Dünya Gündemi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Birliği’nin (AB) Liderler Zirvesi’nde Birliğin yeni yöneticileri olarak önerilen ve seçilen isimleri, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde sandıktan çıkan sonuca saygısı gereği desteklememe kararı aldığını bildirdi.
AB üyesi ülkelerde, 6-9 Haziran’da yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin ardından AB yönetiminin üst pozisyonlarının belirlendiği Liderler Zirvesi’nde tavrı en çok merak edilen lider olan Meloni, gece geç saatlerde yapılan oturumun ardından buradaki tutumuna dair X hesabından paylaşımda bulundu. AB Konseyi Başkanlığı için eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa’nın seçildiği, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in görevini yeni dönemde de sürdürmesinin ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliğine Estonya Başbakanı Kaja Kallas’ın atanmasının önerildiği oturuma ilişkin Meloni, “(Avrupa) Halk Partisi, Sosyalistler ve Liberallerin, Avrupa’nın zirvesindeki yeni isimlere yönelik formüle ettiği öneri, yöntem ve içerik bakımından yanlıştır. Vatandaşa ve seçimlerde bu vatandaşlardan gelen yönlendirmeye saygımdan ötürü bu öneriyi desteklememe kararı aldım. İtalya’ya nihayet Avrupa’da hak ettiği ağırlığı vermek için çalışmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Meloni, Brüksel’deki AB Liderler Zirvesi’ne gelmeden önce 26 Haziran’da İtalyan parlamentosunda yaptığı konuşmada, Birliği 5 yıl boyunca yönetecek isimlerin belirlenme biçimini ve diğer AB liderlerini, önerdikleri isimler itibarıyla sert şekilde eleştirmişti. Meloni’nin parlamentoda sıraladığı eleştirilerinden sonra İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın da “AB’nin kurucu ortak devlet olan İtalya’yı görmezden gelmemesi gerektiğini” söylediği basına yansımıştı. Buna karşılık, muhalefet partileri, “Meloni ve lideri olduğu sağ koalisyonun İtalya’yı Avrupa’dan izole ettiği” eleştirilerinde bulunmuştu.

ABD’nin Oklahoma eyaletindeki tüm devlet okullarındaki müfredata, İncil ve On Emir’in dahil edilmesi talimatı verildi.
Oklahoma Eyaleti Eğitim Kurulu Başkanı Ryan Walters, eyaletteki devlet okullarına talimat gönderdi. Walters, eyaletteki her sınıfta bir İncil bulunması ve tüm öğretmenlerin sınıfta İncil’den ders vermesi gerektiğini belirterek, kutsal kitabın “Anayasa ve ülkenin doğuşu için kullanılan en temel belgelerden biri” olduğunu aktardı. Oklahoma akademik standartlarına göre İncil’in ülkenin geçmişi ve Batı medeniyeti hakkında tam bir anlayışa sahip olmak için gerekli bir tarihi belge olduğunu savunan Walters, “İncil, vazgeçilmez tarihi ve kültürel mihenk taşıdır.” ifadesini kullandı. Walters, Oklahoma öğrencilerinin İncil bilgisi olmadan ulusun temelini doğru bir şekilde kavrayamayacaklarını belirterek, “Bu sadece bir eğitim direktifi değil aynı zamanda öğrencilerimizin ülkemizin temel değerlerini ve tarihi bağlamını kavramalarını sağlamak için önemli bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu. Louisiana Valisi Jeff Landry de 19 Haziran’da kabul edilen, eyaletteki devlet okullarında sınıflara On Emir’in yazılı olduğu posterlerin asılmasını zorunlu kılan yasayı imzalayarak yürürlüğe koymuştu. Buna karşılık, aralarında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliğinin (ACLU) yer aldığı bazı kuruluşlar, bu yasanın çocukların eşit eğitim almasının önüne geçtiğini ve farklı inançlardan öğrencilerin okullarda güvende hissetmemesine yol açacağını ifade ederek, bu yasaya karşı dava açılacağını bildirmişti. On Emir, Hz. Musa’ya Sina Dağı’nda verilen ilk ilahi emirler olarak biliniyor ve Eski Ahid kapsamında İncil’in bir parçası kabul ediliyor.

