtalya'yı Avrupa'dan izole ettiği" eleştirilerinde bulunmuştu.

ABD'nin Oklahoma eyaletinde İncil müfredata girecek

ABD'nin Oklahoma eyaletinde İncil müfredata girecek

ABD'nin Oklahoma eyaletindeki tüm devlet okullarındaki müfredata, İncil ve On Emir'in dahil edilmesi talimatı verildi. Oklahoma Eyaleti Eğitim Kurulu Başkanı Ryan Walters, eyaletteki devlet okullarına talimat gönderdi. Walters, eyaletteki her sınıfta bir İncil bulunması ve tüm öğretmenlerin sınıfta İncil'den ders vermesi gerektiğini belirterek, kutsal kitabın "Anayasa ve ülkenin doğuşu için kullanılan en temel belgelerden biri" olduğunu aktardı. Oklahoma akademik standartlarına göre İncil'in ülkenin geçmişi ve Batı medeniyeti hakkında tam bir anlayışa sahip olmak için gerekli bir tarihi belge olduğunu savunan Walters, "İncil, vazgeçilmez tarihi ve kültürel mihenk taşıdır." ifadesini kullandı. Walters, Oklahoma öğrencilerinin İncil bilgisi olmadan ulusun temelini doğru bir şekilde kavrayamayacaklarını belirterek, "Bu sadece bir eğitim direktifi değil aynı zamanda öğrencilerimizin ülkemizin temel değerlerini ve tarihi bağlamını kavramalarını sağlamak için önemli bir adımdır." değerlendirmesinde bulundu. Louisiana Valisi Jeff Landry de 19 Haziran’da kabul edilen, eyaletteki devlet okullarında sınıflara On Emir'in yazılı olduğu posterlerin asılmasını zorunlu kılan yasayı imzalayarak yürürlüğe koymuştu. Buna karşılık, aralarında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliğinin (ACLU) yer aldığı bazı kuruluşlar, bu yasanın çocukların eşit eğitim almasının önüne geçtiğini ve farklı inançlardan öğrencilerin okullarda güvende hissetmemesine yol açacağını ifade ederek, bu yasaya karşı dava açılacağını bildirmişti. On Emir, Hz. Musa'ya Sina Dağı'nda verilen ilk ilahi emirler olarak biliniyor ve Eski Ahid kapsamında İncil'in bir parçası kabul ediliyor.

ABD'nin Oklahoma eyaletinde İncil müfredata girecek

ABD'nin Oklahoma eyaletinde İncil müfredata girecek

ABD'nin Oklahoma eyaletindeki tüm devlet okullarındaki müfredata, İncil ve On Emir'in dahil edilmesi talimatı verildi. Oklahoma Eyaleti Eğitim Kurulu Başkanı Ryan Walters, eyaletteki devlet okullarına talimat gönderdi. Walters, eyaletteki her sınıfta bir İncil bulunması ve tüm öğretmenlerin sınıfta İncil'den ders vermesi gerektiğini belirterek, kutsal kitabın "Anayasa ve ülkenin doğuşu için kullanılan en temel belgelerden biri" olduğunu aktardı. Oklahoma akademik standartlarına göre İncil'in ülkenin geçmişi ve Batı medeniyeti hakkında tam bir anlayışa sahip olmak için gerekli bir tarihi belge olduğunu savunan Walters, "İncil, vazgeçilmez tarihi ve kültürel mihenk taşıdır." ifadesini kullandı. Walters, Oklahoma öğrencilerinin İncil bilgisi olmadan ulusun temelini doğru bir şekilde kavrayamayacaklarını belirterek, "Bu sadece bir eğitim direktifi değil aynı zamanda öğrencilerimizin ülkemizin temel değerlerini ve tarihi bağlamını kavramalarını sağlamak için önemli bir adımdır." değerlendirmesinde bulundu. Louisiana Valisi Jeff Landry de 19 Haziran’da kabul edilen, eyaletteki devlet okullarında sınıflara On Emir'in yazılı olduğu posterlerin asılmasını zorunlu kılan yasayı imzalayarak yürürlüğe koymuştu. Buna karşılık, aralarında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliğinin (ACLU) yer aldığı bazı kuruluşlar, bu yasanın çocukların eşit eğitim almasının önüne geçtiğini ve farklı inançlardan öğrencilerin okullarda güvende hissetmemesine yol açacağını ifade ederek, bu yasaya karşı dava açılacağını bildirmişti. On Emir, Hz. Musa'ya Sina Dağı'nda verilen ilk ilahi emirler olarak biliniyor ve Eski Ahid kapsamında İncil'in bir parçası kabul ediliyor.

Kanada’dan İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım

Kanada’dan İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım

Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi. Kanada’dan şiddet yanlısı İsrailli yerleşimcilere yaptırım kararı geldi. Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi. Açıklamaya göre, yaptırım uygulanacak kuruluşların Batı Şeria'da yerleşim yerleri için lobi yapan Amana Derneği, Yahudilerin Araplarla evlenmesine ve asimilasyonuna karşı çıkan, İsrail'de Yahudi olmayanların kamusal faaliyetlerini engellemeye çalışan aşırı sağcı grup Lehava, Batı Şeria'da yasadışı ileri karakollar inşa eden ve genellikle genç İsraillilerden oluşan Hilltop Gençliği, Ocak 2021'de kurulan, Tirza Vadisi ileri karakolu olarak da bilinen Moshe's Farm ve Halamish yerleşimi yakınlarındaki Zvi's Farm’ın olduğu aktarıldı. Yaptırım uygulanan şahısların kimliği ise, Lehava'nın kurucusu Bentzi Gopstein ve yerleşimci aktivist Daniella Weiss'ın yanı sıra Shalom Zicherman, Meir Mordechai Ettinger, Ely Federman, Elisha Yered ve Einan Ben-Nir Amram Tanjil olarak bildirildi. Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly yaptığı açıklamada, “Batı Şeria'daki aşırılık yanlısı yerleşimci şiddetinden derin endişe duymaya devam ediyoruz. Bu tür eylemleri sadece Filistinlilerin yaşamları üzerindeki önemli etkileri nedeniyle değil, aynı zamanda kalıcı barış umutları üzerindeki yıpratıcı etkileri nedeniyle de kınıyoruz” ifadelerini kullandı. Kanada, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan İsrailli yerleşimcilere ilk kez Mayıs ayında yaptırım açıklamıştı. İngiltere, Fransa, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’de geçtiğimiz aylarda çeşitli yatırımlar açıklamıştı.

Kanada’dan İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım

Kanada’dan İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım

Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi. Kanada’dan şiddet yanlısı İsrailli yerleşimcilere yaptırım kararı geldi. Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi. Açıklamaya göre, yaptırım uygulanacak kuruluşların Batı Şeria'da yerleşim yerleri için lobi yapan Amana Derneği, Yahudilerin Araplarla evlenmesine ve asimilasyonuna karşı çıkan, İsrail'de Yahudi olmayanların kamusal faaliyetlerini engellemeye çalışan aşırı sağcı grup Lehava, Batı Şeria'da yasadışı ileri karakollar inşa eden ve genellikle genç İsraillilerden oluşan Hilltop Gençliği, Ocak 2021'de kurulan, Tirza Vadisi ileri karakolu olarak da bilinen Moshe's Farm ve Halamish yerleşimi yakınlarındaki Zvi's Farm’ın olduğu aktarıldı. Yaptırım uygulanan şahısların kimliği ise, Lehava'nın kurucusu Bentzi Gopstein ve yerleşimci aktivist Daniella Weiss'ın yanı sıra Shalom Zicherman, Meir Mordechai Ettinger, Ely Federman, Elisha Yered ve Einan Ben-Nir Amram Tanjil olarak bildirildi. Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly yaptığı açıklamada, “Batı Şeria'daki aşırılık yanlısı yerleşimci şiddetinden derin endişe duymaya devam ediyoruz. Bu tür eylemleri sadece Filistinlilerin yaşamları üzerindeki önemli etkileri nedeniyle değil, aynı zamanda kalıcı barış umutları üzerindeki yıpratıcı etkileri nedeniyle de kınıyoruz” ifadelerini kullandı. Kanada, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan İsrailli yerleşimcilere ilk kez Mayıs ayında yaptırım açıklamıştı. İngiltere, Fransa, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’de geçtiğimiz aylarda çeşitli yatırımlar açıklamıştı.

2023'te 19 seçimde müdahalesi ortaya çıktı: Yapay zeka seçimleri etkiler mi?

2023'te 19 seçimde müdahalesi ortaya çıktı: Yapay zeka seçimleri etkiler mi?