ABD’nin Oklahoma eyaletindeki tüm devlet okullarındaki müfredata, İncil ve On Emir’in dahil edilmesi talimatı verildi.
Oklahoma Eyaleti Eğitim Kurulu Başkanı Ryan Walters, eyaletteki devlet okullarına talimat gönderdi. Walters, eyaletteki her sınıfta bir İncil bulunması ve tüm öğretmenlerin sınıfta İncil’den ders vermesi gerektiğini belirterek, kutsal kitabın “Anayasa ve ülkenin doğuşu için kullanılan en temel belgelerden biri” olduğunu aktardı. Oklahoma akademik standartlarına göre İncil’in ülkenin geçmişi ve Batı medeniyeti hakkında tam bir anlayışa sahip olmak için gerekli bir tarihi belge olduğunu savunan Walters, “İncil, vazgeçilmez tarihi ve kültürel mihenk taşıdır.” ifadesini kullandı. Walters, Oklahoma öğrencilerinin İncil bilgisi olmadan ulusun temelini doğru bir şekilde kavrayamayacaklarını belirterek, “Bu sadece bir eğitim direktifi değil aynı zamanda öğrencilerimizin ülkemizin temel değerlerini ve tarihi bağlamını kavramalarını sağlamak için önemli bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu. Louisiana Valisi Jeff Landry de 19 Haziran’da kabul edilen, eyaletteki devlet okullarında sınıflara On Emir’in yazılı olduğu posterlerin asılmasını zorunlu kılan yasayı imzalayarak yürürlüğe koymuştu. Buna karşılık, aralarında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliğinin (ACLU) yer aldığı bazı kuruluşlar, bu yasanın çocukların eşit eğitim almasının önüne geçtiğini ve farklı inançlardan öğrencilerin okullarda güvende hissetmemesine yol açacağını ifade ederek, bu yasaya karşı dava açılacağını bildirmişti. On Emir, Hz. Musa’ya Sina Dağı’nda verilen ilk ilahi emirler olarak biliniyor ve Eski Ahid kapsamında İncil’in bir parçası kabul ediliyor.

Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi.
Kanada’dan şiddet yanlısı İsrailli yerleşimcilere yaptırım kararı geldi. Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi. Açıklamaya göre, yaptırım uygulanacak kuruluşların Batı Şeria’da yerleşim yerleri için lobi yapan Amana Derneği, Yahudilerin Araplarla evlenmesine ve asimilasyonuna karşı çıkan, İsrail’de Yahudi olmayanların kamusal faaliyetlerini engellemeye çalışan aşırı sağcı grup Lehava, Batı Şeria’da yasadışı ileri karakollar inşa eden ve genellikle genç İsraillilerden oluşan Hilltop Gençliği, Ocak 2021’de kurulan, Tirza Vadisi ileri karakolu olarak da bilinen Moshe’s Farm ve Halamish yerleşimi yakınlarındaki Zvi’s Farm’ın olduğu aktarıldı. Yaptırım uygulanan şahısların kimliği ise, Lehava’nın kurucusu Bentzi Gopstein ve yerleşimci aktivist Daniella Weiss’ın yanı sıra Shalom Zicherman, Meir Mordechai Ettinger, Ely Federman, Elisha Yered ve Einan Ben-Nir Amram Tanjil olarak bildirildi. Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly yaptığı açıklamada, “Batı Şeria’daki aşırılık yanlısı yerleşimci şiddetinden derin endişe duymaya devam ediyoruz. Bu tür eylemleri sadece Filistinlilerin yaşamları üzerindeki önemli etkileri nedeniyle değil, aynı zamanda kalıcı barış umutları üzerindeki yıpratıcı etkileri nedeniyle de kınıyoruz” ifadelerini kullandı. Kanada, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan İsrailli yerleşimcilere ilk kez Mayıs ayında yaptırım açıklamıştı. İngiltere, Fransa, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’de geçtiğimiz aylarda çeşitli yatırımlar açıklamıştı.

Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi.
Kanada’dan şiddet yanlısı İsrailli yerleşimcilere yaptırım kararı geldi. Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistinlilere ve Batı Şeria’daki mülklerine yönelik şiddet içeren ve istikrarı bozan eylemleri nedeniyle İsrailli 7 kişi ve 5 kuruluşa yaptırım uygulanacağı bildirildi. Açıklamaya göre, yaptırım uygulanacak kuruluşların Batı Şeria’da yerleşim yerleri için lobi yapan Amana Derneği, Yahudilerin Araplarla evlenmesine ve asimilasyonuna karşı çıkan, İsrail’de Yahudi olmayanların kamusal faaliyetlerini engellemeye çalışan aşırı sağcı grup Lehava, Batı Şeria’da yasadışı ileri karakollar inşa eden ve genellikle genç İsraillilerden oluşan Hilltop Gençliği, Ocak 2021’de kurulan, Tirza Vadisi ileri karakolu olarak da bilinen Moshe’s Farm ve Halamish yerleşimi yakınlarındaki Zvi’s Farm’ın olduğu aktarıldı. Yaptırım uygulanan şahısların kimliği ise, Lehava’nın kurucusu Bentzi Gopstein ve yerleşimci aktivist Daniella Weiss’ın yanı sıra Shalom Zicherman, Meir Mordechai Ettinger, Ely Federman, Elisha Yered ve Einan Ben-Nir Amram Tanjil olarak bildirildi. Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly yaptığı açıklamada, “Batı Şeria’daki aşırılık yanlısı yerleşimci şiddetinden derin endişe duymaya devam ediyoruz. Bu tür eylemleri sadece Filistinlilerin yaşamları üzerindeki önemli etkileri nedeniyle değil, aynı zamanda kalıcı barış umutları üzerindeki yıpratıcı etkileri nedeniyle de kınıyoruz” ifadelerini kullandı. Kanada, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan İsrailli yerleşimcilere ilk kez Mayıs ayında yaptırım açıklamıştı. İngiltere, Fransa, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’de geçtiğimiz aylarda çeşitli yatırımlar açıklamıştı.