Yapay zeka insan yaşamını getirdiği kolaylıklar yanı sıra pek çok alanda riskler de barındırıyor. Gelecekte bu riskleri en az indirmek ve gerçekle sahte olanı ayırt etmek çok daha zor olacak. Uzmanlar bu durumun ülkelerin siyasi geleceğini tehdit edebileceğini, iktidarları şekillendirmede rol oynayabileceğini söylüyor. Yapay zeka seçmenlerin siyasi tercihine etki edip bir ülkenin kaderinin belirlenmesinde rol oynayabilir mi? İngiltere'deki Alan Turing Enstitüsü araştırmacıları yapay zekanın siyasete olabilecek etkisini masaya yatırdı. Yapılan araştırmaya göre yapay zeka ve onunla birlikte gelen sahte görüntüler üretilen deepfake teknolojisi seçim sonuçlarını etkileyebiliyor. Ancak henüz bu etki kısıtlı seviyede. Araştırmaya göre 2023'ten bugüne yapılan 112 ulusal seçimin yalnızca 19'unda yapay zeka müdahalesi olduğu ortaya çıktı. "SANDIĞI ETKİLEYECEK BOYUTTA DEĞİL" Alan Turing Enstitüsü araştırmacısı Sam Stockwell bu müdahalelerin sandıktan çıkan sonuçları etkileyecek boyutta olmadığını söylüyor. Stockwell, "Şu an yapay zekanın seçimlere etkisi ve yapabileceği manipülasyonlar hakkında bir endişe var. Neyse ki yaptığımız araştırmada şu ana kadar sandık sonuçlarını etkileyebilecek bir müdahaleye rastlamadık." dedi. Oxford Üniversitesinden Sandra Wachter ise teknolojinin insanoğlunu tanımada oldukça ilerlediğine dikkat çekerken, "Algoritmalar neyi sevip neyi sevmediğinizi sizin internetteki hareketlerinizden öğrenebiliyor. Sizden öğrendiği bu gerçekliğe uygun içerikleri karşınıza çıkarıyor. Böylelikle siz de internette kendinizi, sizinle aynı düşünen insanlarla birlikte bir yankı odasında buluyorsunuz. Ve bunun farkında bile olmuyorsunuz." ifadelerini kullandı. "DEEPFAKE RİSK TEŞKİL EDİYOR" Teknoloji güvenliği firması sahibi Rich Turner deepfake'le yaratılan sahte görüntü ve seslerin gün geçtikçe daha kolay üretiliyor hale gelmesinin de insanlık için risk teşkil ettiğini söylüyor. Turner, "Deepfake'le sesimin bir kopyasını yaratmak için gazeteden bir metin okumam yeterli oluyor. Yani herhangi biri internetteki bir videomdan ya da kısa bir ses kaydımdan, sıradan bir insanın gerçeğiyle ayırt edemeyeceği konuşmalar üretebilir. Bana istediğini söyletebilir. Biraz daha zor olsa da aynısı video için de yapılabilir." dedi. DEEPFAKE VİDEOLAR HİNDİSTAN'DA TARTIŞMA YARATTI Hindistan'daki genel seçimlerde ülkenin ünlü aktörlerinin Başbakan Narendra Modi'yi eleştirirken görüldüğü deepfake videolar ülkede dolaşıma sokuldu. Bu tarz durumların yaşanmasının önüne geçilebilmesi için gerçek içerikle yapay zeka ile üretilmiş içeriğin ayrımına yönelik mekanizmalar olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ancak şu an için bu tarz bir mekanizma yok. AVRUPA BİRLİĞİ YAPAY ZEKA YASASINI ONAYLADI Yapay zeka regülasyonuyla ilgili en önemli adımlardan biri geçen yıl Avrupa Birliği tarafından atıldı. Birlik dünyadaki ilk yapay zeka yasasını onayladı. Gelecek yıl yürürlüğe girmesi beklenen yasaya göre, yapay zeka sistemleri topluma zarar verme ihtimaline göre risk temelli bir yaklaşımla düzenlenecek. Yüksek riskli yapay zeka sistemlerine daha katı kurallar getirilecek. Yapay zekayı basit yazılım sistemlerinden ayıracak açık kriterler belirlenecek. Yapay zekanın, hiçbir durumda üye ülkelerin ulusal güvenlik konusundaki yeterliliklerini veya bu alanda görevlendirilen herhangi bir kuruluşu etkilememesi sağlanacak.

2023'te 19 seçimde müdahalesi ortaya çıktı: Yapay zeka seçimleri etkiler mi?

2023'te 19 seçimde müdahalesi ortaya çıktı: Yapay zeka seçimleri etkiler mi?

Yapay zeka insan yaşamını getirdiği kolaylıklar yanı sıra pek çok alanda riskler de barındırıyor. Gelecekte bu riskleri en az indirmek ve gerçekle sahte olanı ayırt etmek çok daha zor olacak. Uzmanlar bu durumun ülkelerin siyasi geleceğini tehdit edebileceğini, iktidarları şekillendirmede rol oynayabileceğini söylüyor. Yapay zeka seçmenlerin siyasi tercihine etki edip bir ülkenin kaderinin belirlenmesinde rol oynayabilir mi? İngiltere'deki Alan Turing Enstitüsü araştırmacıları yapay zekanın siyasete olabilecek etkisini masaya yatırdı. Yapılan araştırmaya göre yapay zeka ve onunla birlikte gelen sahte görüntüler üretilen deepfake teknolojisi seçim sonuçlarını etkileyebiliyor. Ancak henüz bu etki kısıtlı seviyede. Araştırmaya göre 2023'ten bugüne yapılan 112 ulusal seçimin yalnızca 19'unda yapay zeka müdahalesi olduğu ortaya çıktı. "SANDIĞI ETKİLEYECEK BOYUTTA DEĞİL" Alan Turing Enstitüsü araştırmacısı Sam Stockwell bu müdahalelerin sandıktan çıkan sonuçları etkileyecek boyutta olmadığını söylüyor. Stockwell, "Şu an yapay zekanın seçimlere etkisi ve yapabileceği manipülasyonlar hakkında bir endişe var. Neyse ki yaptığımız araştırmada şu ana kadar sandık sonuçlarını etkileyebilecek bir müdahaleye rastlamadık." dedi. Oxford Üniversitesinden Sandra Wachter ise teknolojinin insanoğlunu tanımada oldukça ilerlediğine dikkat çekerken, "Algoritmalar neyi sevip neyi sevmediğinizi sizin internetteki hareketlerinizden öğrenebiliyor. Sizden öğrendiği bu gerçekliğe uygun içerikleri karşınıza çıkarıyor. Böylelikle siz de internette kendinizi, sizinle aynı düşünen insanlarla birlikte bir yankı odasında buluyorsunuz. Ve bunun farkında bile olmuyorsunuz." ifadelerini kullandı. "DEEPFAKE RİSK TEŞKİL EDİYOR" Teknoloji güvenliği firması sahibi Rich Turner deepfake'le yaratılan sahte görüntü ve seslerin gün geçtikçe daha kolay üretiliyor hale gelmesinin de insanlık için risk teşkil ettiğini söylüyor. Turner, "Deepfake'le sesimin bir kopyasını yaratmak için gazeteden bir metin okumam yeterli oluyor. Yani herhangi biri internetteki bir videomdan ya da kısa bir ses kaydımdan, sıradan bir insanın gerçeğiyle ayırt edemeyeceği konuşmalar üretebilir. Bana istediğini söyletebilir. Biraz daha zor olsa da aynısı video için de yapılabilir." dedi. DEEPFAKE VİDEOLAR HİNDİSTAN'DA TARTIŞMA YARATTI Hindistan'daki genel seçimlerde ülkenin ünlü aktörlerinin Başbakan Narendra Modi'yi eleştirirken görüldüğü deepfake videolar ülkede dolaşıma sokuldu. Bu tarz durumların yaşanmasının önüne geçilebilmesi için gerçek içerikle yapay zeka ile üretilmiş içeriğin ayrımına yönelik mekanizmalar olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ancak şu an için bu tarz bir mekanizma yok. AVRUPA BİRLİĞİ YAPAY ZEKA YASASINI ONAYLADI Yapay zeka regülasyonuyla ilgili en önemli adımlardan biri geçen yıl Avrupa Birliği tarafından atıldı. Birlik dünyadaki ilk yapay zeka yasasını onayladı. Gelecek yıl yürürlüğe girmesi beklenen yasaya göre, yapay zeka sistemleri topluma zarar verme ihtimaline göre risk temelli bir yaklaşımla düzenlenecek. Yüksek riskli yapay zeka sistemlerine daha katı kurallar getirilecek. Yapay zekayı basit yazılım sistemlerinden ayıracak açık kriterler belirlenecek. Yapay zekanın, hiçbir durumda üye ülkelerin ulusal güvenlik konusundaki yeterliliklerini veya bu alanda görevlendirilen herhangi bir kuruluşu etkilememesi sağlanacak.