Yapay zeka insan yaşamını getirdiği kolaylıklar yanı sıra pek çok alanda riskler de barındırıyor. Gelecekte bu riskleri en az indirmek ve gerçekle sahte olanı ayırt etmek çok daha zor olacak. Uzmanlar bu durumun ülkelerin siyasi geleceğini tehdit edebileceğini, iktidarları şekillendirmede rol oynayabileceğini söylüyor.
Yapay zeka seçmenlerin siyasi tercihine etki edip bir ülkenin kaderinin belirlenmesinde rol oynayabilir mi? İngiltere’deki Alan Turing Enstitüsü araştırmacıları yapay zekanın siyasete olabilecek etkisini masaya yatırdı. Yapılan araştırmaya göre yapay zeka ve onunla birlikte gelen sahte görüntüler üretilen deepfake teknolojisi seçim sonuçlarını etkileyebiliyor. Ancak henüz bu etki kısıtlı seviyede. Araştırmaya göre 2023’ten bugüne yapılan 112 ulusal seçimin yalnızca 19’unda yapay zeka müdahalesi olduğu ortaya çıktı.
“SANDIĞI ETKİLEYECEK BOYUTTA DEĞİL”
Alan Turing Enstitüsü araştırmacısı Sam Stockwell bu müdahalelerin sandıktan çıkan sonuçları etkileyecek boyutta olmadığını söylüyor. Stockwell, “Şu an yapay zekanın seçimlere etkisi ve yapabileceği manipülasyonlar hakkında bir endişe var. Neyse ki yaptığımız araştırmada şu ana kadar sandık sonuçlarını etkileyebilecek bir müdahaleye rastlamadık.” dedi. Oxford Üniversitesinden Sandra Wachter ise teknolojinin insanoğlunu tanımada oldukça ilerlediğine dikkat çekerken, “Algoritmalar neyi sevip neyi sevmediğinizi sizin internetteki hareketlerinizden öğrenebiliyor. Sizden öğrendiği bu gerçekliğe uygun içerikleri karşınıza çıkarıyor. Böylelikle siz de internette kendinizi, sizinle aynı düşünen insanlarla birlikte bir yankı odasında buluyorsunuz. Ve bunun farkında bile olmuyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
“DEEPFAKE RİSK TEŞKİL EDİYOR” Teknoloji güvenliği firması sahibi Rich Turner deepfake’le yaratılan sahte görüntü ve seslerin gün geçtikçe daha kolay üretiliyor hale gelmesinin de insanlık için risk teşkil ettiğini söylüyor. Turner, “Deepfake’le sesimin bir kopyasını yaratmak için gazeteden bir metin okumam yeterli oluyor. Yani herhangi biri internetteki bir videomdan ya da kısa bir ses kaydımdan, sıradan bir insanın gerçeğiyle ayırt edemeyeceği konuşmalar üretebilir. Bana istediğini söyletebilir. Biraz daha zor olsa da aynısı video için de yapılabilir.” dedi.
DEEPFAKE VİDEOLAR HİNDİSTAN’DA TARTIŞMA YARATTI Hindistan’daki genel seçimlerde ülkenin ünlü aktörlerinin Başbakan Narendra Modi’yi eleştirirken görüldüğü deepfake videolar ülkede dolaşıma sokuldu. Bu tarz durumların yaşanmasının önüne geçilebilmesi için gerçek içerikle yapay zeka ile üretilmiş içeriğin ayrımına yönelik mekanizmalar olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ancak şu an için bu tarz bir mekanizma yok. AVRUPA BİRLİĞİ YAPAY ZEKA YASASINI ONAYLADI Yapay zeka regülasyonuyla ilgili en önemli adımlardan biri geçen yıl Avrupa Birliği tarafından atıldı. Birlik dünyadaki ilk yapay zeka yasasını onayladı. Gelecek yıl yürürlüğe girmesi beklenen yasaya göre, yapay zeka sistemleri topluma zarar verme ihtimaline göre risk temelli bir yaklaşımla düzenlenecek. Yüksek riskli yapay zeka sistemlerine daha katı kurallar getirilecek. Yapay zekayı basit yazılım sistemlerinden ayıracak açık kriterler belirlenecek. Yapay zekanın, hiçbir durumda üye ülkelerin ulusal güvenlik konusundaki yeterliliklerini veya bu alanda görevlendirilen herhangi bir kuruluşu etkilememesi sağlanacak.

Yapay zeka insan yaşamını getirdiği kolaylıklar yanı sıra pek çok alanda riskler de barındırıyor. Gelecekte bu riskleri en az indirmek ve gerçekle sahte olanı ayırt etmek çok daha zor olacak. Uzmanlar bu durumun ülkelerin siyasi geleceğini tehdit edebileceğini, iktidarları şekillendirmede rol oynayabileceğini söylüyor.
Yapay zeka seçmenlerin siyasi tercihine etki edip bir ülkenin kaderinin belirlenmesinde rol oynayabilir mi? İngiltere’deki Alan Turing Enstitüsü araştırmacıları yapay zekanın siyasete olabilecek etkisini masaya yatırdı. Yapılan araştırmaya göre yapay zeka ve onunla birlikte gelen sahte görüntüler üretilen deepfake teknolojisi seçim sonuçlarını etkileyebiliyor. Ancak henüz bu etki kısıtlı seviyede. Araştırmaya göre 2023’ten bugüne yapılan 112 ulusal seçimin yalnızca 19’unda yapay zeka müdahalesi olduğu ortaya çıktı.
“SANDIĞI ETKİLEYECEK BOYUTTA DEĞİL”
Alan Turing Enstitüsü araştırmacısı Sam Stockwell bu müdahalelerin sandıktan çıkan sonuçları etkileyecek boyutta olmadığını söylüyor. Stockwell, “Şu an yapay zekanın seçimlere etkisi ve yapabileceği manipülasyonlar hakkında bir endişe var. Neyse ki yaptığımız araştırmada şu ana kadar sandık sonuçlarını etkileyebilecek bir müdahaleye rastlamadık.” dedi. Oxford Üniversitesinden Sandra Wachter ise teknolojinin insanoğlunu tanımada oldukça ilerlediğine dikkat çekerken, “Algoritmalar neyi sevip neyi sevmediğinizi sizin internetteki hareketlerinizden öğrenebiliyor. Sizden öğrendiği bu gerçekliğe uygun içerikleri karşınıza çıkarıyor. Böylelikle siz de internette kendinizi, sizinle aynı düşünen insanlarla birlikte bir yankı odasında buluyorsunuz. Ve bunun farkında bile olmuyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
“DEEPFAKE RİSK TEŞKİL EDİYOR” Teknoloji güvenliği firması sahibi Rich Turner deepfake’le yaratılan sahte görüntü ve seslerin gün geçtikçe daha kolay üretiliyor hale gelmesinin de insanlık için risk teşkil ettiğini söylüyor. Turner, “Deepfake’le sesimin bir kopyasını yaratmak için gazeteden bir metin okumam yeterli oluyor. Yani herhangi biri internetteki bir videomdan ya da kısa bir ses kaydımdan, sıradan bir insanın gerçeğiyle ayırt edemeyeceği konuşmalar üretebilir. Bana istediğini söyletebilir. Biraz daha zor olsa da aynısı video için de yapılabilir.” dedi.
DEEPFAKE VİDEOLAR HİNDİSTAN’DA TARTIŞMA YARATTI Hindistan’daki genel seçimlerde ülkenin ünlü aktörlerinin Başbakan Narendra Modi’yi eleştirirken görüldüğü deepfake videolar ülkede dolaşıma sokuldu. Bu tarz durumların yaşanmasının önüne geçilebilmesi için gerçek içerikle yapay zeka ile üretilmiş içeriğin ayrımına yönelik mekanizmalar olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ancak şu an için bu tarz bir mekanizma yok. AVRUPA BİRLİĞİ YAPAY ZEKA YASASINI ONAYLADI Yapay zeka regülasyonuyla ilgili en önemli adımlardan biri geçen yıl Avrupa Birliği tarafından atıldı. Birlik dünyadaki ilk yapay zeka yasasını onayladı. Gelecek yıl yürürlüğe girmesi beklenen yasaya göre, yapay zeka sistemleri topluma zarar verme ihtimaline göre risk temelli bir yaklaşımla düzenlenecek. Yüksek riskli yapay zeka sistemlerine daha katı kurallar getirilecek. Yapay zekayı basit yazılım sistemlerinden ayıracak açık kriterler belirlenecek. Yapay zekanın, hiçbir durumda üye ülkelerin ulusal güvenlik konusundaki yeterliliklerini veya bu alanda görevlendirilen herhangi bir kuruluşu etkilememesi sağlanacak.

Amerika Birleşik Devletleri’nde Kasım’daki başkanlık seçimleri öncesinde mevcut Başkan Joe Biden ve eski başkan Donald Trump, televizyonda seçim tartışmasında kozlarını paylaştı. Trump, “Ben başkan olsaydım Hamas İsrail’e saldırmazdı” derken, Biden ise Trump gibi adayları engellemek için aday olduğunu söyledi.