Biden ve Trump karşı karşıya geldi: ABD seçimi öncesi televizyonda ilk tartışma

Biden ve Trump karşı karşıya geldi: ABD seçimi öncesi televizyonda ilk tartışma

Amerika Birleşik Devletleri'nde Kasım'daki başkanlık seçimleri öncesinde mevcut Başkan Joe Biden ve eski başkan Donald Trump, televizyonda seçim tartışmasında kozlarını paylaştı. Trump, "Ben başkan olsaydım Hamas İsrail'e saldırmazdı" derken, Biden ise Trump gibi adayları engellemek için aday olduğunu söyledi. ABD'de Kasım ayında yapılacak seçimler öncesinde Joe Biden ile Donald Trump arasında ilk televizyon tartışması yapıldı. HABERİN VİDEOSUNA GİT Tartışma bir buçuk sürdü. Kurallara göre, münazarada ilk sözü Başkan Joe Biden aldı. Son söz hakkı ise Donald Trump'ın oldu. Trump, ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerika’yı üçüncü dünya savaşına sürüklediğini söyledi. Trump, “III. Dünya Savaşı’na hayal edebileceğinizden çok daha yakınız. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin lideri Xi ve Rusya lideri Putin dahil kimse kendisine saygı göstermiyor, kendisinden korkmuyor. Hiçbiri, bu beyefendiyi umursamıyor. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor.” diye konuştu. Rusya Ukrayna savaşıyla ilgili konuşan Trump, "Putin Biden'a saygı duysaydı Ukrayna'yı işgal etmezdi" derken, Zelenski'nin her geldiğinde ABD'den para alıp gittiğini söyledi. Trump, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin korkunç bir düzensizlik içerisinde gerçekleştirilmesinin Rusya Devlet Başkanı Putin’i Ukrayna’ya saldırmaya teşvik ettiğini söyledi. Trump, “Eğer gerçek bir başkanımız, saygı duyulan bir başkanımız olsaydı, asla işgal yaşanmazdı” dedi. Trump, kendi başkanlığı sırasında İran’ın “beş parasız” olduğunu ve bu nedenle kendisi yönetimde olmuş olsaydı Hamas’ın da asla İsrail’e saldırmamış olacağını söyledi. ABD Başkanı Biden’ın İsrail politikasını eleştiren ve Biden’ı “Filistinlilere yakınlık duymakla” suçlayan Trump, Biden’ın çok kısıtlayıcı davrandığını savundu. İsrail’in Hamas’a karşı savaşta daha serbest hareket etmesine izin verilmesi gerektiğini savunan Trump, “Onları bırakıp, başladıkları işi bitirmelerine izin verilmesi gerekiyor” dedi. Zihinsel testlerden sorunsuz geçtiğini belirten Trump, "Biden bilişsel teste girsin 2 soru yapamaz." dedi. Düzensiz göçmen ve mültecilerin ABD’de suç işlediklerini söyleyen Trump, “Genç kadınlar, Biden’ın sınırı geçmeye izin verdiği göçmenler tarafından öldürülüyor. Bu katiller, ülkemize gelerek kadınlarımıza tecavüz ediyor ve onları öldürüyor” diye konuştu.ABD’nin Biden’ın göçmenlik politikaları nedeniyle bir “fare yuvasına” dönüştüğünü söyleyen Trump, “Artık, kelimenin tam manasıyla medeniyet dışı kalmış bir ülke halindeyiz” dedi. Biden ve Trump arasındaki düello sırasında sağlık hizmetleri konusundaki tartışmalar sırasında Başkan Biden’ın dilinin sürçmesi ve doğru kelimeleri bulmakta zorlanması sonrasında söz alan Trump, “Kendisinin cümlenin sonunda ne dediğini anlayamadım. Ama kendisinin de ne konuştuğunun farkında olduğunu sanmıyorum” diye konuştu. Trump’ın kendisi aleyhindeki birçok suçlamasını yalanlayan Demokrat Partili Başkan Joe Biden, “Hayatımda bu kadar saçmalık duymadım” diye konuştu.ABD’nin Ukrayna’ya askeri yardımlarını da savunan Biden, bu şekilde daha büyük bir savaşın önüne geçmekte olduklarını ileri sürdü. ABD’nin İsrail politikasını savunan Başkan Biden, ABD’nin müttefiki İsrail’e desteğinde hiçbir şüphe bulunmadığını söyledi.ABD’nin İsrail’e vermeyi reddettiği tek şeyin bir tonluk yıkıcı bombalar olduğunu ileri süren Biden, “Bu arada, İran kapsamlı bir balistik füze saldırısı başlattığında dünyayı İran aleyhinde organize eden kişi bendim. İsrail’i biz kurtardık. İsrail için en büyük destek kaynağı biziz” diye konuştu.Gazze’de savaşın durması için teklif ettiği ateşkes planını savunan Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bu ateşkes planını kabul ettiğini ileri sürdü.Biden, “Savaşa devam etmek isteyen tek taraf Hamas” dedi. Biden'ın bu iddiası Trump tarafından reddedildi. Trump’ın ofisten ayrılırken Amerikan ekonomisini kaos içerisinde bıraktığını söyleyen Biden, ülke ekonomisini kendisinin yeniden ayağa kaldırmak için mücadele ettiğini söyledi.Biden, “Kendisi ayrıldığında, durum kaos içerisindeydi. Her şey kaos içerisindeydi. İşleri biz yoluna koyduk” dedi. Tartışma sırasında Trump’ı eşi Melania Trump’ı aldatmakla suçlayan Biden, Trump’a seslenerek, “Toplum içinde kadınlara saldırdın. Eşin hamileyken bir yetişkin film yıldızı ile beraber oldun. Ahlak seviyen, bir sokak kedisi ile aynı seviyede” diye konuştu.Trump, Biden’ın bu suçlamalarını reddeti. Biden ve Trump, tartışma programının sonunda el sıkışmadı. Tartışma 1960'tan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapıldı. Bundan sonraki televizyon tartışması ise 10 Eylül'de yapılacak. Donald Trump’ın çalışma arkadaşları, tartışma programından mutlu ayrıldı ve eski başkanın düelloyu açık bir şekilde kazandığını ileri sürdü.TV düellosunun ardından Atlanta’da destekçilerine hitap eden Başkan Joe Biden, partililer tarafından “Dört yıl daha” sloganlarıyla karşılandı. Sahneye “tartışma programının galibi” olarak davet edilen Biden, Trump’ın program boyunca yalan söylediğini ileri sürdü. Diğer yandan Biden’ın programda düşük bir performans gösterdiğini savunan Demokrat Partili bazı analistler, Biden’ın yerine yeni bir aday belirlenmesi gerektiği çağrılarını yineledi. Biden ve Trump, henüz partilerinin resmi adayları değil. Cumhuriyetçi Parti’nin resmi adayını temmuz ayı ortasındaki kongrede belirlemesi, Demokrat Parti’nin adayının ise ağustos ayında resmiyet kazanması bekleniyor.