HABERİN VİDEOSUNA GİT

Trump, ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerika’yı üçüncü dünya savaşına sürüklediğini söyledi. Trump, “III. Dünya Savaşı’na hayal edebileceğinizden çok daha yakınız. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin lideri Xi ve Rusya lideri Putin dahil kimse kendisine saygı göstermiyor, kendisinden korkmuyor. Hiçbiri, bu beyefendiyi umursamıyor. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor.” diye konuştu.

Trump, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin korkunç bir düzensizlik içerisinde gerçekleştirilmesinin Rusya Devlet Başkanı Putin’i Ukrayna’ya saldırmaya teşvik ettiğini söyledi. Trump, “Eğer gerçek bir başkanımız, saygı duyulan bir başkanımız olsaydı, asla işgal yaşanmazdı” dedi.

ABD Başkanı Biden’ın İsrail politikasını eleştiren ve Biden’ı “Filistinlilere yakınlık duymakla” suçlayan Trump, Biden’ın çok kısıtlayıcı davrandığını savundu. İsrail’in Hamas’a karşı savaşta daha serbest hareket etmesine izin verilmesi gerektiğini savunan Trump, “Onları bırakıp, başladıkları işi bitirmelerine izin verilmesi gerekiyor” dedi.

Düzensiz göçmen ve mültecilerin ABD’de suç işlediklerini söyleyen Trump, “Genç kadınlar, Biden’ın sınırı geçmeye izin verdiği göçmenler tarafından öldürülüyor. Bu katiller, ülkemize gelerek kadınlarımıza tecavüz ediyor ve onları öldürüyor” diye konuştu.ABD’nin Biden’ın göçmenlik politikaları nedeniyle bir “fare yuvasına” dönüştüğünü söyleyen Trump, “Artık, kelimenin tam manasıyla medeniyet dışı kalmış bir ülke halindeyiz” dedi.






Tartışma 1960’tan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapıldı. Bundan sonraki televizyon tartışması ise 10 Eylül’de yapılacak.





Amerika Birleşik Devletleri’nde Kasım’daki başkanlık seçimleri öncesinde mevcut Başkan Joe Biden ve eski başkan Donald Trump, televizyonda seçim tartışmasında kozlarını paylaştı. Trump, “Ben başkan olsaydım Hamas İsrail’e saldırmazdı” derken, Biden ise Trump gibi adayları engellemek için aday olduğunu söyledi.

HABERİN VİDEOSUNA GİT

Trump, ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerika’yı üçüncü dünya savaşına sürüklediğini söyledi. Trump, “III. Dünya Savaşı’na hayal edebileceğinizden çok daha yakınız. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin lideri Xi ve Rusya lideri Putin dahil kimse kendisine saygı göstermiyor, kendisinden korkmuyor. Hiçbiri, bu beyefendiyi umursamıyor. Kendisi bizi III. Dünya Savaşı’na sürüklüyor.” diye konuştu.

Trump, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin korkunç bir düzensizlik içerisinde gerçekleştirilmesinin Rusya Devlet Başkanı Putin’i Ukrayna’ya saldırmaya teşvik ettiğini söyledi. Trump, “Eğer gerçek bir başkanımız, saygı duyulan bir başkanımız olsaydı, asla işgal yaşanmazdı” dedi.

ABD Başkanı Biden’ın İsrail politikasını eleştiren ve Biden’ı “Filistinlilere yakınlık duymakla” suçlayan Trump, Biden’ın çok kısıtlayıcı davrandığını savundu. İsrail’in Hamas’a karşı savaşta daha serbest hareket etmesine izin verilmesi gerektiğini savunan Trump, “Onları bırakıp, başladıkları işi bitirmelerine izin verilmesi gerekiyor” dedi.