Biden ve Trump karşı karşıya geldi: ABD seçimi öncesi televizyonda ilk tartışma

Biden ve Trump karşı karşıya geldi: ABD seçimi öncesi televizyonda ilk tartışma

Amerika Birleşik Devletleri'nde Kasım'daki başkanlık seçimleri öncesinde mevcut Başkan Joe Biden ve eski başkan Donald Trump, televizyonda seçim tartışmasında kozlarını paylaştı. Trump, "Ben başkan olsaydım Hamas İsrail'e saldırmazdı" derken, Biden ise Trump gibi adayları engellemek için aday olduğunu söyledi. ABD'de Kasım ayında yapılacak seçimler öncesinde Joe Biden ile Donald Trump arasında ilk televizyon tartışması yapıldı. HABERİN VİDEOSUNA GİT Tartışma bir buçuk sürdü. Kurallara göre, münazarada ilk sözü Başkan Joe Biden aldı. Son söz hakkı ise Donald Trump'ın oldu. Trump, ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerika’yı üçüncü dünya savaşına sürüklediğini söyledi. Trump, “III. Dünya Savaşı’na hayal edebileceğinizden çok daha yakınız. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin lideri Xi ve Rusya lideri Putin dahil kimse kendisine saygı göstermiyor, kendisinden korkmuyor. Hiçbiri, bu beyefendiyi umursamıyor. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor.” diye konuştu. Rusya Ukrayna savaşıyla ilgili konuşan Trump, "Putin Biden'a saygı duysaydı Ukrayna'yı işgal etmezdi" derken, Zelenski'nin her geldiğinde ABD'den para alıp gittiğini söyledi. Trump, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin korkunç bir düzensizlik içerisinde gerçekleştirilmesinin Rusya Devlet Başkanı Putin’i Ukrayna’ya saldırmaya teşvik ettiğini söyledi. Trump, “Eğer gerçek bir başkanımız, saygı duyulan bir başkanımız olsaydı, asla işgal yaşanmazdı” dedi. Trump, kendi başkanlığı sırasında İran’ın “beş parasız” olduğunu ve bu nedenle kendisi yönetimde olmuş olsaydı Hamas’ın da asla İsrail’e saldırmamış olacağını söyledi. ABD Başkanı Biden’ın İsrail politikasını eleştiren ve Biden’ı “Filistinlilere yakınlık duymakla” suçlayan Trump, Biden’ın çok kısıtlayıcı davrandığını savundu. İsrail’in Hamas’a karşı savaşta daha serbest hareket etmesine izin verilmesi gerektiğini savunan Trump, “Onları bırakıp, başladıkları işi bitirmelerine izin verilmesi gerekiyor” dedi. Zihinsel testlerden sorunsuz geçtiğini belirten Trump, "Biden bilişsel teste girsin 2 soru yapamaz." dedi. Düzensiz göçmen ve mültecilerin ABD’de suç işlediklerini söyleyen Trump, “Genç kadınlar, Biden’ın sınırı geçmeye izin verdiği göçmenler tarafından öldürülüyor. Bu katiller, ülkemize gelerek kadınlarımıza tecavüz ediyor ve onları öldürüyor” diye konuştu.ABD’nin Biden’ın göçmenlik politikaları nedeniyle bir “fare yuvasına” dönüştüğünü söyleyen Trump, “Artık, kelimenin tam manasıyla medeniyet dışı kalmış bir ülke halindeyiz” dedi. Biden ve Trump arasındaki düello sırasında sağlık hizmetleri konusundaki tartışmalar sırasında Başkan Biden’ın dilinin sürçmesi ve doğru kelimeleri bulmakta zorlanması sonrasında söz alan Trump, “Kendisinin cümlenin sonunda ne dediğini anlayamadım. Ama kendisinin de ne konuştuğunun farkında olduğunu sanmıyorum” diye konuştu. Trump’ın kendisi aleyhindeki birçok suçlamasını yalanlayan Demokrat Partili Başkan Joe Biden, “Hayatımda bu kadar saçmalık duymadım” diye konuştu.ABD’nin Ukrayna’ya askeri yardımlarını da savunan Biden, bu şekilde daha büyük bir savaşın önüne geçmekte olduklarını ileri sürdü. ABD’nin İsrail politikasını savunan Başkan Biden, ABD’nin müttefiki İsrail’e desteğinde hiçbir şüphe bulunmadığını söyledi.ABD’nin İsrail’e vermeyi reddettiği tek şeyin bir tonluk yıkıcı bombalar olduğunu ileri süren Biden, “Bu arada, İran kapsamlı bir balistik füze saldırısı başlattığında dünyayı İran aleyhinde organize eden kişi bendim. İsrail’i biz kurtardık. İsrail için en büyük destek kaynağı biziz” diye konuştu.Gazze’de savaşın durması için teklif ettiği ateşkes planını savunan Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bu ateşkes planını kabul ettiğini ileri sürdü.Biden, “Savaşa devam etmek isteyen tek taraf Hamas” dedi. Biden'ın bu iddiası Trump tarafından reddedildi. Trump’ın ofisten ayrılırken Amerikan ekonomisini kaos içerisinde bıraktığını söyleyen Biden, ülke ekonomisini kendisinin yeniden ayağa kaldırmak için mücadele ettiğini söyledi.Biden, “Kendisi ayrıldığında, durum kaos içerisindeydi. Her şey kaos içerisindeydi. İşleri biz yoluna koyduk” dedi. Tartışma sırasında Trump’ı eşi Melania Trump’ı aldatmakla suçlayan Biden, Trump’a seslenerek, “Toplum içinde kadınlara saldırdın. Eşin hamileyken bir yetişkin film yıldızı ile beraber oldun. Ahlak seviyen, bir sokak kedisi ile aynı seviyede” diye konuştu.Trump, Biden’ın bu suçlamalarını reddeti. Biden ve Trump, tartışma programının sonunda el sıkışmadı. Tartışma 1960'tan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapıldı. Bundan sonraki televizyon tartışması ise 10 Eylül'de yapılacak. Donald Trump’ın çalışma arkadaşları, tartışma programından mutlu ayrıldı ve eski başkanın düelloyu açık bir şekilde kazandığını ileri sürdü.TV düellosunun ardından Atlanta’da destekçilerine hitap eden Başkan Joe Biden, partililer tarafından “Dört yıl daha” sloganlarıyla karşılandı. Sahneye “tartışma programının galibi” olarak davet edilen Biden, Trump’ın program boyunca yalan söylediğini ileri sürdü. Diğer yandan Biden’ın programda düşük bir performans gösterdiğini savunan Demokrat Partili bazı analistler, Biden’ın yerine yeni bir aday belirlenmesi gerektiği çağrılarını yineledi. Biden ve Trump, henüz partilerinin resmi adayları değil. Cumhuriyetçi Parti’nin resmi adayını temmuz ayı ortasındaki kongrede belirlemesi, Demokrat Parti’nin adayının ise ağustos ayında resmiyet kazanması bekleniyor.

Bolivya Devlet Başkanı Arce, "kendi kendine darbe planladı" iddialarını reddetti

Bolivya Devlet Başkanı Arce, "kendi kendine darbe planladı" iddialarını reddetti

Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce, "kendi kendine darbe planladı" iddialarına tepki göstererek, suçlamaları kesin bir dille reddettiğini bildirdi. Arce, yönetimsel başkent La Paz'daki Devlet Başkanlığı konutu Casa Grande Pueblo'da düzenlediği basın toplantısında, gözaltına alınan eski ordu komutanı Jose Zuniga'nın iddiaları ve bazı medya kuruluşlarının "kendi kendine darbe planladı" haberlerine cevap verdi. Zuniga'nın başını çektiği bir askeri darbe girişiminin yaşandığını hatırlatan Arce, "Bu nasıl bir talimat veya kendi kendine darbe planlaması nasıl olabilir? O kendi inisiyatifiyle hareket etti." ifadesini kullandı. Arce, Zuniga'nın suçlamalarını son derece "çirkin" bulduğunu vurgulayarak, "Benim popülerlik kazanmam için bunu yaptığımı öne sürüyor, ben halkın kanıyla popülerlik kazanacak bir siyasetçi değilim." diye konuştu. Eski Devlet Başkanı Evo Morales ile darbe girişiminden önce telefonla konuştuğunu dile getiren Arce, "Evet onunla farklılıklarımız olabilir, ancak önlemini alması için kendisiyle iletişime geçtim. Darbenin yaklaşmakta olduğunu gördük ve Evo yoldaşla telefonda kısa bir görüşme gerçekleştirdim. Bana geldikleri gibi (darbeci askerleri kastederek) ona da gideceklerdi." dedi. Arce, darbe girişimi öncesi silahlı kuvvetlerde bir süredir olağan dışı hareketlenmeler gördüklerini ve olacakları tahmin ettiklerini belirtti. Gözaltına alınmadan kısa süre önce gazetecilere konuşan Zuniga, "Ben masumum. Arce ile geçtiğimiz pazar günü bir araya geldik. Devlet Başkanı, bana durumun çok kötü olduğunu ve ülkenin son derece kritik bir süreçten geçtiğinden bahsetti. 'Popülaritemin yeniden yükselmesi için bir şeyler yapmalıyız.' dedi." iddiasında bulunmuştu. BOLİVYA'DA DARBE GİRİŞİMİ Bolivya Devlet Başkanı Arce, 26 Haziran'da ülkede bazı askeri birliklerin usulsüz şekilde harekete geçirildiğini belirterek ordudan, demokrasiye saygı göstermesini istemişti. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri zırhlı aracın yönetimsel başkent La Paz'daki hükümet sarayına zorla girmeye çalıştığı yer almıştı. Askerlere tepki gösteren vatandaşlara, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale edilmişti. Arce, hükümet sarayına zorla girmeye çalışan eski komutan Jose Zuniga ile yüz yüze konuşmuş ve askerlerin derhal çekilmesini talep etmişti. Ulusa seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunmuştu. Arce'nin çağrısı üzerine binlerce kişi meydanlara inmiş ve askeri darbe girişimini protesto etmişti. Bolivya ordusunun yeni atanan komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine dönmüştü. Arce hükümetine yönelik darbe girişimine kalkışan eski komutan Zuniga, başsavcılığın talebi üzerine gözaltına alınmıştı.