Düzensiz göçmen ve mültecilerin ABD’de suç işlediklerini söyleyen Trump, “Genç kadınlar, Biden’ın sınırı geçmeye izin verdiği göçmenler tarafından öldürülüyor. Bu katiller, ülkemize gelerek kadınlarımıza tecavüz ediyor ve onları öldürüyor” diye konuştu.ABD’nin Biden’ın göçmenlik politikaları nedeniyle bir “fare yuvasına” dönüştüğünü söyleyen Trump, “Artık, kelimenin tam manasıyla medeniyet dışı kalmış bir ülke halindeyiz” dedi.






Tartışma 1960’tan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapıldı. Bundan sonraki televizyon tartışması ise 10 Eylül’de yapılacak.





Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce, “kendi kendine darbe planladı” iddialarına tepki göstererek, suçlamaları kesin bir dille reddettiğini bildirdi.
Arce, yönetimsel başkent La Paz’daki Devlet Başkanlığı konutu Casa Grande Pueblo’da düzenlediği basın toplantısında, gözaltına alınan eski ordu komutanı Jose Zuniga’nın iddiaları ve bazı medya kuruluşlarının “kendi kendine darbe planladı” haberlerine cevap verdi. Zuniga’nın başını çektiği bir askeri darbe girişiminin yaşandığını hatırlatan Arce, “Bu nasıl bir talimat veya kendi kendine darbe planlaması nasıl olabilir? O kendi inisiyatifiyle hareket etti.” ifadesini kullandı. Arce, Zuniga’nın suçlamalarını son derece “çirkin” bulduğunu vurgulayarak, “Benim popülerlik kazanmam için bunu yaptığımı öne sürüyor, ben halkın kanıyla popülerlik kazanacak bir siyasetçi değilim.” diye konuştu.
Eski Devlet Başkanı Evo Morales ile darbe girişiminden önce telefonla konuştuğunu dile getiren Arce, “Evet onunla farklılıklarımız olabilir, ancak önlemini alması için kendisiyle iletişime geçtim. Darbenin yaklaşmakta olduğunu gördük ve Evo yoldaşla telefonda kısa bir görüşme gerçekleştirdim. Bana geldikleri gibi (darbeci askerleri kastederek) ona da gideceklerdi.” dedi. Arce, darbe girişimi öncesi silahlı kuvvetlerde bir süredir olağan dışı hareketlenmeler gördüklerini ve olacakları tahmin ettiklerini belirtti. Gözaltına alınmadan kısa süre önce gazetecilere konuşan Zuniga, “Ben masumum. Arce ile geçtiğimiz pazar günü bir araya geldik. Devlet Başkanı, bana durumun çok kötü olduğunu ve ülkenin son derece kritik bir süreçten geçtiğinden bahsetti. ‘Popülaritemin yeniden yükselmesi için bir şeyler yapmalıyız.’ dedi.” iddiasında bulunmuştu.BOLİVYA’DA DARBE GİRİŞİMİ Bolivya Devlet Başkanı Arce, 26 Haziran’da ülkede bazı askeri birliklerin usulsüz şekilde harekete geçirildiğini belirterek ordudan, demokrasiye saygı göstermesini istemişti. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, askeri zırhlı aracın yönetimsel başkent La Paz’daki hükümet sarayına zorla girmeye çalıştığı yer almıştı. Askerlere tepki gösteren vatandaşlara, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale edilmişti. Arce, hükümet sarayına zorla girmeye çalışan eski komutan Jose Zuniga ile yüz yüze konuşmuş ve askerlerin derhal çekilmesini talep etmişti. Ulusa seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunmuştu. Arce’nin çağrısı üzerine binlerce kişi meydanlara inmiş ve askeri darbe girişimini protesto etmişti. Bolivya ordusunun yeni atanan komutanı Jose Wilson Sanchez’in emri üzerine, darbe girişimine kalkışan askerler birliklerine dönmüştü. Arce hükümetine yönelik darbe girişimine kalkışan eski komutan Zuniga, başsavcılığın talebi üzerine gözaltına alınmıştı.