Bolivya Devlet Başkanı Arce, "kendi kendine darbe planladı" iddialarını reddetti

Bolivya Devlet Başkanı Arce, "kendi kendine darbe planladı" iddialarını reddetti

Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce, "kendi kendine darbe planladı" iddialarına tepki göstererek, suçlamaları kesin bir dille reddettiğini bildirdi. Arce, yönetimsel başkent La Paz'daki Devlet Başkanlığı konutu Casa Grande Pueblo'da düzenlediği basın toplantısında, gözaltına alınan eski ordu komutanı Jose Zuniga'nın iddiaları ve bazı medya kuruluşlarının "kendi kendine darbe planladı" haberlerine cevap verdi. Zuniga'nın başını çektiği bir askeri darbe girişiminin yaşandığını hatırlatan Arce, "Bu nasıl bir talimat veya kendi kendine darbe planlaması nasıl olabilir? O kendi inisiyatifiyle hareket etti." ifadesini kullandı. Arce, Zuniga'nın suçlamalarını son derece "çirkin" bulduğunu vurgulayarak, "Benim popülerlik kazanmam için bunu yaptığımı öne sürüyor, ben halkın kanıyla popülerlik kazanacak bir siyasetçi değilim." diye konuştu. Eski Devlet Başkanı Evo Morales ile darbe girişiminden önce telefonla konuştuğunu dile getiren Arce, "Evet onunla farklılıklarımız olabilir, ancak önlemini alması için kendisiyle iletişime geçtim. Darbenin yaklaşmakta olduğunu gördük ve Evo yoldaşla telefonda kısa bir görüşme gerçekleştirdim. Bana geldikleri gibi (darbeci askerleri kastederek) ona da gideceklerdi." dedi. Arce, darbe girişimi öncesi silahlı kuvvetlerde bir süredir olağan dışı hareketlenmeler gördüklerini ve olacakları tahmin ettiklerini belirtti. Gözaltına alınmadan kısa süre önce gazetecilere konuşan Zuniga, "Ben masumum. Arce ile geçtiğimiz pazar günü bir araya geldik. Devlet Başkanı, bana durumun çok kötü olduğunu ve ülkenin son derece kritik bir süreçten geçtiğinden bahsetti. 'Popülaritemin yeniden yükselmesi için bir şeyler yapmalıyız.' dedi." iddiasında bulunmuştu. BOLİVYA'DA DARBE GİRİŞİMİ Bolivya Devlet Başkanı Arce, 26 Haziran'da ülkede bazı askeri birliklerin usulsüz şekilde harekete geçirildiğini belirterek ordudan, demokrasiye saygı göstermesini istemişti. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri zırhlı aracın yönetimsel başkent La Paz'daki hükümet sarayına zorla girmeye çalıştığı yer almıştı. Askerlere tepki gösteren vatandaşlara, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale edilmişti. Arce, hükümet sarayına zorla girmeye çalışan eski komutan Jose Zuniga ile yüz yüze konuşmuş ve askerlerin derhal çekilmesini talep etmişti. Ulusa seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunmuştu. Arce'nin çağrısı üzerine binlerce kişi meydanlara inmiş ve askeri darbe girişimini protesto etmişti. Bolivya ordusunun yeni atanan komutanı Jose Wilson Sanchez'in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine dönmüştü. Arce hükümetine yönelik darbe girişimine kalkışan eski komutan Zuniga, başsavcılığın talebi üzerine gözaltına alınmıştı.

İzmir'de ikinci Seçil Erzan vakası: Banka müdürü 300 milyon lira toplamış

İzmir'de ikinci Seçil Erzan vakası: Banka müdürü 300 milyon lira toplamış

Denizbank Bornova Şube Müdürü H.Ö.'nün yüksek faiz vereceğini belirterek piyasadan 300 milyon TL topladığı ileri sürüldü. İzmir'in köklü spor kulüplerinden Karşıyaka'nın Basketbol Altyapı Başkanlığı görevini de yürüten Hatice Ö. hakkında, gözaltı kararı verildi. Hatice Ö. için Karşıyaka Spor Klübü yöneticileri de şikayetçi oldu. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, "Savcılıkla beraber Teftiş Kurulumuz inceliyor. İncelemelerin önümüzdeki haftanın başına kadar sonuçlanacağı kanaatindeyim." dedi. Karşıyaka Spor Kulübü'nden yapılan açıklamada, Hatice Ö'nün üç yönetim kurulu toplantısına herhangi bir mazeret beyan etmeksizin katılmamış olması nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinin düşürüldüğü belirtildi. Futbol dünyasının ünlü isimlerini yüksek kar vaadiyle dolandırdığı suçlamasıyla tutuklanan Seçil Erzan vakasının bir benzeri de İzmir'de yaşandığı iddia edildi. Denizbank İzmir Bornova şubesinin müdürü, aynı zamanda da Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Altyapı Şube Başkanı Hatice Ö., iddiaya göre 2'si kulüp yöneticisi toplam 5 kişiden yüksek kar vaadiyle para topladı. Karşıyaka'da bir döviz bürosu işleten S.Ç. adına para topladığının belirlenmesinin de ardından Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), konuyla ilgili inceleme başlattı. Yürütülen çalışmalarda, İzmir Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri soruşturma yürütürken, banka yönetiminin şubeye müfettiş gönderdiği ve şubenin geçici olarak kapatıldığı öğrenildi. Hatice Ö. ve Karşıyaka'daki bir döviz bürosu sahibi S.Ç. hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve "zimmet" iddiasıyla gözaltı kararı verildi. Polis, döviz bürosu sahibi S.Ç.'yi Karşıyaka ilçesindeki iş yerinde gözaltına aldı. Şüpheli ifadesi alınmak üzere Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürüldü. İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNMUŞ Evinde çok sayıda ilaç içerek intihar girişiminde bulunduğu ortaya çıkan Hatice Ö., daha sonra pişman olup gittiği İzmir Şehir Hastanesi'nde tedaviye alındı. Hayati tehlikesi bulunmayan Hatice Ö.'nün başında polis beklediği, tedavisinin ardından gözaltı işlemi başlatılacağı bildirildi. DENİZBANK GENEL MÜDÜRÜ ATEŞ: HENÜZ BANKADA BİR BORÇ-ALACAK KAYDI GÖRÜNMÜYOR Bankadan yapılan açıklamada, olayla ilgili inceleme başlatılıp müfettiş görevlendirildiği ve Hatice Ö.'nün bankayla ilişiğinin de dün itibarıyla kesildiği belirtildi. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, 2002'de satın aldıkları Tarişbank'ın çalışanlarının yüzde 90'ından fazlasıyla yollarına devam ettiklerini, Hatice Ö.'nün de bir Tarişbank çalışanı olduğunu hatırlattı. Hatice Ö.'nün "annesi ve kendisinin sağlık sorunları nedeniyle borçlu olduğunu" söylediğini öğrendiklerini aktaran Ateş, şöyle devam etti: "Söz konusu olayla ilgili haberleri buradan takip ediyoruz. Şu ana kadar ki incelemelerde henüz bankada bir borç-alacak kaydı görünmüyor. Bir bankacılık işlemi mi, değil mi? Bunu savcılıkla beraber Teftiş Kurulumuz inceliyor. Savcılığa, mali polise bilgi verdik. Kara para yönünden araştırılması da gerekiyor. Aynı inceleme sürecini önceki olayda da yapmıştık (Seçil Erzan olayı). Bu ilk olay çıktığında ilk 2-3 saatlik araştırmamız sonucu, müştekilerin verdikleri paralarla ilgili de kameralarımızda bir kayda ya da borç-alacak kaydına rastlamadığımız için zaten bunun bir saadet zinciri olduğu hissiyatı başta uyanmıştı. Gerek BDDK gerek savcılık gerekse bilirkişi bizi teyit etti. Mevcut olayda ise inceleme sürdüğü için henüz bir dolandırıcılık vakası mı ya da zimmet mi bir değerlendirmede bulunamıyorum. Fakat şunu söyleyebilirim ki sosyal medyaya yansıyan rakamlar ve iddialar tamamen hayal ürünü. Teftiş Kurulumuzun bize ilettiği rakamlar ile söz konusu haberlerde yer alan rakamlar arasında dağlar kadar fark var. Yine isimleri kullanılan iş insanları ile de herhangi bir bağlantı görülmemiş olup bunun da üretilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İncelemelerin önümüzdeki haftanın başına kadar sonuçlanacağı kanaatindeyim." Ateş, zimmet ve dolandırıcılık olaylarının dünyanın her yerinde olduğunu, bu nedenle bankaların milyon dolar primler ödeyerek bu tür zararlarını teminat altına aldığını, sigorta poliçeleri yaptırdığını anlattı. "DENETİMLER SIKLAŞTI" Hakan Ateş, şubelerde teftişlerin yılda bir, bazı şubelerde ise iki yılda bir olabildiğini aktararak, diğer bankalarda da bu tür olaylar yaşandığını kaydetti. Ateş, "Biz biraz günah keçisi olduk. Birçok bankada karşılaşılan benzer işlemler basında haber olarak yer bulmazken bizimle ilgili en küçük gelişme enteresan şekilde sosyal medyada yer buluyor." dedi. Dünyanın hiçbir yerinde bir şube müdürünün elden para almayacağını, böyle bir yetkisi de bulunmadığını ifade eden Ateş, "Son olaydan sonra bankada denetimler sıklaştı. Bunun sonucu olarak da daha sonraki dönemlerde ortaya çıkması muhtemel olan vakaların üst üste tespiti sağlandı. Bir şeyler var ama ne olduğunu henüz tam biz de bilmiyoruz. Savcılığa bildirdik, iddiaları araştırıyoruz. Şube Müdürü'nün ise şu anda hastanede olduğu bilgisi tarafımıza iletildi." diye konuştu.

İzmir'de ikinci Seçil Erzan vakası: Banka müdürü 300 milyon lira toplamış

İzmir'de ikinci Seçil Erzan vakası: Banka müdürü 300 milyon lira toplamış

Denizbank Bornova Şube Müdürü H.Ö.'nün yüksek faiz vereceğini belirterek piyasadan 300 milyon TL topladığı ileri sürüldü. İzmir'in köklü spor kulüplerinden Karşıyaka'nın Basketbol Altyapı Başkanlığı görevini de yürüten Hatice Ö. hakkında, gözaltı kararı verildi. Hatice Ö. için Karşıyaka Spor Klübü yöneticileri de şikayetçi oldu. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, "Savcılıkla beraber Teftiş Kurulumuz inceliyor. İncelemelerin önümüzdeki haftanın başına kadar sonuçlanacağı kanaatindeyim." dedi. Karşıyaka Spor Kulübü'nden yapılan açıklamada, Hatice Ö'nün üç yönetim kurulu toplantısına herhangi bir mazeret beyan etmeksizin katılmamış olması nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinin düşürüldüğü belirtildi. Futbol dünyasının ünlü isimlerini yüksek kar vaadiyle dolandırdığı suçlamasıyla tutuklanan Seçil Erzan vakasının bir benzeri de İzmir'de yaşandığı iddia edildi. Denizbank İzmir Bornova şubesinin müdürü, aynı zamanda da Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Altyapı Şube Başkanı Hatice Ö., iddiaya göre 2'si kulüp yöneticisi toplam 5 kişiden yüksek kar vaadiyle para topladı. Karşıyaka'da bir döviz bürosu işleten S.Ç. adına para topladığının belirlenmesinin de ardından Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), konuyla ilgili inceleme başlattı. Yürütülen çalışmalarda, İzmir Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri soruşturma yürütürken, banka yönetiminin şubeye müfettiş gönderdiği ve şubenin geçici olarak kapatıldığı öğrenildi. Hatice Ö. ve Karşıyaka'daki bir döviz bürosu sahibi S.Ç. hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve "zimmet" iddiasıyla gözaltı kararı verildi. Polis, döviz bürosu sahibi S.Ç.'yi Karşıyaka ilçesindeki iş yerinde gözaltına aldı. Şüpheli ifadesi alınmak üzere Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürüldü. İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNMUŞ Evinde çok sayıda ilaç içerek intihar girişiminde bulunduğu ortaya çıkan Hatice Ö., daha sonra pişman olup gittiği İzmir Şehir Hastanesi'nde tedaviye alındı. Hayati tehlikesi bulunmayan Hatice Ö.'nün başında polis beklediği, tedavisinin ardından gözaltı işlemi başlatılacağı bildirildi. DENİZBANK GENEL MÜDÜRÜ ATEŞ: HENÜZ BANKADA BİR BORÇ-ALACAK KAYDI GÖRÜNMÜYOR Bankadan yapılan açıklamada, olayla ilgili inceleme başlatılıp müfettiş görevlendirildiği ve Hatice Ö.'nün bankayla ilişiğinin de dün itibarıyla kesildiği belirtildi. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, 2002'de satın aldıkları Tarişbank'ın çalışanlarının yüzde 90'ından fazlasıyla yollarına devam ettiklerini, Hatice Ö.'nün de bir Tarişbank çalışanı olduğunu hatırlattı. Hatice Ö.'nün "annesi ve kendisinin sağlık sorunları nedeniyle borçlu olduğunu" söylediğini öğrendiklerini aktaran Ateş, şöyle devam etti: "Söz konusu olayla ilgili haberleri buradan takip ediyoruz. Şu ana kadar ki incelemelerde henüz bankada bir borç-alacak kaydı görünmüyor. Bir bankacılık işlemi mi, değil mi? Bunu savcılıkla beraber Teftiş Kurulumuz inceliyor. Savcılığa, mali polise bilgi verdik. Kara para yönünden araştırılması da gerekiyor. Aynı inceleme sürecini önceki olayda da yapmıştık (Seçil Erzan olayı). Bu ilk olay çıktığında ilk 2-3 saatlik araştırmamız sonucu, müştekilerin verdikleri paralarla ilgili de kameralarımızda bir kayda ya da borç-alacak kaydına rastlamadığımız için zaten bunun bir saadet zinciri olduğu hissiyatı başta uyanmıştı. Gerek BDDK gerek savcılık gerekse bilirkişi bizi teyit etti. Mevcut olayda ise inceleme sürdüğü için henüz bir dolandırıcılık vakası mı ya da zimmet mi bir değerlendirmede bulunamıyorum. Fakat şunu söyleyebilirim ki sosyal medyaya yansıyan rakamlar ve iddialar tamamen hayal ürünü. Teftiş Kurulumuzun bize ilettiği rakamlar ile söz konusu haberlerde yer alan rakamlar arasında dağlar kadar fark var. Yine isimleri kullanılan iş insanları ile de herhangi bir bağlantı görülmemiş olup bunun da üretilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İncelemelerin önümüzdeki haftanın başına kadar sonuçlanacağı kanaatindeyim." Ateş, zimmet ve dolandırıcılık olaylarının dünyanın her yerinde olduğunu, bu nedenle bankaların milyon dolar primler ödeyerek bu tür zararlarını teminat altına aldığını, sigorta poliçeleri yaptırdığını anlattı. "DENETİMLER SIKLAŞTI" Hakan Ateş, şubelerde teftişlerin yılda bir, bazı şubelerde ise iki yılda bir olabildiğini aktararak, diğer bankalarda da bu tür olaylar yaşandığını kaydetti. Ateş, "Biz biraz günah keçisi olduk. Birçok bankada karşılaşılan benzer işlemler basında haber olarak yer bulmazken bizimle ilgili en küçük gelişme enteresan şekilde sosyal medyada yer buluyor." dedi. Dünyanın hiçbir yerinde bir şube müdürünün elden para almayacağını, böyle bir yetkisi de bulunmadığını ifade eden Ateş, "Son olaydan sonra bankada denetimler sıklaştı. Bunun sonucu olarak da daha sonraki dönemlerde ortaya çıkması muhtemel olan vakaların üst üste tespiti sağlandı. Bir şeyler var ama ne olduğunu henüz tam biz de bilmiyoruz. Savcılığa bildirdik, iddiaları araştırıyoruz. Şube Müdürü'nün ise şu anda hastanede olduğu bilgisi tarafımıza iletildi." diye konuştu.

Yapay zeka öğrencilerden daha yüksek not aldı

Yapay zeka öğrencilerden daha yüksek not aldı

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre yapay zeka girdiği sınavlarda üniversite öğrencilerinden daha yüksek başarı gösterdi. Reading Üniversitesi araştırmacıları, psikoloji bölümü lisans sınavlarında yapay zeka sohbet robotu ChatGPT'yi kullandı. Araştırmacılar, açık uçlu soruları yanıtlayan ve makale yazan ChatGPT'nin üniversite öğrencilerinden yarım puan yüksek not aldığını kaydetti. Sınavları değerlendiren öğretmenler, soruların yapay zeka tarafından yanıtlandığını fark edemedi. Üniversitelerde kullanılan intihal programları da yapay zekayı tespit etmede neredeyse tamamen başarısız oldu. Bu programlar yapay zekayı sadece yüzde 6 oranında tespit edebildi. İnsan dilini anlamak ve iletişim kurmak için tasarlanmış "büyük dil modellerinin" ortaya çıkmasıyla yapay zekanın kullanımının arttığını belirten araştırmacılar, özellikle Kovid-19 salgını sonrası çevrim içi düzenlenen sınavların da çoğaldığını hatırlattı. BBC'ye açıklama yapan araştırmacılardan Peter Scarfe ve Etienne Roesch, üniversitelerde yüz yüze yapılan sınavlara geri dönmenin şart olmadığını ancak eğitim sisteminin, yapay zekanın gelişimi doğrultusunda değişmesi gerektiğini kaydetti.

Yapay zeka öğrencilerden daha yüksek not aldı

Yapay zeka öğrencilerden daha yüksek not aldı

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre yapay zeka girdiği sınavlarda üniversite öğrencilerinden daha yüksek başarı gösterdi. Reading Üniversitesi araştırmacıları, psikoloji bölümü lisans sınavlarında yapay zeka sohbet robotu ChatGPT'yi kullandı. Araştırmacılar, açık uçlu soruları yanıtlayan ve makale yazan ChatGPT'nin üniversite öğrencilerinden yarım puan yüksek not aldığını kaydetti. Sınavları değerlendiren öğretmenler, soruların yapay zeka tarafından yanıtlandığını fark edemedi. Üniversitelerde kullanılan intihal programları da yapay zekayı tespit etmede neredeyse tamamen başarısız oldu. Bu programlar yapay zekayı sadece yüzde 6 oranında tespit edebildi. İnsan dilini anlamak ve iletişim kurmak için tasarlanmış "büyük dil modellerinin" ortaya çıkmasıyla yapay zekanın kullanımının arttığını belirten araştırmacılar, özellikle Kovid-19 salgını sonrası çevrim içi düzenlenen sınavların da çoğaldığını hatırlattı. BBC'ye açıklama yapan araştırmacılardan Peter Scarfe ve Etienne Roesch, üniversitelerde yüz yüze yapılan sınavlara geri dönmenin şart olmadığını ancak eğitim sisteminin, yapay zekanın gelişimi doğrultusunda değişmesi gerektiğini kaydetti.

Arjantin'de tartışmalı ekonomi paketi kabul edildi: Vergi affı ve özelleştirmeler yolda

Arjantin'de tartışmalı ekonomi paketi kabul edildi: Vergi affı ve özelleştirmeler yolda

Arjantin'de şiddetli protestoları tetikleyen ekonomi paketi Kongre'den geçti. Tartışmalı yasa, aşırı sağcı Devlet Başkanı Javier Milei'ye enerji, emeklilik, güvenlik ve diğer alanlarda geniş yetkiler verecek. Ayrıca yabancı yatırımcılar için teşvik planı, beyan edilmemiş varlıkları olanlar için vergi affı ve devlete ait şirketleri özelleştirme imkanı tanıyacak. Arjantin Kongresi, aşırı sağcı Devlet Başkanı Javier Milei'nin, büyük protestolara yol açan yasa tasarısı paketini onayladı. Oylamada, vergi sistemini ve hükümeti revize etmeyi amaçlayan paketi milletvekillerinin 147'si destekledi, 107'si ise karşı oy kullandı. Devlet başkanına enerji, emeklilik, güvenlik ve diğer alanlarda geniş yetkiler veren yasa, yabancı yatırımcılar için cömert bir teşvik planı, beyan edilmemiş varlıkları olanlar için vergi affı ve Arjantin'in devlete ait bazı şirketlerini özelleştirme planları da dahil olmak üzere tartışmalı olarak görülen bazı tedbirler içeriyor. Geçtiğimiz haftalarda tasarı mecliste tartışılırken, başkent Buenos Aires'te şiddetli protestolar düzenlenmişti. İktidar bloğu başkanı Gabriel Bornoroni, kapanış konuşmasında yaptığı açıklamada, "Başkan Milei'nin hükümetine devlette reform yapması için gerekli araçları vereceğiz" dedi. Milei daha paket kabul edilmeden kendisini kutlamaya başlamış ve paketi "sadece Arjantin tarihinin değil, insanlık tarihinin en büyük mali düzenlemesi" olarak nitelendirmişti. Hükümeti, kronik enflasyonu kontrol altına almak için 2024 yılı sonuna kadar "sıfır bütçe açığına" ulaşma hedefiyle sert ve topyekûn bir mali kemer sıkma programı uyguladı. Ancak kamu çalışmalarının felç edilmesi de dahil olmak üzere bütçe kesintileri ve aralık ayında pesonun yarıdan fazla devalüe edilmesi, satın alma gücünü eritti.

Arjantin'de tartışmalı ekonomi paketi kabul edildi: Vergi affı ve özelleştirmeler yolda

Arjantin'de tartışmalı ekonomi paketi kabul edildi: Vergi affı ve özelleştirmeler yolda

Arjantin'de şiddetli protestoları tetikleyen ekonomi paketi Kongre'den geçti. Tartışmalı yasa, aşırı sağcı Devlet Başkanı Javier Milei'ye enerji, emeklilik, güvenlik ve diğer alanlarda geniş yetkiler verecek. Ayrıca yabancı yatırımcılar için teşvik planı, beyan edilmemiş varlıkları olanlar için vergi affı ve devlete ait şirketleri özelleştirme imkanı tanıyacak. Arjantin Kongresi, aşırı sağcı Devlet Başkanı Javier Milei'nin, büyük protestolara yol açan yasa tasarısı paketini onayladı. Oylamada, vergi sistemini ve hükümeti revize etmeyi amaçlayan paketi milletvekillerinin 147'si destekledi, 107'si ise karşı oy kullandı. Devlet başkanına enerji, emeklilik, güvenlik ve diğer alanlarda geniş yetkiler veren yasa, yabancı yatırımcılar için cömert bir teşvik planı, beyan edilmemiş varlıkları olanlar için vergi affı ve Arjantin'in devlete ait bazı şirketlerini özelleştirme planları da dahil olmak üzere tartışmalı olarak görülen bazı tedbirler içeriyor. Geçtiğimiz haftalarda tasarı mecliste tartışılırken, başkent Buenos Aires'te şiddetli protestolar düzenlenmişti. İktidar bloğu başkanı Gabriel Bornoroni, kapanış konuşmasında yaptığı açıklamada, "Başkan Milei'nin hükümetine devlette reform yapması için gerekli araçları vereceğiz" dedi. Milei daha paket kabul edilmeden kendisini kutlamaya başlamış ve paketi "sadece Arjantin tarihinin değil, insanlık tarihinin en büyük mali düzenlemesi" olarak nitelendirmişti. Hükümeti, kronik enflasyonu kontrol altına almak için 2024 yılı sonuna kadar "sıfır bütçe açığına" ulaşma hedefiyle sert ve topyekûn bir mali kemer sıkma programı uyguladı. Ancak kamu çalışmalarının felç edilmesi de dahil olmak üzere bütçe kesintileri ve aralık ayında pesonun yarıdan fazla devalüe edilmesi, satın alma gücünü eritti.

500 milyon yıllık fosil keşfedildi: Türünün en sağlamı

500 milyon yıllık fosil keşfedildi: Türünün en sağlamı

Fas'ın Yüksek Atlas Dağları'ndaki bir fosil yatağında, yarım milyar yıl önce yaşamış eklem bacaklı bir yaratık keşfedildi. Araştırmacılar Pompeii adını verdikleri trilobitin en bozulmamış örneğini buldular. Araştırmacılar şimdiye kadar keşfedilen en iyi korunmuş trilobit fosillerinden bazılarını keşfettiler. Trilobitin, M.S 76 yılında Vezüv Yanardağı'nın patlaması sırasında Pompeii'dekilerin kaderine benzer şekilde, yakındaki bir yanardağdan gelen deniz suyundaki sıcak kül nedeniyle anında fosilleştiği belirtildi. Bu yüzden Pompeii ismi verildi. 500 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen yaratığın küller içinde kalmış olması tüm vücudunu korunmasını sağlayarak ve sindirim sistemini doldurarak araştırmacıların onu ilk kez analiz etmesine olanak tanıdı. Araştırmacılar bu bulguların Dünya'da yaşamın evrimi hakkında önemli keşiflere yol açmasını beklediklerini belirtti. Trilobitler, yaklaşık 521 milyon yıl öncesinden başlayarak Permiyen döneminin sonuna kadar var olan eski denizel eklem bacaklılardır. Arthropoda şubesine ait olan trilobitler, Arthropoda'nın en erken bilinen gruplarından biri olarak kabul edilir ve günümüzde soyu tükenmiştir. Trilobitler, şekil, boyut ve yaşam alanı bakımından son derece çeşitliydi ve fosil kayıtlarına göre 20.000'den fazla türü bulunmaktadır.

500 milyon yıllık fosil keşfedildi: Türünün en sağlamı

500 milyon yıllık fosil keşfedildi: Türünün en sağlamı

Fas'ın Yüksek Atlas Dağları'ndaki bir fosil yatağında, yarım milyar yıl önce yaşamış eklem bacaklı bir yaratık keşfedildi. Araştırmacılar Pompeii adını verdikleri trilobitin en bozulmamış örneğini buldular. Araştırmacılar şimdiye kadar keşfedilen en iyi korunmuş trilobit fosillerinden bazılarını keşfettiler. Trilobitin, M.S 76 yılında Vezüv Yanardağı'nın patlaması sırasında Pompeii'dekilerin kaderine benzer şekilde, yakındaki bir yanardağdan gelen deniz suyundaki sıcak kül nedeniyle anında fosilleştiği belirtildi. Bu yüzden Pompeii ismi verildi. 500 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen yaratığın küller içinde kalmış olması tüm vücudunu korunmasını sağlayarak ve sindirim sistemini doldurarak araştırmacıların onu ilk kez analiz etmesine olanak tanıdı. Araştırmacılar bu bulguların Dünya'da yaşamın evrimi hakkında önemli keşiflere yol açmasını beklediklerini belirtti. Trilobitler, yaklaşık 521 milyon yıl öncesinden başlayarak Permiyen döneminin sonuna kadar var olan eski denizel eklem bacaklılardır. Arthropoda şubesine ait olan trilobitler, Arthropoda'nın en erken bilinen gruplarından biri olarak kabul edilir ve günümüzde soyu tükenmiştir. Trilobitler, şekil, boyut ve yaşam alanı bakımından son derece çeşitliydi ve fosil kayıtlarına göre 20.000'den fazla türü bulunmaktadır.

Dünyanın en yaşanabilir şehirleri açıklandı: Avrupa'dan 4 şehir listede

Dünyanın en yaşanabilir şehirleri açıklandı: Avrupa'dan 4 şehir listede

Dünyanın en yaşanabilir şehirleri belli oldu. The Economist'in İstihbarat Birimi (EIU) tarafından hazırlanan yaşanabilirlik endeksinde, istikrar, sağlık hizmetleri, kültür, çevre, eğitim ve altyapı kategorileri değerlendirmeye alındı. Zirvenin sahibi bu sene de değişmedi. Listede Avrupa'dan 4 şehir yer alıyor. 10. Auckland, Yeni Zelanda 9. Osaka, Japonya 8. Vancouver, Kanada 7. Sydney, Avustralya 6. Cenevre, İsviçre 5. Calgary, Kanada 4. Melbourne, Avustralya 3. Zürih, İsviçre 2. Kopenhag, Danimarka 1. Viyana, Avusturya

Dünyanın en yaşanabilir şehirleri açıklandı: Avrupa'dan 4 şehir listede

Dünyanın en yaşanabilir şehirleri açıklandı: Avrupa'dan 4 şehir listede

Dünyanın en yaşanabilir şehirleri belli oldu. The Economist'in İstihbarat Birimi (EIU) tarafından hazırlanan yaşanabilirlik endeksinde, istikrar, sağlık hizmetleri, kültür, çevre, eğitim ve altyapı kategorileri değerlendirmeye alındı. Zirvenin sahibi bu sene de değişmedi. Listede Avrupa'dan 4 şehir yer alıyor. 10. Auckland, Yeni Zelanda 9. Osaka, Japonya 8. Vancouver, Kanada 7. Sydney, Avustralya 6. Cenevre, İsviçre 5. Calgary, Kanada 4. Melbourne, Avustralya 3. Zürih, İsviçre 2. Kopenhag, Danimarka 1. Viyana, Avusturya

2024 Kuzey Kore İnsan Hakları Raporu: K-pop dinlediği için bir adam idam edildi

2024 Kuzey Kore İnsan Hakları Raporu: K-pop dinlediği için bir adam idam edildi

Güney Kore'nin Birleşme Bakanlığı tarafından, Kuzey Kore insan hakları 2024 raporu yayımlandı. Kültürel ithalata yönelik devam eden baskıyı detaylandıran raporda K-pop dinlediği için idam edilen bir Kuzey Koreliden de bahsedili. Güney Kore'nin yayımladığı rapora göre 22 yaşındaki bir Kuzey Koreli, Güney Kore filmleri ve müzikleri izlediği ve paylaştığı için idam edildi. Güney Kore Birleşme Bakanlığı tarafından Perşembe günü yayımlanan 2024 Kuzey Kore İnsan Hakları Raporu'nda detaylandırılan vaka, 649 Kuzey Koreli sığınmacının tanıklıklarını derliyor. İsmi açıklanmayan sığınmacının ifadesine göre, Kuzey Kore'de bulunan Güney Hwanghae eyaletinden bir adam, 2020 yılında kabul edilen ve "gerici ideoloji ve kültürü" yasaklayan bir Kuzey Kore yasasına aykırı olarak, 70 Güney Kore şarkısı dinlediği, üç film izlediği ve bunları dağıttığı için 2022 yılında idam edildi. The Guardian'ın haberine göre, rapor, Kuzey Koreli yetkililerin özellikle gençleri hedef alarak dışarıdaki bilgi akışını kontrol etmeye yönelik kapsamlı çabalarını detaylandırıyor. GÜNEY GELENEKLERİ YASAK Diğer baskı örnekleri arasında, beyaz elbise giyen gelinler, gelini taşıyan damatlar, güneş gözlüğü takmak veya şarap kadehlerinden içki içmek gibi "gerici" uygulamalara verilen cezalar da yer alıyor; bunların hepsi Güney Kore gelenekleri olarak görülüyor. Rapora göre cep telefonları da ifadeler ve argo terimler açısından sık sık denetleniyor. Her iki Kore de aynı dili paylaşıyor olsa da, 1950-53 Kore savaşından sonraki bölünmeden bu yana ince farklılıklar ortaya çıkmıştır. KİM JONG-UN'A KARŞI ARTAN ELEŞTİRİLER K-pop yasağının başlangıcı, Kuzey Korelileri Batı kültürünün "zararlı" etkilerinden koruma amacı taşıyor ve eski lider Kim Jong-il döneminde yoğunlaşarak oğlu Kim Jong-un yönetiminde devam ediyor. Uzmanlar, Güney Kore popüler kültürünün Kuzey Kore'deki ideolojik bağlılığı tehdit edebileceğini belirtiyorlar. Son dönemde Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye misilleme olarak binlerce anti-Pyongyang broşür ve K-pop içerikli balon gönderdiği bilgisi de raporda yer alıyor. Güney Kore'den kaçan genç bir kadın, Kore dizilerinin Kuzey Koreli gençler üzerinde büyük bir etki yarattığını ve rejim altında yaşamak yerine ölmeyi tercih edeceklerini söylüyor. Kadın ayrıca, Kuzey Kore'de gizli hoşnutsuzluk bulunduğunu ve yakın çevresinde Kim Jong-un'a karşı eleştirel konuşmalar yapıldığını da ifade ediyor.

2024 Kuzey Kore İnsan Hakları Raporu: K-pop dinlediği için bir adam idam edildi

2024 Kuzey Kore İnsan Hakları Raporu: K-pop dinlediği için bir adam idam edildi

Güney Kore'nin Birleşme Bakanlığı tarafından, Kuzey Kore insan hakları 2024 raporu yayımlandı. Kültürel ithalata yönelik devam eden baskıyı detaylandıran raporda K-pop dinlediği için idam edilen bir Kuzey Koreliden de bahsedili. Güney Kore'nin yayımladığı rapora göre 22 yaşındaki bir Kuzey Koreli, Güney Kore filmleri ve müzikleri izlediği ve paylaştığı için idam edildi. Güney Kore Birleşme Bakanlığı tarafından Perşembe günü yayımlanan 2024 Kuzey Kore İnsan Hakları Raporu'nda detaylandırılan vaka, 649 Kuzey Koreli sığınmacının tanıklıklarını derliyor. İsmi açıklanmayan sığınmacının ifadesine göre, Kuzey Kore'de bulunan Güney Hwanghae eyaletinden bir adam, 2020 yılında kabul edilen ve "gerici ideoloji ve kültürü" yasaklayan bir Kuzey Kore yasasına aykırı olarak, 70 Güney Kore şarkısı dinlediği, üç film izlediği ve bunları dağıttığı için 2022 yılında idam edildi. The Guardian'ın haberine göre, rapor, Kuzey Koreli yetkililerin özellikle gençleri hedef alarak dışarıdaki bilgi akışını kontrol etmeye yönelik kapsamlı çabalarını detaylandırıyor. GÜNEY GELENEKLERİ YASAK Diğer baskı örnekleri arasında, beyaz elbise giyen gelinler, gelini taşıyan damatlar, güneş gözlüğü takmak veya şarap kadehlerinden içki içmek gibi "gerici" uygulamalara verilen cezalar da yer alıyor; bunların hepsi Güney Kore gelenekleri olarak görülüyor. Rapora göre cep telefonları da ifadeler ve argo terimler açısından sık sık denetleniyor. Her iki Kore de aynı dili paylaşıyor olsa da, 1950-53 Kore savaşından sonraki bölünmeden bu yana ince farklılıklar ortaya çıkmıştır. KİM JONG-UN'A KARŞI ARTAN ELEŞTİRİLER K-pop yasağının başlangıcı, Kuzey Korelileri Batı kültürünün "zararlı" etkilerinden koruma amacı taşıyor ve eski lider Kim Jong-il döneminde yoğunlaşarak oğlu Kim Jong-un yönetiminde devam ediyor. Uzmanlar, Güney Kore popüler kültürünün Kuzey Kore'deki ideolojik bağlılığı tehdit edebileceğini belirtiyorlar. Son dönemde Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye misilleme olarak binlerce anti-Pyongyang broşür ve K-pop içerikli balon gönderdiği bilgisi de raporda yer alıyor. Güney Kore'den kaçan genç bir kadın, Kore dizilerinin Kuzey Koreli gençler üzerinde büyük bir etki yarattığını ve rejim altında yaşamak yerine ölmeyi tercih edeceklerini söylüyor. Kadın ayrıca, Kuzey Kore'de gizli hoşnutsuzluk bulunduğunu ve yakın çevresinde Kim Jong-un'a karşı eleştirel konuşmalar yapıldığını da ifade ediyor.

Peru'da 7.2 şiddetinde deprem: Can kaybı ve yaralanma yok

Peru'da 7.2 şiddetinde deprem: Can kaybı ve yaralanma yok

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu, Peru'nun orta kesimlerinde 7.2 şiddetinde deprem meydana geldiğini açıkladı. Alman Yerbilimleri Araştırma Merkezi ise depremin büyüklüğünü 6.9 olarak duyurdu. Depremde can kaybı veya yaralanma yaşanmazken, ABD Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi ise tsunami uyarısı yaptı ancak daha sonra bu tehdidin ortadan kalktığını bildirdi. Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), bugün Peru'nun orta kesimlerinde 7.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. Açıklamada, bazı kıyı şeritlerinde tsunami dalgalarının oluşabileceği belirtildi. USGS, Atiquipa bölgesinden 8,8 kilometre uzakta meydana gelen sarsıntıdan kısa bir süre sonra, daha önceki büyüklük derecesini yükseltti. Başlangıçta herhangi bir tehdit olmadığını söyleyen Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, daha sonra "bazı kıyılarda üç metreye kadar dalgaların mümkün olduğu" uyarısında bulundu. Alman Yerbilimleri Araştırma Merkezi (GFZ) ise Peru kıyıları yakınlarında 6.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı. GFZ, depremin 10 km derinlikte olduğunu söyledi. Daha önce sarsıntının büyüklüğünü 6.4 olarak belirlemişti. ABD Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi, daha önce tsunami tehdidi olmadığını açıklamış olmasına rağmen, mevcut verilere dayanarak depremden kaynaklanan bir tsunami tehdidi olduğunu söyledi. Bazı kıyılarda dalgaların 1 ile 3 metreye kadar ulaşabileceği belirtildi. Merkez daha sonra yaptığı açıklamada, tsunami uyarısını kaldırdı. Peru Başbakanı Gustavo Adrianzen, de tsunami tehdidinin ortadan kalktığını açıkladı. Adrianzen, deprem nedeniyle herhangi bir can kaybı yaşanmadığını da sözlerine ekledi.